Hasan Bildirici

Sedat Peker ve suçun kutsallaşmış devlet hali

Organize suç örgütü lideri” sıfatı Türk basınında yaygın kullandığı için devlet tetikçisi Sedat Peker’i anlatırken, isminin önüne bu sıfatı eklemeyi gereksiz buluyorum. Sedat Peker’in videolarının on milyonlarca kişi tarafından, dönüp dolaşıp izlenmesini suça bulaşmış hastalıklı toplumsal içeriğin içe dönük şizofrenliği olarak algılamak gerekir. Bu videolardan iki tanesini bilgi sahibi olmak için ben de izledim. Suç üstü yakalanmış bir suçlunun başkalarını suçlarken kendi suçlarını hafifletmeye çalışmasının inceliklerini gördüm Sedat Peker’de. Bugüne kadar anlattığı aktivitelerde kendisi ve kardeşi hep kullanılmak istemiş, ama onlar üstün bir öngörüyle olay ve cinayet tertiplerine katılmamışlar! Örneğin Kıbrıs’a Kutlu Adalı’yı ödürmeye gitmiş kardeşi, bu cinayeti işlemeden geri dönmüş. Sedat Peker adına İŞİD’ gönderilen silahları Peker, oradaki Türkmenlere ve Türklere göndermek niyetiyle açıklıyor. Suçlu genellikle, niyetlenip yapmadığı veya yapıp da istediği sonuçları alamadığı olayları kendi lehine değiştirerek anlatır. Kati eylemlerine giriş yapmaz. Onlar gizlidir. Devlet, tetikcilerine nasıl cinayet işlettiğini anlatamayacığına göre, itirafçının ifadeleri tek yanlı olarak kalır.

Sedat Peker’i bu kadar yükselten, söz sahibi yapan ve devlet içinde pazarlığa götüren neydi? Elbette eylemleriydi. Bu eylemlerin içeriğini Sedat Peker’den öğrenemeyeceğiz. Sedat Pekerin’in kutsal saymaya devam ettiği devletten de öğrenemeyeceğiz.

Sedat Peker’in bazı itiraflarda bulunması rahatsız edici bir durum değil. Onun itiraflarına insani bir değer biçmektir rahatsız edici olan. Konuşmalarını, “Kızıl Elma, dünya Türklerinin birliği, Allah ve Kuran hakimiyeti, Kutsal Devlet” sologanlarıyla yükseltiyor, ” Kürtlere ve Alevilere adil” davranın sözleriyle de devlet mağdurlarına Türkün yemek sonrası akide şekerini sunuyor.

Bu aslında Türklük adına iktidar işlerini sürdüren devşirmelerin vatanın yerlilerine yüzyıldan fazladır uygun gördükleri bir aşağılama biçimidir. Karadeniz yerlisi Sedat Peker Türk asıllı bile değildir. Ama yaman bir Türkçü, yaman bir İslamcıdır. Kürde ve Aleviye işkence yapmayın derken, iktidara hazırlanmakta olan yeni sağcılığın parke taşlarını döşemektedir.

Recep Erdoğan’ın iktidara geldiği ilk yılları hatırlayın. Aynı dil, aynı üslup, sonrası derin bir aldatılmışlık…

Alevilere ve Kürtlere akide şekeri atmadan sağcı bir partinin tek başına iktidara gelmesi olanaklı değildir. Sağcı ve dinci Türk iktidarları tarafından ağıza atılan Alevi ve Kürt akide şekerinin şöyle bir özelliği vardır: O şeker beyni ve dili uyutur; devlete yatkın Alevi ve Kürt oyları otomatik olarak o sağcı partiye kayar. Kürt ve Alevi düşmanı bütün sağcı partilerin iktidara gelişindeki hikaye budur. Ve sonrası hüsrandır. “Yetmez, ama Evet” diyerek AKP’ye oy veren aydınlar listesine göz atmışlığınız vardır herhalde. Atmamışsanız bir daha göz atın; ihanetin ve çıkarcılığın resmini çizin.

Devlet Tetikçisi Sedat Peker, AKP’nin yerine başka bir Türkçü ve İslamcı partinin iktidara getirilmesi için namludan fırlatılmış bir mermidir. Namludan fırlatılmış olmanın derin anlamının çoğunu kavramaktan uzak olan Sedat Peker rolünün ne kadar farkındadır onu da bilemiyorum.

İktidar söz konusu olduğunda Türk sağcılarının gözü karadır. İktidara gelmek için yapamayacakları şey, almayacakları risk yoktur. Solcular ve demokratar, birbirlerinin tehdidinden çabuk sinerler. Gerekirse solculuğu bırakır, doğacı veya göze batmayan yeni bir mesleğin takipçisi olurlar. Ama iktidar düşkünü Türk sağcıları öyle değildir. Birbirlerini tehdidini yutmaz, gerekirse birbirlerini yaka paça yere çarparlar. Karşılıklı iyi tanışır, birbirlerinin açık ve yamukluklarını iyi bilirler. MHP Başkanı Devlet Bahçeli bir talimatıyla adamlarına bir çok yerde Kürtleri, demokratları ve solcuları sindirebilir; ama kendisinden ayrılan Meral Akşener’i sindirmeye gücü yetmez.

Yeni iktidar sağcılığının oluşmasına hizmet için bir mermi olarak atılan Sedat Peker’i anlamının dışında yorumlamak, AKP MHP iktidar ortaklığının önünü açan “yetmez ama evet” felsefesinin bir devamı ve başka bir versiyonu olarak görülüyor. Türk-İslam iktidarlarının bir suçlusu olan Sedat Peker bazı devlet görevlilerinin kriminal suçlarını anlatmakla, devleti temize çıkarmak istediğini söylüyor, ama Türklük adına devletlik yapan devletin bir adaleti ve hukuku olmadığı için, her sağcı iktidar döneminde bu devletin aynı suçları işleyeceğine ve işleteceğine dair tekrarlanan kanıtları çoktur.

Türk İslam faşistlerinden ve onların itirafçılarından adalet ve iyi bir gelecek beklemenin, suçlu Sedat Peker’in videolarını heyecanla izleyen on milyonluk şizofrenliğe dahil olmanın dışında bir anlamı yoktur.

Türkiye yeni bir ırkçı ve suçlu sağcı iktidara hazırlanıyor. Düne kadar AKP ve MHP tetikçiliği yapan Sedat Peker, yeni hazırlığın ilk mermisi olarak namludan fırlatılmış bile.

Yenilenmiş ırkçı ve sağcı partilerin suçlu iktidarlarına Türkiye’nin ihtiyacı yoktur. İhtiyacı duyulan, hukuk ve adalet anlayışı sağlam gerçek bir vatandaşlar topluluğunun sarsılmaz denetleyici varlığıdır.

Bu varlık ancak; gaddarlığa, ihanet ve zalimliğe, soygunculuğa ve hileye, ırkçılık ve dinsel faşizme meydan okuyan cesur ve donanımlı insanların öncülüğünde oluşabilir.

İnsanın insanlaşma hikayesi de bu dur zaten.

Daha Fazla Göster

2 yorum

  1. hasan arkadas yorumlariniz ve tespitleriniz isabetlidir kaleminize ve yüregine saglik

    not: 4 ciltlik dönüsü olmayan yol kitap serisi elinizde varmi? daha önce kendime almistim arsivimde var ama
    simdi iki seri de arkadaslara hediye almak istiyorum
    (aslinda bir arkadasimiza farkli hediye almak yerine bu kitap hediyelerini yayginlastirmak gerekir en azindan yazarlarimizin tanitiminda ve ufakta olsa maddisi az ama maneviyata büyük moral verir)
    saygilarla

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Aynı kategoride
Kapalı
Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: