Hasan Bildirici

Mafya değil, devlet mafyayı ele geçirmiş

Türk devlet mafyasının kontrol dışına çıkmış üyesi Sedat Peker, problemli olduğu devlet mafyasının üyelerinin krili çamaşırlarının bir kısmını ortaya döktü. Önüne koyduğu Mafya Anayasası kitabının görüntüsüyle henüz tam konuşmadığını hatırlatmak istedi.

Türkiye’de devletten büyük bir mafya teşkilatı tanımadığım için Sedat Peker bana harcanmış yaramaz çocukları hatırlatıyor.

Adaleti olmayan bir ülkenin devleti mafyadır.

Hukuku olmayan ülkenin devleti de mafyadır.

Bağımsız yargısı olmayan ülkenin devleti en büyük mafyadır.

Bir zamanlar gangaster gruplarının, çetelerin ve mafya örgütlerinin hakim olduğu Amerika’yı bugünkü Amerika yapanlar özgürlük, adalet ve hukuk için canını hiçe sayanlardır. Onlar sayaseindedir ki, Amerika bugünkü düzene ve hukuka kavuşmuştur.

Bir ülkede kirlilik, suç ve insanlık dışı haraketler başını almış gitmiş olabilir. Bir ülke suçlar bataklığında ölümcül debelenebilir. Burada dürüst insanları ikili bir yol ayrımı bekler. Ya bu suçlular koalisyonunun yarattığı siyaset iklimine tabi olup, onlarla siyaset oyunu oynacak ve bu bataklığın ortağı olacaksın ya da bunlardan yolunu ayırıp, yeni ve pırıl pırıl bir ülkenin şafağını hazırlayacaksın.

Türkiye’de muhalefet devlet mafyasının yarattığı bataklığın ortağıdır. Ortağı olduğu içindir ki, dünya değişir, ancak Türkiye değişmez.

Kürtler, Aleviler, azınlıklar ve insanlık mücadelesi verenler için Türkiye devleti yüzyıl öncesinin de gerisindedir.

Bugünün ana muhalefet partisi CHP iktidarları döneminde Türkiye’de komünist olmanın cezası beş yıl ile başlıyordu. “Kürdüm ve Kürt olarak kalacağım” demenin cezası da beş yıldı. Kürtçe konuşanlardan para cezası alınıyordu.

Kürtler için ceza devam ediyor; Komünistliğin ceza olmaktan çıkması, komünist sistemin yıkılması ve komünistliğin rejim için tehdit unusuru olmaktan çıkmasıyla ilgildir.

İslamcılık ve Türkçülük Türk devlet mafyasının özüdür.

Bu iki akımın ele geçirmiş olduğu devlet yapısı; yine bu iki akımın sokak insanlarına devletin koruyucu tetikçiliği görevini vermiştir. Bu tetikçiler zamanla mafya devletinin olanaklarından pay alarak Abdullah Çatlı, Alattin Çakıcı veya Sedat Peker olurlar.

Bunların parmakları MHP karşısında Bozkurt, AKP karşısında Rabia kesilir.

Bunların devlet sevgisinde merhamet yoktur, adalet yoktur, insanlık ve hukuk yoktur. Cinayetvari bir tutkuyla bağlı oldukları devletleri için, eğer güvenlik altında iseler, işlemeyecekleri cinayet ve yapmayacakları pislik yoktur.

He reylemlerinde parmaklarının Bozkurt veya Rabia şekli alması kendi iç güvensizliklerindendir.

Devlet mafyasının kendisiyle problemli kimi sadık kullarına savaş açmış olan Sedat Peker’in fişi çoktan çekilmiştir. Türkiye mafyasının veya Türkiye’nin diğer normal insanları arasında onun artık yeri yoktur. O artık bir Fethullah Gülen elamanı muamelesi görecektir.

Türkiye’nin İslamcıları ve milliyetçileri yurtsever değildir. Yurtsever olsalardı ülkenin Kürtlerini, Alevilerini, insan hakları savunucularını, karakter sahibi aydınlarını gözleri gibi korurlardı. Ben bunların topuna vatan haini diyorum. Çıkarları zaafa uğradığında bütün değerlerine ve devletlerine anında ihanet ederler.

Barış isteyen Akademisyenleri ve aydınları kendi kanlarıyla duş aldıracağını söyleyen Sedat Peker’in birden bire rejim dışına düşmesi onun suçlarını hafifletmez.

Ama tehdit ettiği aydınlardan ve akademisyenlerden şu sıralar özür dilemesini insanlaşma yolunda küçük bir adım saymanın mahsuru yok. Özürlere hep sempatiyle bakmışımdır. Özürler bana insanlaşmanın adımları olarak görünür.

Hiçbir suçuyla yüzleşmemiş olan Türk devletinin bir mafya örgütü olarak kalmasından başka bir seçeneği yoktur. Suçlardan arınmak özür ve üzüntüyle olur. Suçlarıyla yüzleşmekle olur.

Sedet Peker’in dizi filimlerine çapraz bakıp geçiyorum. İç dökmek iyidir. İnsanı rahatlatır. Sıradan temiz insanlar korkusuzdurlar. Onların hayatları açıktır, berrak bir su gibi akar. Korunmaya ve gizlenmeye ihtiyaçları yoktur onların. Suç işlemiş olanlar, hainler, devlet çetesinin adaletsiz üyeleri, vicdansızlar hayatları boyunca koruma ordularıyla gezerler. Yine korkaktırlar.

Bizlerin önümüzdeki en berrak görev; Kürt veya Türk; Alevi veya sünni; sağcı veya solcu; devleti bugünkü mafya yönetimlerinden temizlemek; devleti yurtseverliğin, özgürlük ve adaletin devleti haline getirmek olmalıdır.

Devlet ve adalet bir arada olur mu? Diye soru soranlar olabilir.

Devlet, insanlığın vardığı bu aşamada halihazırda en üst örgütlenme biçimidir. Ulusların en üst örgütlenmesidir.

Bu aygıtı nasıl kullanırsan öyle yol yürür.

Demokratik, saygılı, hukuka dayalı devlet veya federe devletler inşaa etmek mümkündür.

Tamamen mafyanın; dinci ve ırkçı çetelerin kontrolüne girmiş Türk devletini demokratik ve adil bir devlet yapmak zor görünüyor.

Devleti mafyanın ele geçirmiş olduğu tezi gerçekçi görünmüyor.

Büyük mafyanın, küçük mafya çetelerini kanatlarının altına toplaması gibi bir durumla karşı karşıyayız.

Her şeyi tekelinde toplamış olan devletin mafyayı da ele geçirmiş olduğu tezi daha isabetli görünüyor.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu