Kadir Amaç

Kürt Halkı Abdullah Öcalan Hakkında Ne düşünüyor!

Bazı liderler, zekalarını ve enerjilerini yönetme işlerinin çoğunu kontrol etmeye ayırır; detaylara düşkün ve her şeyle uğraşma meziyetine sahiptirler. Ancak bazıları da tam tersine her şeyle uğraşmaz, bir dizi önemli meselelerde idare etme insiyatifini kullanır ve genellikle idare işlerinin çoğunu güvendiği ve emri altındaki görevlilere bırakır.

Eleştirmenler ve yönetim uzmanları her iki lider profilini yanlış bulur ve bunun yerine vasat ve mutedil bir yol izleyen liderin çok daha başarılı olacağını önerir.  Bu mahfilde, Hobbes ve Machiavelli, siyasi hareketleri yönetme hususunda, liderleri kurnazlığa ve manipülasyona teşfik eder.

Eleştiri sanatı, kültürü ve teorisi üzerine sanırsam  en kapsamlı çalışmalar yürüten Frankfurt Ekolü”dür. Bu ekolün üyeleri olan yüzlerce düşünür, eleştiri teorilerini bilimsel ve entelektüel zaviyede gerçekleştirmiştir.

Gerçekçi düşünmeyenler zalim ile mazlum, yöneten ile yönetilen, hak ile batıl arasındaki farkı, geometrik ve aritmetrik bir hesapla ortaya koyamazlar.  Çünkü ütopyacı düşünceler hayatı bulanık görür. Tıpkı Goethe’nin ”Fauts”u gibi, ”Ah şu an, o kadar güzelsin ki, ebediyen öyle kal!” 

Realistler ve Post Modern Düşünürler bu şey berraktır ya da kesin  böyledir” demiyorlar; belirsizlikle temas kurarlar, ondan bulduklarını, gördüklerini ve his ettiklerini bilim dünyasıyla paylaşırlar.

Dolayısıyla doğruluk sabit bir şey değildir; bugün doğrudur, yarın doğruluğu yanlışlama ihtimali yüksektir! Ama hakikat öyle değildir; çünkü hakikat ontolojik ve primordiyal yasalardır. Kişinin bir ”şeyin” farkında olmaması, mekan ve zamanı geometrik ve aritmetik hesaplayamaması demektir! Sanırsam şunu demek istiyorum:

Ahmaklara her gün gülüyorum (!) Çünkü olmayan bir şeyi olmuş gibi gösterirler. Eleştiriyi ve sevgiyi birbirine karıştırarlar ve aynı klasmanda görürler. Yapamadıkları bir şeyi başkasına söylerler, iyilikten çok bahs ederler; ama kalplerinde sadece kötülük barındırırlar!

Hiç bir şey olmayıp (sıfır)  kendini bir şey zan eden ve suyun üzerinde yürümeye cesaret eden bu sarhoşların sayısı bir hayli fazlayken; Kürt düşünce dünyasında eleştirel teorisyenlik yapabilen bir yazarın hala içimizden  çıkmamış olması düşündürücüdür! Oysa ki bilinmsel değerlendirmeler ve eleştirel teoriler özgürleştirir.

Lider ve liderin misyonuna yönelik yapılan eleştiri teorileri‘ konusunu Kürt lider Abdullah Öcalan üzerinde somutlaştırmak istiyorum. Kürt yazarlar liginde şimdiye kadar Abdullah Öcalan’ın liderlik performansıyla ilgili tek bir eleştirel makale ve tek bir eser yazılmadı.

Bunun yerine Abdullah Öcalan’ın şahsını hedef alan Küfür, aşağlama ve iftira içerikli yazılar yazılmakla yetinildi. Öyle ki bu fırka her fırsat bulduğunda Abdullah Öcalan‘a ağza alınmayacak çirkin sözler savururken, benim de bu küfür orkestrasına katılmam için özel bir çaba harcandığını söyleyebilirim!

 Diğeri ise PKK içinde  Abdullah Öcalanı ilk putlaştıran, marjinal ve radikal gruptur. Öcalandan çok daha Öcalancı olan, onun isimiyle isim yapan, düzen kuran ve  kendine rakip gördüklerini Öcalan ismiyle dışlayan, hedef gösteren ve tasviye eden bu tür Apocuları Abdullah Öcalandan dinleyelim:

Benden daha muthiş bir Apocu ortaya çıkıyor, ”en doğru apocu benim diyor” ”Nasil Kürt olduğunu ispatla” diyorum. Eylemde, anlamada, okumada ve örgütlemede hizmet yok; ama isim yapmada da üstüne yok. Önünü bıraksam hepsi beni kat be kat aştığını söyleyecek. Hepsi astığı astık kestiği kestik SERXWEBUN, Şubat 1993

Bu çok bilmişler fırkası Öcalanın liderlik misyonuyla ilgili bilimsel bir çalışma ortaya koymaları gerekirken, Küfür, iftira, manipülasyon ve PUTLAŞTIRMAYI tercih ettiler. Bu duruma bilimsel şahitlik yapmam gerektiğini fark ettim ve 25 Şubat. 2020 tarihinde PKK lideri Abdullah Öcalan’a Mektup” başlıklı bir yazı kaleme alarak mütefekkir olma sorumluluğumu yerine getirdiğimi sanıyorum.

Doğrusu Abdullah Öcalan’ın hayatı, elem ve kederden başka bir şey değildir! Çok büyük bir sorumluluk altında olduğunu, koşulların kendisini çok zorladığını, müzakere edecek bir kaç Kürt fikir insanına ihtiyaç duyduğunu, halkına ÖZGÜRLÜK  SÖZÜNÜ verdiğini ve halkın ona sonsuz güvendiğini his edebiliyorum.

Evet, bazıları Öcalan’ı sevse de sevmese de  Kürt halkının ezici çoğunluğu onu  kurtarıcı bir lider, işgalçi devletlerle müzakere masasına oturması gösterilen bir lider, tüm dünya’da tanınan bir lider ve yüreklerinin başkenti gördükleri bir lider görüyorlar.

Yeri gelmişken değerli okurlarıma Öcalan hakkında ne düşündüğümü paylaşmak istiyorum: Bir dizi  konularda onun gibi düşünmesem de  şu gerçeği söylememe engel değildir: Abdullah Öcalan’ı felsefe, sosyoloji, modernizim ve siyaset bilimi konularında yetkin bir müteffekir ve hatalarıyla birlikte genel anlamda başarılı bir lider görüyorum!

Evet, Kürtler içlerinde dünyaca ünlü, akıllı ve barışsever bir lider çıkarmayı başardılar! İkincisi, içlerinde çıkardıkları bu lidere bağlılar; ona güveniyorlar, onu seviyorlar, değer veriyorlar, büyükleri ve öğretmenleri görüyorlar!

Bu liderin ‘‘barış süreci”ni, realist ve paragmatist bir epistomoloji izleyerek, başarıya tam imza atmışken; tercübesiz ve marjinal bir kaç HDPli yöneticinin  herşeyi alt üst ettiğini düşünüyor.

Ancak Türkler henüz Kürtler gibi içlerinde  akıllı ve barışsever bir lider çıkaramadılar! Türkler aralarında akıllı ve barışsever bir lider çıkarmayı başarabilirlerse, çıkaracakları bu lider Abdullah Öcalan ile el sıkacaklarını düşünüyorlar!

Dolayısıyla 50 yıllık savaşı engelleyen tek şeyin, akıllı ve barışsever liderlerin politik stratejileri ve şansına ortaya çıkacak GÜÇ DENGESİDİR! Siyaset bilimcilere  göre,  güçlü değilseniz egemen olan güç sizi, rüzgarın yaprağı savurduğu gibi savurur. Hiç şüphesiz güç askeri, siyasi, ekonomik, medya ve psikolojik amilleri kapsar. İkincisi, güçler birbirlerini dengelemediği zaman, kaos ve tedhiş iklimi hüküm sürer. Ama güçler birbirlerini dengelediği vakit, şekavetin yerine  suhulet geçer. Gene de siyaset bilimciler en iyi güç türünü rasyonel ikna yöntemini referans gösterirler.

Bu zaviyede Kürtlerin, geometrik ve aritmetrik gücünü hesaplayarak HDP’yi teorileştiren PKK lideri Abdullah Öcalan, HDP‘yi pratik alana kanalize eden  ve milyonlara mal eden gene PKK nin real gücü bir gerçek!

Son olarak şunu söylemek istiyorum:Türkler, Araplar ve Farisiler biz Kürtlerin öğretmenleri değildir! Biz Kürtlerin öğretmeni  Kawayê Hesinker, Ehmedê Xanî, Qazî Mihemed, Cigerxwîn, şehidlerimiz ve Abdullah Öcalan’dır.

Daha Fazla Göster

7 yorum

  1. Sayın Kadir Bey, lütfen Kürd lider ve kahramanlarının isimlerinden bahsedersen, isimlerini doğru yaz. KAWA hesinker değil, “Hesınkar’dır” Yani demirci. Lütfen bunu hecele, sence ne çıkar? Hes-ın- ker, değil mi? Niye KAWA’ya Hesinker diyorsun. Kürdçede Ker nedir? Tekrar ediyorum lütfen KAWA’yı Hesinker papma, yapmayın ve Kürdçeyi de iyi öğrenin. Saygılar.

  2. Bu dünyada sayın Abdullah Öcalan ve PKK saldırmayan ne devlet kaldı,ne bir sol örgüt,parti nede sağ bir parti kaldı.
    Okuyup araştırdığımızda bu yüzyıl içinde ve 50 yılın bizat Türkiye ve Kürdistan’da olup bitien olayların,mücadelenin içindeyiz.
    Kim ne yapmış ne etmiş hepsini biliyoruz.
    Yüzyıldır bu ceberut,komplocu,entrikacı,hileci devlete karşı hiç kimse başaramadı,ayakta duramadı.
    1920’lerde itibaren 28 Kürd ayaklanması bunlara karşı başaramadı hepsini tafsiye etti.
    1920 Mustaf Supi’lerden başlayarak hiç bir sol hareket,örgüt,parti başaramadı,hepsini tasfiye etti.
    1970’lerde itibaren hiç bir Türkiyeli sol örgütler ve Kürd örgütleri dahil bunlara karşı başarı olmadı hepsini tasfiye ettiler.
    Bu yüzyıl sürecinde bunlara karşı bir tek başarı olan yenilmeyen,tasfiye olmayan Abdullah Öcalan Önderliğinde gelişen PKK’e hareketidir.
    Abdullah Öcalan başarısının temel nedeni bunların sosyolojik toplumsal yapısını iyi çözdüğü için bunlara karşı mücadele etti,tasfiye olmadı.
    Velhasıl son 50 yıldır hem Türkiye’de hem Kürdistan’da kendine sol diyen örgüt,parti A.Öcalan neden başardı üzerinde kafa yoracaklarına bu alık kafalılarda sömürgeci türk devleti ve faşistler gibi A.Öcalan ve PKK’yi hep karaladılar.
    40 yıldır Kuzey Kürdistan da kendine Kürdistan partisi diyen örgüt ve partiler otladığı yerde G.Kürdistan’daki KDP ve YNK’ peşmergelerin üzerinde Kürd ve Kürdistanlık yapan başkalarının evlatlarının ölümün üzerinde siyaset yapan moronlar kendi çocuklarını Kürdistan mücadelesinde hep uzak tutular.Bunlar 40 yıldır Kürdistan deyip te Kürdistan için savaşmayanlar kendine dönüp bakmayanlar, hergün kendilerini tatmin edecek bir yalan bulur…
    Bu kesimler 40 Abdullah Öcalan’ın şahsını hedef alan devletin ajanı, iftira atan yazılar,söylemler,aşağlama,küfür lerle karalamalarla 40 yılını geçirdiler.
    40 Yıl Abdullah Öcalan ve PKK’ye yönelik söylemedikleri kötü bir şey kalmadı…
    Yüzyıldır kurulan Türkiye cumhuriyetin devleti 40 yıldır PKK’karşı istenilen sonucu alamayınca PKK’e korkusuyla çılgına döndüler. Türk devletin yöneticilerinde şu an tam bir cinnet hali yaşanıyor.
    Türk ırkçı devletin sayın A.Öcalan’a tecrit uygulamasının nedeni bunla ilgilidir.
    PKK’e ve A.Öcalan takıntısı olanlar 40 yıldır ne devrim için ne de halk için nede ortadoğuyla ilgili hiç bir projeleri yoktur.Fakat söz konusu A.Öcalan ve PKK’e olunca eleştirileri ve projesi çok ve PKK’e akıl vermeye çalışıyorlar…40 yıldır PKK’nin pratiklerini konuşarak zaman doldururlar.
    Kazanan Abdullah Öcalan Önderliğinde gelişen PKK’e harketi olacaktır…Eline yüreğine sağlık Kadir arkadaş

  3. Sayın Kadir Bey, bir kişiyi tanıyabilmek için, onunla aylar ve yıllarca arkadaş, yakın dost, sırdaş olmak en doğru yoldur. Sonra kişinin cevheri onun yaptığı işlerle ilgili. Öcalan 1975’lerden sonra Ankara üniversitelerinde okuyan bazı Kürd gençlerle tanışır ve onların vasıtası ile Kürd halkının bazı kesimlerine tanıtılır. Onu leheng yapan o kürd yurtsever gençlerdi. Çünkü o hem fiziki yapısıyla ve hemde konuşmayı ve palavrayı çok seven biri olduğu için, onu kendilerine lider yaptılar ama o, onu lider yapanın hiç birisini hayatta bırakmak istemedi, hepisini çeşitli yöntemlerle toprağa gömdü. Sana tavsiyem PKK’dan ayrılan bazı kişilerin anılarını okuman. Örneğin Selim Çürükkaya’nın Apo’nun Ayetleri, Aytekin Yılmaz’ın “Son Diktatör” ve son çıkan İbrahim Aydın’ın Madolyunun Ters Yüzü ve PKK’lı Yıllar. Sana göre Enver Ata, Çetin Güngör, Mehmet Şener ve diğer binlerce iç infazların hapsi ajan miydi? Senin yazılarını hep okurum. Sen kendini Kaf dağın üstünde gören birisin ve senin şeşin, beşin beli değil. Kanımca normal da değilsin. Sende tıpkı bir Öcalan birisin. Sorarım sana Öcalan 42 yılda Kürd halkına ne verdi? Göster Kuzeyde bir dönüm özgür topak. Gösterebilir misin? Sen bazı filozofların adını verirken, kendini ve Öcalan’ı filozof sayıyorsun. Sahiden öyle biri misiniz???????

    1. Sayin Kadir amac dusunce dunyasi epey acik buna hic suphe yok ama ne yazik ki senin gibi embesillerle ugrasmak zorunda kaldigi icin cok zorlaniyordur o dedigin kitaplar dusmana yaranma ihanetlerini gerekcelendirme belgeleridir ve rahat ol sayin Kadir amac senden daha once onlari okumus ve bu sonuca ulasmistir

    1. Dogrusu yazilan yazilarin daha orjinal objektif olmasi en dogrusu yani lideri deyerlendirirken liderin keykelini kurmak yada fotolarini asmak anlamsiz onun yazdiklarini anlamak liderin politik duzeyini anlamaya calismak daha dogru bu anlamda baskani yani ocalani anlamaya calismak hakketen daha iyi olur

  4. “Doğrusu Abdullah Öcalan’ın hayatı, elem ve kederden başka bir şey değildir! Çok büyük bir sorumluluk altında olduğunu, koşulların kendisini çok zorladığını, müzakere edecek bir kaç Kürt fikir insanına ihtiyaç duyduğunu, halkına ÖZGÜRLÜK SÖZÜNÜ verdiğini ve halkın ona sonsuz güvendiğini his edebiliyorum.”

    su degerlendirmenizden anlasilan müthis bir apocu oldugunuzdur, hatta Öcalan’in bahsettigi “benden daha müthis apocu”lardan birisiniz. halkin düsüncelerinden bihabersiniz. küfür eden ve onu yüceltenlerin disindaki kürtlerin düsün dünyasiyla ilgili bir fikre sahip degilsiniz kanimca. ben bir kürt olarak Öcalani -herseye ragmen- bir deger olarak görmekle birlikte herseyi ondan beklemenin ve kaderimizi ona teslim etmenin büyük bir yanlislik oldugunu düsünüyorum, Öcalanin da bu iradi teslime cok fazla hevesli oldugunu görüyorum. 99dan beridir Öcalanin pratikleri ve mücadeleye birsey katamadigi hatta gerilemesine vesile oldugu gün gibi ortadadir. bunun üst düzeyde dile getirilmemesi bu gercegi degistirmez. son olarak sunu söyleyeyim: PKK’ye bagli herhangi bir dernek ya da kurumda Öcalana yapilacak en kücük bir elestiri linc nedenidir ve bu deneyimle sabittir..

İlgili Makaleler

Aynı kategoride
Kapalı
Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: