M.Salih Erol

Kurdistan-post’a ne oldu!

{jcomments on}Hani bazı ağrılar vardır, bir yerleriniz ağrır da, size sorulduğunda ağrıyı tarif edemezsiniz ya, Kurdistan-post kapandığında, öylesi bir sızı sardı her yanımı. Bu sızıyı tarif etmek için milyon tane kelime harcasam da başarılı olamayacağımı bildiğimden dolayı “canım yandı” demekle yetinmek istiyorum.
Meğer ne kadar da alışmışız.
Emek, amma tatlı bir şeymiş…
Site kapandığında…
Sandım ki,
Kürdistan-post’ta yazan bizlerin bir “tık”lık canı varmış.
Sandım ki,
Adıyamanlıların “Biz bize heyran.” dediği gibi, üç-beş kişi olan biz faniler, kendi kendimize çalıp oynuyormuşuz.
Sandım ki,
Sanal âlem denilen dünya, meğer bir rüya imiş ve bizlerin ömrü de kozasından çıkan kelebek gibi kısacıkmış.
Velhasıl, sandım ki,
Kimseler bizi iplememiş ve biz hiç olmamışız. Yaşadıklarımız ise, meğer kocaman bir hayal imiş.
Gelen tepilerden anladım ki öyle değil…
Vartolu dostum Ali aradı. “Ne oldu Kürdistan-post’a?” dedi. “Bir daha olmayacak mı?” dedi. “Yazık oldu.”  dedi. Bu makamda hayli uzun bir muhabbet bile çevirdik.
Amerika’dan Veyis, sitemlerini bildirdi. “Kürtler, ne zaman kurumlarına sahip çıkacaklar, ne zaman kurumlarımızın ömrü insan ömründen uzun olacak!” dedi.
Dersimli Davut telefonla aradı. “Abi ne oldu Kürdistan-post’a, Hasan Bildirici’yi çok seviyordum. Bir daha okuyamayacak mıyım?” dedi.
Konyalı Ahmet dedi ki, “Yahu! Salih, ne oldu Kürdistan-post’a, yoksa bende bağlantı hatası filan mı var?”
Bunların yanında, şahsımızı tanımayıp, bizi kelli felli zanneden birçok okur arkadaşımız gayet resmi cümlelerle teessüflerini, geçmiş olsun dileklerini, sitemlerini ilettiler. Örneğin Urfa’dan Dr. Süleyman, Amed’den Fatih, Londra’dan Delil, Almanya’dan Zin ve şu anda hatırlayamadığım birçok arkadaş, birden bire yok oluşumuzun hikâyesini sordular…
Hepsine şunu dedim. Böylesi kırılmalar, ayrışmalar, gürültüler-patırtılar kötü gibi görünse de olgunlaşmanın ve büyümenin ifadesidir. Zarar gibi görünse de böylesi hareketler, Kürt halkının olgunlaşmasına katkı sağlayacaktır. Helak olmaya, oturup kötü muhasebe yaparak suçlu aramaya gerek yok. Halklar çocuklara benzerler. Nasıl ki bir çocuk düşe kalka, orasını burasını kırıp dökmeden büyüyemiyorsa halklar da kendi içinde çelişkilere düşmeden ayakta kalmayı öğrenemezler. Olaylara birde böyle yaklaşmak lazım.
Şahsen, küfürlü hakaretli olmamak şartıyla Kürtler arası sert tartışmaları, ayrışmaları, fikir ayrılıklarını olumlu bulanlardanım. Böylelikle tartışmayı öğreniyoruz. Bölüne bölüne kendi özellerimizi oluşturarak ortak paydalarda bütünleşmeyi öğreniyoruz. Hepimizin aynı düşünmesi, aynı kıbleye yönelmesi, aynı pınardan su içmesi gerekmez. Dahası, böylesi bir düşünüş yapısı yarardan çok zarardır. Önemli olan, gücümüz nispetinde Kürdistan davasının bir yerlerinden tutmaktır.
Bu duygularla, suyun öte yakasında kalmayı tercih eden arkadaşlara da, suyun bu yüzüne geçip Rojevakurdistan.com sitesine emek akıtan arkadaşlara da başta sağlık, sonra da başarı diliyorum.
Dileğim odur ki, Rojevakurdistan.com’un ömrü bereketli olsun ve ilerde hatırlandığında yüzü kızarmayan bir gazete olsun.
Tüm dostlara yeniden merhaba…
 
M.Salih Erol
Salihmehmet_1@hotmail.com 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Aynı kategoride
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı