Rojev'den

Memo Şahin: Amerika seçimleri ve Kürtler

Amerika’da iki hafta sonra Başkanlık seçimleri gerçekleştirilecek. 3 Kasım tarihindeki seçimlere Cumhuriyetçilerden halen Başkan olan Trump ile Demokratlardan Biden katılıyor. Seçimlere Corona pandemisinin yüzbinlerce cana mal olduğu, onmilyonlarca emekçinin iş ve ekmeğini kaybettiği, Trump yönetiminin Ortadoğu’da züccaciye dükkanına giren fil misali sağı solu dağıttığı, dünyada ise salt Amerikan çıkarlarına endeksli bir dış politikanın ikame edilmeye çalışıldığı bir ortamda gidiliyor.

Konumuz başlıktan da anlaşılacağı üzere 2021 sonrası ABD politikası ve Kürtler.

Seçimlere iki hafta kala tüm araştırma ve kamuoyu yoklamaları Biden’ın önde gittiğini, ipi Trump’tan önce göğüsleyeceğini işaret ediyor. Trump daha seçimler gerçekleşmeden sonucu tanımayacağı yollu açıklamalarda bulunarak kararsız ve sallantılı seçmenleri kendi safında konsolide etme gayreti içinde.

Hatırlatmakta yarar var. 7 Haziran 2015 Parlamento seçimlerinden sonra Erdoğan da sonuçları tanımayarak, ya ben ya kaos diyerek sopa göstermiş, Suruç ve Ankara’da bombalar patlamış, HDP ve Kürtlere ait yüzlerce büro ve işyeri saldırıya uğramış ve 1 Kasım’da yapılan seçimlere böylece elkonmuştu.

Gelelim ABD’ye. Trump seçilirse ABD’nin son dört yılda Ortadoğu’da uygulamaya koyduğu med-cezir politikası kaldığı yerden devam edecek. Türkiye’nin hassasiyetlerini gözetme konusunda bir hayli dikkatli ve duyarlı olan Trump, Serê Kaniye ve Girê Sipî’nin ardından belki Minbiç ve Kobanê gibi yerleri de TC’ye peşkeş çekmekte bir beis ve sorun görmeyecek. Belli sayıda askeri personeli sahada tutmaya devam ederek kendini daha çok petrol bölgeleriyle sınırlamayı tercih edecek.

Tüm etkin kamuoyu yoklamalarının gösterdiği gibi Biden seçilirse bölgede ne gibi sonuçlara yol açabilir?

Biden ABD’nin Obama dönemindeki Başkan Yardımcısı’ydı, sekiz yıl boyunca birçok kez Güney Kürdistanı ziyaret etmiş, Güney Kürdistanlı yöneticileri Washington’da ağırlamış biri. Kısacası Kürtleri ve sorunlarını bilen bir siyasetçi ve devlet adamı. Aynı zamanda Erdoğan ve ekibini, politik hedeflerini de.

Gerçi bir dönem Obama ve Biden de Erdoğan’ı anlamakta, onun gerçek niyetini kavramakta güçlük çekmiş, hatta 2011 ile 2012 Sonbaharı’na kadar Erdoğan’ın Suriye politikasına destek olmuş, onu ‘ılımlı İslam’ın’ temsilcisi olarak Ortadoğu’ya model önerisi olarak el üstünde tutmuşlardı.

Bu desteğin ilelebet devam edeceğini sanan Erdoğan, Suriye’de cihadist gruplara, en başta da El-Nusra’ya açıktan kol kanat germeye başlayınca işler değişmiş, Obama yönetimi 2012 güzünde El-Nusra’yı terör örgütleri listesine alınca Erdoğan’a kırmızı kart gösterilmiş, Türkiye’nin Suriye politikası mercek altına alınmaya başlanmıştı.

Gösterilen kırmızı kartı üstüne almak istemeyen Erdoğan kafa kesen, ırza geçen, girdikleri her yerleşim biriminde terör estiren islamcı grühlara her türlü desteğe devam edip El-Nusra canilerini dava arkadaşlığı mertebesine çıkarınca işler değişmeğe başladı.

Hatırlanacaktır.

Erdoğan Mayıs 2013’te Washington ziyaretinde beraberindeki heyetle sorgu odasına alınmış ve Obama MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a “sizin Suriye’de radikallerle neler yaptığınızı biliyoruz” diyerek belgeleri masaya fırlatarak rest çekmişti.

Ardından Kobanê’nin İslam Devleti (İŞİD) çakallarınca saldırıya uğraması sürecinde yaşananlar geliyor. 2014 Eylül ve Ekim aylarında Kobanê İŞİD canileri tarafından ablukaya alınınca Obama Erdoğan’ı arayarak müdahale etmesini istemiş, Erdoğan bunu rededince ABD devreye girerek hava kuvvetleriyle Kürt güçlerine destek olmaya başlamış, ardından TC’ye baskıyı daha da arttırarak 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı gün Peşmerge güçlerinin Habur’dan giriş yaparak Suruç’tan Kobanê’ye geçmesine yol açmıştı.

Obama ve Biden döneminin Ortadoğu ve Kürdistan politikasının tümünü burada ele alıp irdelemek zor. Ancak Biden’a daha Başkan Yardımcısı’yken Güney Kürdistanlı yöneticilerinin ‘Şayet bağımsızlık referandumu yaparsak ABD’nin tavrı ne olur’ sorusuna verdiği ‘ses çıkarmaz, ne destekler ne de karşı çıkarız’ yanıtını tekrar hatırlatmakta fayda var.

Evet, Biden seçilir ABD Başkanı olursa Kürtler bir dostlarının Beyaz Saray’da olduğu bilinç ve bundan aldıkları güçle daha emin adımlarla yollarına devam edebilirler.

En önemlisi de Rojava’da rüştlerini ispat etmiş direnişçi ve İŞİD çakallarının tılsımını bozmuş Kürt yurtsever güçlerinin eli Erdoğan ve şürekasına karşı daha da güçlenmiş olur.

Biden’in seçilmesi durumunda Rojava, Güney Kürdistan’ın 1991 yılından sonra elde ettiği de facto konuma ve sürece benzer bir yarı devlet pozisyona kavuşabilir ve bu Türk işgaline uğrayan tüm Rojava topraklarının olmasa bile, Girê Sipî ile Serê Kaniye’nin geri alınmasını beraberinde getirebilir.

Obama döneminde Suriye ve Ortadoğu politikasında görev alan bürokrat, diplomat ve askeri yetkililerin Kürtlere duydukları dostluk ve hayranlık bunun göstergesi. Brett McGurk ve James Jeffrey’i Kürtler nezdinde farklı kılan da bu.

Bu da Kürtlerin Rojava’da birlikte hareket etmesinden geçiyor. Şayet PYNK, ENKS ve bu birliklerin dışında kalan partiler de ortak bir politika ve tutumda anlaşabilirlerse Kürt düşmanlarının önü tıkanır, Kürtler bu yakada da de facto bir statüye kavuşabilirler.

([email protected], 22.10.2020)

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Aynı kategoride
Kapalı
Başa dön tuşu