RÖPORTAJ

Monica Gartner Engel: Türk devleti Kürtleri yok etmek istiyor

Türkiye’de faşizmin sona erdirilmesinin önemine dikkat çeken ICOR Koordinatörü Monica Gartner Engel, Türk devletinin Kürtleri yok etmeye çalıştığına dikkat çekti.

Türk devletinin Başûrê Kurdistan’ın Garê bölgesine yönelik saldırısını kınayan Devrimci Parti ve Örgütlerin Enternasyonal Koordinasyonu (ICOR) Koordinatörü Monica Gartner Engel, söz konusu saldırının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade etti.

Monica, Türkiye’deki sorunların çözümünün, doğru bir sosyalizm ve mevcut işgalci rejimden kurtulmak olduğunu ifade etti.

ANHA’nın sorularını yanıtlayan Monica Gartner Engel, Türk devletinin Kürt halkını yok etmeye çalıştığını söyledi.

*Garê’ye yönelik saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası faşist Erdoğan rejimi uluslararası hukuku çiğnemeye devam ediyor. Bu saldırı, 2018’deki Efrîn işgali  ile aynı düzeydedir. Bu saldırıları kınıyoruz. Bunlar Türk devletinin politikalarının bir parçasıdır. İşgalci devletler, tüm dünyaya hükmetme amacıyla yabancı bölgelere işgal saldırıları gerçekleştirir. Türk devletinin planları bu yöndedir. Erdoğan bir süre önce Osmanlı İmparatorluğunun yeni yüzü olması için Suriye ve Irak’ta kendisi için stratejik bir bölge oluşturulmasını istedi.

Türk devleti iç siyasette de emekçi ve farklı kesimlere baskı uyguluyor. Kürt sorununun çözülmesine karşı çıkıyorlar. Erdoğan Kürtlere düşmanlık ediyor. Garê’deki 13 kişinin öldürülmesi olayının izahatını yapamadılar. Kendi asker ve polislerini onlar öldürdü. HDP’nin olayın soruşturulması talebini kabul etmediler.

Garê’ye yönelik 4 günlük saldırı devam ederken HDP’ye yönelik operasyon yapıldı. Operasyon kapsamında 700’den fazla HDP’li gözaltına alındı. Siyasi saiklerle tutuklananların derhal serbest bırakılması gerekiyor. Avrupa hükümetleri Garê saldırısı ve siyasi operasyonlarını kınamalıdır.

*KDP ve işgalci Türk devletinin ortaklığı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Faşist hükümet ile ortaklığı kınıyoruz. Bu ortaklık Başûrê Kurdistan halkına hizmet etmiyor. KDP emperyalist güçlerinin kontrolünde siyaset yapıyor. Kürt halkının çıkarları çerçevesinde hareket edilmiyor.

*Avrupa’nın Türkiye’nin saldırılarına karşı sessizliği ne anlama geliyor?

Almanya başta olmak üzere işgalci Avrupalı devletlerin hükümetleri, faşist Erdoğan rejimine ortak oluyor. İşgallere karşı herhangi bir kınama açıklaması yapılmıyor. Bu da uluslararası kanunlara aykırıdır. Kürt ve Türk halkına karşı vahşiliktir. Almanya da Türkiye’nin zulmüne karşı mücadele eden devrimcileri tutukladı. Münih Mahkemesi geçen sene, Türkiye’deki devrimci örgütlere üye olmaları gerekçesiyle 10 devrimciye ceza verdi. O devrimcilerden hiç birinin ne Türkiye’de ne de Almanya’da suçu yoktu. Kürt eylemciler PKK’ye üye olma ve destek verme gerekçesiyle cezalandırıldılar.

Bu noktada sorulması gereken soru şudur: Peki Türkiye’de devrimci hareketler ve gençlik hareketlerinin yapması gereken şey nedir? Türkiye’de faşizme karşı ortak bir cephe oluşturma amacıyla eylem ve yürüyüşler yapılıyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde gençlerin başlattığı eylem gibi işçilerin maaşlara zam yapılması talebiyle başlattığı eylemler var.

Örgütümüz, bu mücadelelerin dünyada ve Avrupa’da tanınması için koordine çalışmaları yapıyor. Uluslararası alanda işçi, gençlik, kadın hareketlerini destekliyor. Devrimci, komünist, Marksistlerin tutuklanmasına karşı çalışmalar yapıyor.

2015 yılında Kobanê’de 10 farklı devletten 177 üye ile birlikte bir sağlık merkezi açtık. Bu sağlık merkezinde 23 bin çocuğun dünyaya geldiğini öğrendik. Sağlık malzemeleri konusunda da yardımcı olduk.

İlk olarak Türk faşizmi ortadan kaldırılmalıdır. Kurumumuz Kürt dostları ile birlikte hareket edecektir. Almanya kendisini demokratik gösteriyor. Ama Kürt halkına karşı tüm kuraları ihlal ediyor. Kürtleri tutukluyor onlara baskı uyguluyorlar.

Avrupa’da Türk devletine karşı ortak bir cephe açılmalıdır. Buradan emperyalizm karşısında bir cephe açılması için çağrıda bulunuyoruz. Örgütümüz ve Uluslararası Halklar Mücadele Derneği bu hegemonyanın bitirilmesi için mücadele ediyor. İşgalcilik ve faşizmin sonlanması için mutlaka ortak cephe kurmalıdır.

Tüm kıtalarda büyük mücadeleler var. Dünya işçi sınıfı birleşirse kapitalist sistem karşısında zafere ulaşacaktır. Bu çerçevede Türkiye, Suriye, Irak ve İran’daki parti ve örgütlerle ortaklaşma olmalıdır.

*Ortadoğu halklarına çağrınız nedir?

Dünyanın faşist sistemi kriz içindedir. Bu sistemde genel bir toplumsal kriz oluşmuştur. Birçok ülkede halklar kötü yaşam koşullarına karşı ayaklanıyor. Özellikle Kürdistan, İran, Filistin gibi Ortadoğu ülkelerinde işçiler ve sivil toplum kuruluşları mücadele ediyor.

Ortadoğu’da ülkeleri olmayan iki halk var. Bu halklardan biri Kürt halkı, biri de Filistin halkıdır. İki halkın mücadelesi Ortadoğu’daki diğer halklara barış, özgürlük ve sosyalizm için bir güç olacaktır.

Genel bir tutum için temel bir çözüme ihtiyaç var. Emperyalistler, sosyalist birliklerin kurulmasıyla yok olacaktır. Sosyalizm, dünya halklarının tek perspektifidir. Irak’ta işçi sınıfının ve yoksul halkların çıkarları doğrultusunda demokratik bağımsızlık hayalleri var. Bu çerçevede Leninist-Marksist partilerin güçlendirilmesi, ortaklığın geliştirilmesi Ortadoğu halkları için en uygun çözümdür ve bizim de talebimizdir.

ICOR 5 kıtada 60 örgütü temsil ediyor. Güçlenmek için ciddi bir çalışma yürütüyor. ICOR’un Ortadoğu’da düzenlediği 3’üncü kongresi geçtiğimiz yıl gerçekleştirildi ve başarılıydı. Kongrede ICOR’un Ortadoğu’daki çalışmalarının güçlendirilmesi kararı alındı.

ANHA

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu