Kurdistan

Savcının suçladığı Seferi Yılmaz: Çeteyi aklamak istiyorlar

Şemdinli Davası’nda delillere rağmen sanıklar için beraat talep eden savcı, işyeri bombalanan Seferi Yılmaz’ı suçladı. Yılmaz ise mütalaanın çeteyi aklamaya yönelik bir çaba olduğunu söyledi.

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde Umut Kitapevi’ne yönelik 9 Kasım 2005’te yapılan bombalı saldırı sonrası suçüstü yakalanan sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş’in yeniden yargılandığı davanın dünkü duruşmasında savcı, beraat talepli mütalaasını mahkemeye sundu. 18 sayfalık mütalaasında savcı, 60 klasör belge, 750 sayfa Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Araştırma Komisyonu raporu, tanık ifadeleri ve yüzlerce CD görüntüsüne rağmen sanıklar hakkında somut hiçbir bilgi ve inandırıcı delil bulunmadığını iddia etti. Savcı, sanıklardan çok, kitapevi bombalanan ve mağdur olan Seferi Yılmaz’ı suçluyor.
SEFERİ YILMAZ EYLEM YAPACAKMIŞ!
Sanık Özcan İldeniz’in ve Ali Kaya’nın Hakkari İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yaptıkları, Veysel Ateş’in ise “Haber Elemanı” olarak kayıt altına alındığı bilgilerine yer verilen mütalaada, Seferi Yılmaz’ın ise Şemdinli ilçesinde örgütle irtibatlı olarak faaliyetlerine devam ettiği, Yılmaz’ın bir eylem hazırlığı içerisinde olabileceği ve bu eylemde kullanmak üzere malzeme temini için örgüt mensupları ile irtibatlı kişi ve milis olduğu iddia edildi.
‘KROKİLER UYGUN İSTİHBARİ ÇALIŞMA’
Yılmaz’ın ev ve iş yeri krokilerinin ele geçirilen araçta bulunması, içerisinde birçok kişinin isimlerinin yer aldığı ajandanın ise sisteme uygun bir istihbari çalışma olduğunu ileri süren savcı, “Seferi Yılmaz’ın ev veya iş yerinin tespit edilerek, krokilerinin çizilmesi hususunda istihbarat personelinin Şemdinli bölgesinde görevlendirildiği, yine Hakkari İl Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Erhan Kubat tarafından, Hakkari Dağ ve Komando Tugayı ile Yüksekova ve Şemdinli ilçe Jandarma komutanlıklarına gönderilen faks mesaj formu nazara alındığında, sanıklar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’in, Yüksekova ve Şemdinli bölgelerinde bulunan örgüt mensupları hakkında bilgi elde etmek, istihbari ve operasyonel faaliyetlerde bulunmak maksadıyla, 30 AK 933 plakalı araç ile görevlendirildiklerinin ve adı geçen personellerin müracaatları halinde gereken yardımın ve kolaylığın sağlanması gerektiğinin bildirildiği, sanık Veysel Ateş’in olay günü Şemdinli ilçesinde faaliyette bulunmak üzere bölgeye giden istihbarat personeli tarafından şifai olarak görevlendirildiği, sanıklar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’e ait bilgi defteri ve ajandalarda haber elemanları ile devlet yanlısı ve örgüt yanlısı kişilere ait bilgilerin bulunmasının istihbari çalışma sistemine uygun ve görev gereği olduğu, yine adı geçen kişiler tarafından Seferi Yılmaz’a ait ev iş yerini gösterir krokinin hazırlanmasının istihbari çalışmalar sonucu olduğu…” iddiasında bulundu.
YARGILAMAYA FETÖ KILIFI
Sanıklar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve Veysel Ateş’in yargılandığı yerel mahkeme ile kararı onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetlerinin tamamının FETÖ üyesi oldukları ve tutuklandıklarını belirten savcı, iddianame ve yargılama aşamalarının tamamının mizansen olduğunu iddia etti. Savcı mütalaasında, “İddianamenin bir kısmının KOM Şube Müdürü Mustafa Uçkan tarafından flash bellekle getirildiği, bir kısmının ise FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı ve irtibatlı olduğu tespit edilen ve yargılama sonunda hükmü veren (kapatılan) Van 3. Ağır Ceza mahkemesi Başkanı İlhan Kaya tarafından yazıldığı, tüm bu hususların bizzat iddianameyi düzenleyen Ferhat Sarıkaya tarafından ikrar edildiği, 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan darbe girişimi sonrası kararı veren 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İlhan Kaya ve Hakim Eşref Aksu ile bozmadan sonra aynı yönde karar veren Hakim Behçet Aşılar, Hakim Ahmet Ödül, Hakim Hayrettin Genç ve kararı onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul ve bazı üyelerin FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı ve irtibatlı olduklarının tespit edildiği” ifadelerine yer verildi.
SOMUT HİÇBİR DELİL YOK
Ali Kaya ve Özcan İldeniz’e ait ajandalarda yer alan “ölüm listeleri” bilgilerinin bulunmasının istihbari çalışma sistemine uygun ve görev gereği olduğunu iddia eden savcı, tanık Mehmet Ali Altındağ’ın beyanlarını, sanık Kaya’nın “sanıklarla daha önceye dayalı husumeti olduğu” yönündeki ifadesine dikkat çekerek “hükme esas alınamayacağını” ileri sürdü. Savcı, “Sanıklar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve Veysel Ateşin üzerlerine atılı ‘Tasarlayarak ve bombayla kasten öldürme’, ‘Tasarlayarak ve bombayla kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘Kasten yaralama’ suçlarını işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı ve kesin delil elde edilmediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, atılı suçlardan beraat kararı verilmesi mütalaa olunur” dedi.
ÇETE AKLANMAYA ÇALIŞILIYOR
Savcının beraat talepli mütalaasına tepki gösteren Umut Kitapevi sahibi Seferi Yılmaz, savcının mütalaa ile Türkiye yargısının içinde bulunduğu durumu açıkça gösterdiğini ifade etti. 16 yıldır süren davada hem tanık hem de mağdur olarak yer aldığını hatırlatan Yılmaz, Umut Kitapevine bomba atanların suçüstü yakalandığını, davada yargılanan kişilerin kim olduğu ya da düşüncelerinin ne olduğunun bir öneminin bulunmadığını dile getirdi. Yılmaz, “Davanın iddianamesini hazırlayan savcının ve kararı veren hakimin FETÖ’den tutuklu bulunuyor olması olayın gerçekliğini gizleyemez. Araçta yakalanan el bombaları, çizilen krokiler vardı. Kimin devlet yanlısı olup kimin olmadığına ilişkin fişlemeler vardı. Yine, 1990’lı yıllarda işlenen cinayetler ve olayların belgeleri ortaya çıkmıştı. Daha önce bu sanıklar hakkında 40 yıl hapis cezası veren hakim ve savcıların FETÖ’den tutuklanması ve bunun üzerine sanıkların yeniden yargılama için başvurması üzerine talepleri kabul edilerek tahliye edildiler. Dosya yeniden ele alınmaya başlandı ancak ne yazık ki bu dosyayı ele alan mevcut mahkeme heyeti örneğin KCK dosyalarında insanlara onlarca yıl hapis cezası veren hakim ve savcıların FETÖ’den tutuklanmasına rağmen yeniden yargılama talepleri kabul edilmedi. Sadece Ergenekon çetesinin aklanmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunun da Ergenekon ile AKP iktidarının ortaklaşa hareket ettiğini gösteriyor. Bundan kaynaklı yargı şu an iktidarın sopası haline gelmiş durumdadır. Bu mütalaa tamamen bu çeteyi aklamaya yönelik bir çabadır” dedi.
AKP VE ERGENEKON ANLAŞMASI
Savcılık mütalaasına, kendisi hakkında daha önce açılan ve beraat kararlarının verildiği davaların da eklenmesine tepki gösteren Yılmaz, “Bunlar ‘örgüte müzahir kişilerdir ve öldürmeleri mubahtır’ gibi bir yorum savcılık mütalaasında ortaya çıkıyor. Burada ‘Her Kürde ölüm müstahaktır’ algısı oluşturuluyor. Sanıklar hakkında 60 klasörden oluşan dosyayı eğer savcı incelemiş olsaydı, bu olayın sadece 3 sanık ile sınırlı olmadığını Hakkari İl Jandarma Komutanından Kara Kuvvetleri Komutanlığına kadar uzandığını çok net bir şekilde görürdü. Daha önce görülen JİTEM davaları gibi, Umut Kitapevi davası da bu çetelerin iç yüzünü açığa çıkardı. Şemdinli halkı bu kişileri tutup yargıya teslim etti. Bu bir devlet politikasıydı. Şimdi AKP’nin Ergenekon ile anlaşması ile bu kişiler yargı önünde aklanacaktır” diye konuştu.
Sivil toplum örgütleri, barolar ve muhalefet milletvekillerine çağrıda bulunun Yılmaz, davanın karar duruşması için destek ve dayanışma talebinde bulundu.
ŞEMDİNLİ DAVASININ GEÇMİŞİ
Saldırıya dair Van 3’üncü Ağır Mahkemesi’nde açılan davada, 19 Haziran 2006 tarihinde sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş’i “İnsan öldürmek”, “Örgüt kurmak” ve “İnsan öldürmeye teşebbüs” suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezası verildi. Sanık avukatlarının itirazı üzerine temyiz incelemesini 16 Mayıs 2007’de tamamlayan Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, 3 sanık hakkında verilen kararı, usul ve görev yönünden bozdu. Yeniden görülmeye başlanan davanın 14 Eylül 2007’deki duruşmasında, mahkeme heyeti “görevsizlik” kararı vererek, dosyayı Van Askeri Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkemesi 14 Aralık 2007 tarihindeki ilk duruşmada sanıkların tahliyesine karar verdi. Askeri mahkeme, 22 Ocak 2010 tarihinde dava dosyasını Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderme kararı aldı. Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyanın gönderildiği Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasa’nın bazı maddelerinde yapılan değişikliği göz önünde bulundurarak, 2 Mayıs 2011 tarihinde Şemdinli Davası dosyasını yeniden Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.
Dava dosyasının gönderilmesiyle sanıklar 9 Haziran 2011’de yeniden tutuklandı. 10 Ocak 2012’de görülen duruşmada, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş’e “İnsan öldürmek”, “Örgüt kurmak” ve “İnsan öldürmeye teşebbüs etmek” suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezası verildi.
Darbe girişimi sonrası mahkum edilen sanıkların avukatları, dönemin Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın davaya dönük itiraflarının ardından, yargılamanın yenilenmesi amacıyla Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurmuştu. 11 Ekim 2017’de yeniden yargılama talebini kabul eden mahkeme, sanıkların tahliyesine karar vermişti. Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada ise, mahkeme önce tutuklu bulunan 3 sanığa “örgüt kurmak” suçundan beraat, ardından ise 3 sanığın “İnsan öldürmek ve yaralamak” suçundan dosyanın tekrar görülmesine karar vererek, üç sanığı da tahliye etti.
Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt, bombayı atan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz için “Tanıyorum, iyi çocuklar” demişti.
MA / Dindar Karataş
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu