Rojev'den

Nilüfer Koç: 21. yüzyıl siyasetinde ilişki-çelişki diyalektiği esastır

21. yüzyıl siyasetinde “ilişki ve çelişki diyalektiğinin esastır” diyen KNK Konsey Üyesi ve Diplomsi Komitesi Sözcüsü Nilüfer Koç, örnek olarak da Kürtler arası diyaloga aracılık edenlerin, aynı zamanda Kürdistan’daki Türk işgalciliğini meşrulaştırmaya çalışmalarını gösterdi.

Kuzey ve Doğu Suriye’de, 25 parti ve sivil toplum örgütlerinin çatı yapılanması olarak kurdukları “Kürt Ulusal Birliği Partileri’nin” çalışmaları sürerken, Türk devleti bu girişimin sonuçsuz kalması için perde arkasında oyun kurmaktan geri durmuyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Konsey Üyesi ve Diplomasi Komitesi Sözcüsü Nilüfer Koç, sürecin Kürtler adına statü doğurması gerekliliğine dikkat çekti.

Türk devletinin sürecin tıkanması ve sonuçsuz kalması için fırsatları kaçırmadığına dikkat çeken Nilüfer Koç, Türk devletinin Kuzey Kürdistan’da siyasi ve kültürel soykırım uygulamaya devam ettiğine vurgu yaparak, “Belediyelere, milletvekillerine yapılan saldırılarla Kürt hareketi tasfiye edilmek isteniyor. Koronavirüs hızla yayılmasına rağmen binlerce Kürt temsilcisi cezaevlerinde tutuluyor. Tıpkı 90’lı yıllar gibi Kürdün ölüsüyle bile savaşan bir iktidar var. Mezarları tahrip ediyor. Kemikleri kaldırıma gömüyor. Tüm bunların yanında Kürtleri birbirine kırdırmak için Zînî Wertê sorunu ortaya çıkarıldı. Rojava’da DAİŞ yenildikten sonra Türk devleti Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê’yi işgal etti” dedi.

‘SURİYE KRİZİ KÜRTLER OLMADAN ÇÖZÜLMEZ’

Kürtlerin kazanımlarından dolayı görüşmelerde muhatap alındığını vurgulayan Nilüfer Koç, “Ortadoğu’daki değişimlerin ardından Kürtlerin etkisi gözle görülür düzeyde arttı ve söz sahibi olundu. Özellikle Türk devleti bunun farkında. DAİŞ’e karşı verilen direniş ve demokratik yönetim modelinin geliştirilmesi tüm dünyanın dikkatini çekti. Küresel düzeyde Kürtlerin olumlu bir imajı var. Türk devlet bugüne kadar Kürtlerin sınırları değiştirmek istediğini iddia diyordu. Ancak Rojava’daki deneyim ve Güney’deki federal yapı Türk devletinin iddialarının doğru olmadığını gösterdi. Kürtlerin belirleyici şekilde sahneye çıkışı Türk devleti için bir sorun ve Rojava’daki model de onu korkutuyor. Suriye sorununu çözmek isteyen herkes Kürtleri de muhatap almak zorundadır.”

21. YÜZYIL SİYASETİ: ÇATIŞMA-DİYALOG

Rojava’da gelişen Kürtler arası diyaloga işaret eden Nilüfer Koç şunları kaydetti, “Diplomatik anlamda Kürtler muhatap alınıyor. Ancak bizlerin bu alanlarda güçlü olması gerekir. Bu devlet (Türk devleti) 20. yüzyıl başlarında ve 90’lı yıllarda Güney Kürdistan’da yaptıklarını bugün Rojava’da gerçekleştirmek istiyor. Kürtlerin taleplerini dillendirmesini istemiyor. İnanıyorum ki birlik için yapılan görüşmelerde Serêkaniyê, Efrîn ve Girê Spî gündeme gelmiştir. Türk devletinin işgalciliğine destek verenler bugün Kürtler arasındaki görüşmeleri sağlıyor. 21 yüzyıl siyaseti bazen çatışmalar bazen de diyalog ile yürüyor. Bu güçler Kürtlere istediklerini kabul ettirmek için Türk devletini bir tehdit aracı olarak kullanıyorlar. Diğer yandan bu güçlerin arabuluculuğu da Kürtlerin kazanımları sonucunda ortaya çıktı. Kürtler olmadan siyaset yapamayacaklarını biliyorlar.”

ROJAVA’DAKİ YENİ DÖNEM

Ulusal birlik çalışmalarının önemine dikkat çeken Nilüfer Koç konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı, “Güney Kürdistan’dan sonra Kürdistan’ın diğer parçası olan Rojava da statü kazanma sürecinde. Bu süreç kritik ve hassas olduğu gibi, böyle bir süreçte Türk devletinin daha fazla saldıracağını hesaba katmalıyız. Türk devletini durduracak en önemli güç etkili bir diplomasi, ancak ondan da daha önemli olan Kürtler arası oluşacak birliktir. Birlik tartışmalarına katılan partiler pozisyonlarını değiştiriyor. Bu temelde ENKS de pozisyonunu değiştirmek zorundadır.

ABD, Rusya ve Fransa gibi devletler Kürtleri muhatap alıyor ve bu resmi belgelere geçiyor. Kürtler statülerini kazanacakları bir sürece doğru yürüyor. 20. yüzyılda inkar edilen halk 21. yüzyılda siyasi olarak kabul ediliyor. Kürt Ulusal Birliği Partileri tüm partiler adına bir kazanımdır. Son süreçte dünya halkları da Ortadoğu’da Kürtler öncülüğünde inşa edilen Demokratik Ulus sistemini örnek alıyor. Dünya Kürtlere karşı farklı bir beklenti içerisindedir. Devletler artık eskisi gibi Kürtleri inkar edemez. Çünkü Kürtlerin de artık bir gücü var. İşgalci Türk devleti halen de Kürtleri birbiri ile çatıştırıp istediğini elde etmek istiyor. Zînî Wertê ile yapılmak istenen tam da budur.”

‘ROJAVA KAZANIMI DİĞER PARÇALARI DA ETKİLEYECEKTİR’

Rojava’daki birlik tartışmalarının diğer üç parçayı da etkilediğini vurgulayan KNK Konsery Üyesi Nilüfer Koç, “Rojava’daki kazanım diğer parçaların yükünü hafifletecektir. Yine Kuzey siyasetinin canlanmasına da vesile olacaktır. Güney Kürdistan’ı Türk devletinin baskısından kurtaracaktır. İran’a da bir mesaj verecektir.

Suriye meselesi gündeme geldikten sonra ABD, Irak’ın ardından İran’a müdahale etmeyi planlıyor. O nedenle ABD, Türk devletinin Güney Kürdistan’ı bombalamasına izin veriyor. İran ve ABD savaşı kendisini daha çok da Irak üzerinden hissettirecektir. Birlik görüşmelerinde ABD daha fazla rol almak isteyecektir. Çünkü Kasım ayında ABD’de seçim var. ABD’deki iktidarın durumu pek iyi gözükmüyor. Trump’ın ne Irak, Asya, Afrika, Libya, Afganistan konusunda ne de İsrail-Filistin meselelerine ilişkin politikaları sonuç almadı. Şimdilik sadece Suriye’de bir sonuç alabilir. Trump’ın kazanması biraz Suriye meselesine bağlıdır. ABD dış politikaya önem veriyor. Büyük ihtimalle seçim sonrasında İran savaşı başlayacaktır” dedi.

TÜRK DEVLETİNİN İŞGALCİLİĞİ KALICILAŞABİLİR

KNK’nin temel amacının birlik görüşmelerinin başarıya ulaşmasını sağlamak olduğunu altını çizen Nilüfer Koç şöyle konuştu: “Kürt Ulusal Birliği Partileri şemsiyesi altındaki partilerin büyük bölümü zaten KNK’nin üyesidir. KNK üyeleri aracılığı ile tartışmaların arasındadır. Tüm partiler tecrübeleriyle sürece güç katabilir. Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî gündemleri tartışmalardan uzak tutulmamalıdır. Aracılık yaparak bazı Kürtleri yan yana getirip işgalci Türk devletini ikna etme ihtimalleri var. Rojava’daki Türk devletinin işgalciliğini de meşrulaştırmaya çalışabilirler. Nasıl ki Türk devletini Güney Kürdistan’a yerleştirmişlerse burada da Türk işgalciliğine izin verebilirler. Bu anlamda diplomasi iyi çalışmalıdır. Türk devletine taviz verilmemelidir. Türk devletinin bölgede kalıcı olması engellenmelidir”.

https://www.youtube.com/watch?time_continue=1&v=Rww0lcGgS-M&feature=emb_logo

ANHA

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı