MEDYADAN

NATO’nun değil ama Erdoğan Rejimi’nin beyin ölümü gerçekleşti! – Ergun Babahan

Erdoğan’ın TRT ekranında yaptığı konuşmayı dinleyen veya okuyanlar yeni bir Muammer Kaddafi vakasıyla karşı karşıya oldukları sonucuna varmakta yerden göğe kadar haklılar. Bir dediği diğerini tutmayan, askerlikte yaptığı kantinciliği ekonomi doktorası sanan, faiz-enflasyon ilişkisinde takıntılı olan bir liderin şahsi kaprisleri elinde koca bir ülkenin oradan oraya savrulduğunu görürlerdi.

Tablo vahim… Türkiye’nin ekonomisi, çevresi, hukuk sistemi, ahlakı, eğitimi çökmüş durumda. Saray yönetiminin denetiminde bir başkasından aldığı araziyi sadece dört gün sonra KİPTAŞ’a fahiş fiyatla satan AKP’li yüzü hiö kızarmadan bu yaptığını savunabiliyor… Herkes büyük çöküşün farkında ama gereğini yapma cesareti çok az kişide var. Erdoğan “Şu fiyata al” deyince alan, “Şu fiyata, şuna sat” deyince satan bir işadamı sürüsü oluşmuş durumda. Bunalan soluğu Londra’da alıyor zaten.

Erdoğan her ağzını açtığında kur fırlıyor, zaten kırılgan olan piyasalar iyice alt-üst oluyor. TRT’deki konuşmasında da “Bugün Merkez Bankası başkanımla görüştüm. Faizleri düşürmemiz şart, faiz yükünü düşürmemiz lazım. Faizleri düşürmemiz şart. Temmuz ağustos buraları bulacağız ki faiz düşmeye başlasın. Faiz yükünü biz yatırımların üzerinden kaldırırsak, maliyetlerin üzerinden kaldırırsak, ondan sonra maliyet enflasyonunu tetikleyen faiz olduğu için orada da bir rahatlama dönemine girmiş olacağız” deyince piyasalar bir anda çöktü.

Dolar ve Euro tarihi rekorlar kırarak en yüksek seviyeleri gördü. Erdoğan’ın tapu müdürü konumundaki Merkez Bankası Başkanı faizin ancak Eylül’de düşürülebileceğini söyleyerek durumu toparlamaya çalıştı ama nafile. Hasar meydana geldi. Türkiye’nin rejimi ekonomisiyle, dış politikasıyla güvenilmez bir ülke şu anda. Herkesin “Bizden uzak dursun” yeter dediği bir noktada açıkçası.

Erdoğan’ın dış politikadaki açıklamaları ekonomiye ilişkin açıklamalarından daha az vahim değildi. Kendisini Türkiye’nin NATO için vazgeçilmez bir ülke olduğu fikrine şartlandırmış durumda. Göremediği ise, sadece Erdoğan’a değil, Türkiye’nin giderek Batı düşmanı siyasi elitine güvenmeyen Amerikan Yönetimi’nin Türkiyesiz bir bölge planlamasını hızlandırdığı gerçeği. Aslı Aydıntaşbaş’ın Foreign Affairs dergisine yazdığı gibi, Türkiye toplumu değilse de siyasi eliti Batı yörüngesinden geri dönülmeyecek biçimde koptu.

Erdoğan Rejimi gidip Kılıçdaroğlu-Akşener ortaklığı iş başına gelse bile, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinin eskisi gibi olması mümkün değil, hatta daha kötüleşmesi bile sözkonusu olmayabilir çünkü kişisel endişeleri nedeniyle bir çok konuda geri adım atmayı beceren Erdoğan’ın aksine sırtlarında böyle bir bagajları olmayacak.

Yunanistan’da yeni dört üs açma hamlesi başlatan, Girit’teki üssünü büyüten, Ürdün’de İncirlik’in alternatifini inşa eden Washington için artık Ortadoğu’nun Batı sınırı Yunanistan’dan başlıyor. Sovyetler Birliği’ne karşı Avrupa’da savunma mekanizması kuran ABD şimdi aynı savunma hattını Yunanistan üzerinden Türkiye ve İslamcı tehdide karşı oluşturuyor.

Erdoğan’ın asıl derdi ise Amerikan Başkanı Biden ile Trump benzeri bir ilişki kurabilmek, telefon açtığında ona ulaşabilmek:

“Türkiye Amerika ilişkileri niçin böyle bir gerilim safhasında, bunu tabii soracağız. Biz sizden önce yine Demokratlarla çalıştık ama böyle bir görünüm bizde olmadı. Biz Bush’la da çalıştık, Obama’yla da çalıştık, bunlar da Demokrattı, bunlarla böyle bir gerilimi ben yaşamadım. Ardından Cumhuriyetçi olarak Sayın Trump’la çalıştık, hiçbir gerilimi onunla da yaşamadık. Tam aksine telefon diplomasimizde çok huzurluyduk, rahattık, ne yaparız ne ederiz… Sayın Biden’la maalesef bu görüşme, buluşma trafiğimiz o kadar rahat olmadı. Şimdi Brüksel, NATO Zirvesi dendi, bir araya geleceğiz. Orada bunları konuşacağız. Bu gerilimin sebebi ne?”

Erdoğan’ın Amerika ile sıkıntıda Halk Bankası davasını saymaması, Ermeni Soykırımı gibi geride kalmış bir konu üzerinde uzun uzun durması elinin nerede zayıf olduğunun göstergesi. Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin çizdiği tablo gibi dış politika algısı da tamamen hayal ve akıl dışı aslında.

“Biz bir kasaba devleti değiliz, Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz, bu şekilde bizi köşeye sıkıştıranlar önemli bir dostu kaybederler. Biz NATO’nun ilk beş ülkesinden bir tanesi olacağız. Şunu bilmeleri gerekiyor, artık yeni bir Türkiye var. Bölgesinde inisiyatif alan, küresel meselelerde taraf olan, müttefikleriyle eşit ilişki talep eden bir Türkiye. Müttefiklerimiz de buna alışacaklar.”

Erdoğan bu iddiada bulunmasına rağmen, Washington tarafından ciddiye alınmadığını da itiraf ediyor aslında:

“Bu konuyla ilgili aslında yani 10’u aşkın, belki 20, Amerikalı yazar, düşünür, kesinlikle Amerika’yı ve Amerikalıları eleştiriyorlar. Türkiye’nin haklılığını ortaya koyuyorlar. Ama maalesef Amerika kendilerine bu söylendiği halde bunları kesinlikle görmemezlikten geliyor. Defalarca kendilerine yazılarla bildirdiğimiz halde, kim nerede nasıl yazmış bütün bunlara rağmen, Amerika biz ne dediysek odur diyerek yoluna devam ediyor. Bizim şimdi Brüksel’de NATO Zirvesi’nce bu konuyu gündeme getirmek işlerine gelmeyebilir, gündeme getirseler dahi aynı şeyleri söyleriz.”

Bir yandan S-400’ler için Türkiye’ye gelen Rus uzmanları geri göndererek Biden yönetimine şirinlik yapmaya çalışan Erdoğan, bir de elindeki zayıf kartla blöf yapmaya çalışıyor. Türkiye’nin NATO’ya ihtiyacının NATO’nun Türkiye’ye olan ihtiyacından çok daha büyük olduğu, NATO dışı kalmış bir Türkiye’nin Rusya’nın elinde tamamen bir oyuncağa döneceği gerçeğini aklı başında herkes görüyor, Erdoğan hariç. El ve ses yükselterek kazanabileceği bir masaya oturacağına inanıyor.

Washington gelen sinyaller Biden’ın Erdoğan’a bir şans vereceği ve bu yolda bir takım talepleri olacağı yönünde. Televizyonda iktidar ortakları MHP ve Vatan Partisi’ne hoş görünmek için Amerika’ya atıp tutan Erdoğan’ın gücü bu talepleri karşılamaya yetecek mi göreceğiz. Çünkü bütün güçlü söylemine rağmen kritik konularda tek karar verici değil artık. Süleyman Soylu’ya bile katlanmak zorunda. Ama Halk Bankası davası bütün çıplaklığıyla önüne gelirse ne yapar, onu bilmek zor işte.

Ahval

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu