Hasan Bildirici

Yalan-dolan cumhuriyeti

Avustralya, İngiliz sömürgecilerden 50 bin yıl önce kıtaya yerleştiği bilinen Aborijinleri dışladığı gerekçesiyle ulusal marşında değişikliğe gitti. 137 yıl önce kabul edilen Avustralya Milli Marşı ilk kez değiştirildi. Marşın, ikinci mısrasında “genç ve özgür” ifadesi yer alıyordu. Avustralya yerlisi Aborijinlerin kıtada 50 bin yıldır var oldukları göz önünde bulundurularak “genciz ve özgürüz” ifadesi “biriz ve özgürüz”le değiştirildi.

Marşın değiştirilmesi için Aborijinler silahlı mücadele vermiyordu. Gizli örgütleri de yoktu. Rejimi ve devleti tehdit edecek özellikleri de yoktu. Arnavut Asıllı Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılıp Türk milli marşı haline getirilmiş şiirde herkes Müslüman ve herkes Türk ırkından olmak zorunda. Açık bir ırkçılığın yapıldığı, ırk kelimesinin geçtiği terk marş bir Arnavut tarafından yazılmış Türk İstiklal Marşıdır.

Türkiye bir yalan dolan cumhuriyetidir.  Kendini kanıtlama sorunu olan çoğu devşirme unsurlarla  başka uluslardan ve halklardan çalınmış bir çok simgenin harmanında oluşmuş biçimsizlik, Türklüğe ve birlikte yaşanan değişik kültürden topluluklara hiç bir faydası olmayan ucube bir kimlik haline getirilmiştir. İstanbul ve Ankara’nın devşirme Türkçülüğüne ikamet eden bu anlayışla, bir yalan ve dolan cumhuriyeti inşaa edilmiştir. Bu anlayışta Gürcü asıllı Erdoğan en iyi Türktür! Tatar Davutoğlu en iyi Türktür. Pontus asıllı Süleyman soylu da en iyi Türktür. Ermeni asıllı bir aileden geldiği internette kanıtlarla anlatılan Devlet Bahçeli de en iyi Türktür! Kemal Kılıçdaroğlu derseniz, ismi ve soy ismiyle birlikte en makbul Türktür! Osmanlı’dan ayrılan Müslüman milletlere, yaptıklarının yanlış olduğunu kendi biat kültürüyle şöyle açıklamıştı Mehmet Akif Ersoy:

Ben ki evet Arnavut’um. Başka bir şey diyemem işte perişan yurdum!”

Çoğu devşirme asıllı iktidar Türklüğünün yalan imparatorluğuna biat edildiği ve Türk ırkçılığı yapıldığı sürece kökenin hiç bir önemi yoktur.

Hepimiz aslında başka asıllı öz be öz Türküz” dedikten sonra hiç bir şeyin önemi kalmıyor.

Kaz eşek; eşek inek olabilir. Kuşlar kuzu gibi meleyebilir; koyunlar aslan gibi kükreyebilir. Doğanın genetiğiyle oynayan devşirme Türk ırkçılığı bu nedenle gittiği her yere, çevre ülkelere problem götürüyor.

O gün Bizans imparatorluğuna dair bir şeyler okurken, Bizansın İstanbul bayrağının bir iki köşesi kırpılarak Türk bayrağı haline getirilmiş olmasını görünce şaşırmadım. Yanlışlık ve montaj olabilir diye bir de eski Bizans paralarının resimlerine baktım. Bizans paralarında da bugün Türk ırkçılarının yere ve göğe sığdıramadığı bayrağın şekli vardı.

Bir insan kendini Alman, Fransız, Türk, Kürt veya İngiliz hissedebilir. Bir insan ağaca, kuşa, tepeye, direğe , göğe tapabilir. Bir insan dini ve ırkıyla başkasını taciz ediyorsa sorun tam da bu noktada başlıyor. Türkiye’deki 5 milyon Kürd, 10 milyon Laz, bir kaç milyon Çerkez , Tatar Gürcü, beş on milyon Arnavut ve Rum ve diğerleri kendilerini Türk hissedebilir ve yine kendilerini Türk toplumunun bir parçası olarak görebilirler.

Arap bir anne ve Gürcü bir babadan olan Bilal Erdoğan, tırlar dolusu parayı kaçırdıktan sonra, Türklerin Orta Asya okunu çekerek poz verip, atalarımız gibi davranmalıyız derse, “atan kim” diye bir soru yöneltilir ona. Ne anne ve ne de baba tarafı Orta Asya’dan gelmemiş ve Türklükle en ufak bir kan bağı olmamış birinin, iktidar ve servet uğruna Türk ırkçılığı yapması eğer kalmışsa, gerçek Türklüğe hakarettir.

Kimdir gerçek Türk ve Türk nedir?

Ankara ve İstanbul’daki devşirme Türk iktidarlarına olan öfkem ta çocukluğumdan geliyor. Gerçekten Orta Asya’dan savaşarak gelmiş; gelenek, görenek ve getirdiği aletlerini evin duvarlarında sergileyen Türk kabilelerine mensup bir ailede doğup büyüdüm. Beni doğuran Kürt kadını, yani annemi hiç görmedim. 28 yaşında vefat etmiş o kadından bana bir fotoğraf da kalmadı. Ancak Ankara ve istanbul Türklüğüne hiç güvenmediğini; onlarda her türlü yalan ve entrikanın olduğunu babamdan dinleyerek büyüdüm.

Ankara ve İstanbul’daki devşirme iktidar Türklüğünün yarattığı çağdaş, demokratik, adil ve özgürlükçü bir Türk kimliği yok. Aksine yalan, dolan, işkence, cinayet ve katillikle anılan bir kimlik mirası bıraktılar toplumun üzerinde. Osmanlı dağılınca, Osmanlıya hizmet etmiş ne kadar başka kimlikten ve kültürden insan varsa Anadolu’ya üşüştü. Çoğu Hiristiyanlıktan dönme bu insanlarda bir Türkçülük ve İslamcılık yarışı başladı. Dincilik ve Türkçülük bir ekmek kapısı ve yükselmenin basamakları haline getirildi.

Çağdaş ve demokratik ülkede gardiyan bile yapılamayacak Devlet Bahçeli gibi şahıslar, mafya artıkları, toptan uyuşturucu kaçakçıları, hırsızlar, vatan ve millet dolandırıcıları Türk ırkının en yüce insanları oldu! Bu şahıslardan ibaret iktidarların ortaya çıkardığı aydın ve muhalefet tipleri de çoğu zaman kendisine benziyordu.

Değişik uluslardan insanların göçtüğü Amerika’da göçmenler yeni bir ulusal kimlik yaratmada başarılı oldular. Dilini aldıkları İngilizleri kovduktan sonra tamamen özgür bir ülke haline geldiler. Ekonomide, teknolojide , insan hakları ve uzay biliminde dünyaya hükmettiler. Kanada, Avusturalya ve Yeni Zellanda da yeni ve çağdaş bir kimlik oluşturdu. Türkiye’de oluşturulmuş Türk yurttaşlığının haline bakın.

Ekonomi sıfır. Özgürlükler sıfır. Hukuk ve adalet sıfır. Gerçek suçluların iktidarına dayalı ucube bir rejim altında Türk kimliği yamalı bohça gibi… Kürdün ana dili yasak. Alevilik yasadışı bir inanç. Kürdlük yasa dışı bir topluluk. Hiçbir yasasında Kürdün, Alevinin ve diğer toplulukların adı yok.

Arap bir anne, Gürcü bir babadan olma Bilal Erdoğan onun için oku çekerek, ve çektiği yayla kendi yarattıkları basın üçkağıtçılığına dönerek: “Köklerimize gitmeliyiz,” diyor.

Hangi kök? Köksüzlük canını yakıyor anlaşılan.

Bir yalan cumhuriyetinde, yalancı bir yurttaşlar topluluğu olarak, öylesine paldır küldür yaşanıp gidiyor.

Nereye kadar?

Not:yukarıdaki resim Bizans İmparatorluğunun bayrağıdır. Bayrağın kendilerine ait olduğunu bir de Bizans parasının bir yüzüne basarak göstermişler.

Daha Fazla Göster

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu