Hasan Bildirici

Yeniden merhaba

Kurdistan-Post’ta yazmayı bırakınca, birçok arkadaştan mesaj aldım. Yeniden yazmamı istiyordu arkadaşlar. Yazı aracılığıyla kurmuş olduğumuz bağın büyüklüğü karşısında şaşırdım. Bu, yazının ve düşüncenin gücüdür. Yazı ve düşünce Kürtlerde yeni yeni tam rolünü oynuyor.
 
Bizler, stres atmak ve isim yapmak için yazmıyoruz. Bizim bir ulusal sorunumuz var. Kürtler, vatanları ve kültürleriyle birlikte gasp edilmiş bir halktır. Bu gasptan yakamızı kurtarmaya çalışıyoruz. Başka ulusların yüzlerce yıldır sahip oldukları yurttaşlık hak ve özgürlüklerine biz de sahip olmak istiyoruz.  
 
21.Yüzyılın şafağında Kürde hala bir yaşam modeli bulmaya çalışıyorlar. Nerede Kürtçe konuşacağımıza, ne kadar siyaset yapabileceğimize, Kürtlüğün ne kadarını temsil edeceğimize; nerede gülüp, nerede ağlayacağımıza bir kez daha karar vermek istiyorlar. Güvenliğimizin derecesini de hakkımızda hüküm verenler belirleyecek. Hangi tank taburu veya zırhlı tugayın nerede konumlanacağı kararı da onlara ait. Namluların yönünü de kendileri belirleyecek. Verecekleri koordinatlarda hayvan otlatabilecek, ceza kanunlarına iliştirilmiş Kürtlük suçlarını dikkate olarak yaşayabileceğiz. Gecenin hangi saatinde evimizin basılacağı tasarrufu da kendilerine ait.
 
Bir ulus ki, her şeyini sömürgeciliğe kaptırmış, o ulusun hangi kitabının serbest, hangi gazetesinin yasak olacağını da onlar belirleyecek…
 
Kürdün durumu budur. Biz bu ulusun yazarlığını ve gazeteciğini yapıyoruz…

 
Kemal Mavane ve Bekir Madon arkadaşlar, bize söylemeden, ancak bizim değerlendirmemiz için yeni bir site hazırlığına giriştiklerinde ve bunu kendilerinden öğrendiğimde doğrusu sevindim. Üstelik bu kez yükün çoğunu kendileri paylaşacaklar. Kürtler kendilerine ait değerlere sahip çıkmayı ve onlarla dayanışma içinde olmayı öğrendi. Bizler artık keyfimizin istediği gibi davranacak insanlar değiliz. Umudunu temsil etmeye çalıştığımız halkımıza ve onun bireylerine karşı sorumluluklarımız var. Onlar nasıl her koşulda bizleri bulup okuyor ve bir cümlemize saatlerce kafa yoruyorlarsa, bizler de onların isteklerini dikkate almak zorundayız. Bir ulusun direniş yasaları sadece sıradan bireyler için geçerli olmamalıdır. Kürt aydınları, sıradan bir bireyden daha fazla Kürdistan özgürlük mücadelesinin direniş yasalarına tabii olmalıdırlar. 21 Yüzyılın şafağında, 20 milyon Kürdün çocuklarının hala kendi dillerinde okula gidememesinin utancının büyük kısmı, Kürt siyasetçilerine ve biz aydınlarına aittir.
 
Aydının ve yazarın bağımsız olması gerektiği tezi, devlet destekli Kürt ve Türk aydınları tarafından uydurulmuş bir şeydir. Memur yasalarına tabii olarak devletten maaş almak, devletin üniversitelerine tabii olmak, devletin onay verdiği gazetelerde yazmak, devletin inkar  yasalarına uymak, devletin bütün kademeleriyle bağlantı içinde olmak; onların uçaklarıyla gezip, onların izin verdiği toplantılara katılmak ve ondan sonra da bağımsız aydın olduğunu söylemek… Bundan daha uydurma bir iddia yoktur.
 
Her gün bir Türk televizyonunun konuğu olacak, çıktığı televizyon programlarında Kürt direniş hareketinin nasıl bastırılacağına dair bilgiler verecek, başbakan ve cumhurbaşkanının davetli yazarlar ve aydınlar listesinin değişmez kişisi olacak, perde arkası görüşmelerde proje Kürtlüğü yapacak, fakat daha sonra bağımsız aydın olduğunu söyleyecek… Bu da uydurma bir şeydir… Bağımsız aydın; egemen basından, egemen para olanaklarından, egemen projelerden, egemen olanın televizyon kanallarından uzak olandır. Bağımsız aydın, Şırnak’ta, Cizre’de, Diyarbakır’da direniş halindeki halka iç içe olandır. Aydının işi, devlet olanaklarına sırt dayayarak devletle, baskı altında olanlar arasında hakemlik yapmak değildir. Bu tür davranış sahiplerine aydın denmez, çöp çatan denir…
 
Tarafsızlık kavramı, iktidar pisliğinin gizli veya açık taraftarlığını örtbas etmek isteyen çıkarcı ve hileli aydınların, iktidar kurbanı muhalif aydınlara giydirmeye çalıştıkları bir sahtekarlık elbisesidir. Biz, tarafız; ancak bizim taraftarlığımız, tarafsız geçinenlerin kullandıkları ilişki ve olanaklardan çok daha dürüstçedir.
 
Arkadaşlarımızın kurup, ortak kullanıma sundukları www.rojevakurdistan.com adlı internet gazetesi, özgün düşünmenin, demokratik değerleri savunmanın, insan hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın, ırkçılığın her türlüsünü ret etmenin, nereden gelirse gelsin, suç ve suçlulara karşı tavır almanın yeni adreslerinden biridir. Bu aynı zamanda Kürdistan’ın özgürlüğünü ve egemenliğini savunmak anlamına gelmektedir. Kürt halkı, sömürgeci devletin uydusu haline getirilmiş hileli bir Kürtlük modelini asla kabul etmeyecektir. Kürt halkı, kayıtsız şartsız özgürlük ve güvenlik istemektedir… Kürt halkı, özgürlüğe, adalete, eşitliğe dayalı, devletle ilişkileri herkes açısından hukuk temeline oturmuş özgür bir Kürdistan yurttaşlığı istemektedir. İktidarların, projelerin, hile ve aldatmanın Kürtlüğünü değil, güvenlik ve adalet altına alınmış kendi doğal Kürtlüğünü talep edecektir…
 
Bizler, dipten dalgalar halinde gelen bu özgürlük talebini yansıtmakla kalmayacak, özgürlük yolunda birlikte yürümenin onur ve şerefini de yaşamak isteyeceğiz. 
 
Hepinize yeniden merhaba

Hasan Bildirici

 bildiricihasan@hotmail.com 
{jcomments on}

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı