MEDYADAN

Katliamın önemli bir parçası olan IŞİD’li kadınlara beraat garantisi verildi

10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nı Artı Gerçek’e değerlendiren Avukat Senem Doğanoğlu, bu kıyımda IŞİD’li kadınların kilit rol oynadığını söylüyor.

Doğanoğlu, ancak son duruşma itibarıyla bu yöndeki taleplerinin de diğer talepleri gibi reddedilmeye başladığına dikkat çekiyor. Kamuoyunda “dullar, eşler” olarak tarif edilen kadınlarla ilgili taleplerinin eş olmalarına dayanmadığını söylüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor,

“Bu kadınlar Suriye’ye kaçak yollarla defalarca giden, IŞİD’in iç yapısı, diğer IŞİD’li militanların pozisyonları hakkında ayrıntılı bilgilere sahip tanıklar. IŞİD’li kadınlar öncelikle birbirleriyle sıkı bir örgütsel bağ içinde IŞİD’e biat etmiş, mücahit olarak değerlendirilen kadınlar.

Sözgelimi tutuklu sanıkların dosyasında sanık Resul Demir’in eşini dinlemek istememize rağmen reddedilmiştir. Ceren Demir, 19 Ekim 2015 tarihinde akşam üzeri kendi evlerinin aranması üzerine hemen ceza alan sanık Esin Altıntuğ (Durgun)’a haber vermiş ve böylece intihar bombacılarını Ankara’ya getiren ve polis operasyonunda daha sonra kendini patlatan kilit isimlerden sanık Halil İbrahim Durgun’un kaçmasına yardım etmiştir”

IŞİD’li kadınlar mahkeme tarafından makul görülüyor

Doğanoğlu, firari sanıklar davasında dinlenen Merve Dündar’ın, Almanya’dan IŞİD’e katılmak üzere Türkiye’ye geldiğini, IŞİD altında hayatını devam ettirmek üzere Suriye’ye geçtiğini, silahlandığını, hizamı ile dolaşan, IŞİD’in “yurttaşı” olarak yıllarca hareket ettiğini ifade eden bir başka tanık olduğunu söylüyor.

Doğanoğlu, Merve Dündar’ın, duruşmada birçok ismi teşhis ettiğini, bunun yanı sıra IŞİD’in uluslararası düzeyde örgütlenmesi, Türkiye ile ilişkiler konusunda çok önemli bilgiler verdiğini ifade ediyor. Doğanoğlu konuya ilişkin çarpıcı bilgiler veriyor:

“Ancak bu tanığın dinlenmesinden sonra mahkeme heyeti başka herhangi bir kadının dinlenilmeyeceğine karar verdi. Hatırlatalım Merve Dündar İçişleri Bakanlığı’nın ödül listesinde yer alıyordu. Bu kadınlarla ilgili süreç Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekâtı gibi operasyonları ile başlayan bir süreç anladığımız. Türkiye’ye gelmeleri özel operasyonlarla oluyor. En çok aranan isimlerin eşleri sınırlardan şaibeli bir şekilde geliyor.

Kadınlar, IŞİD’in kendisi ve Türkiye’deki yapılanma ile ilgili ve doğal olarak katliamların örgütlenmesi ve sonrası yönünden önemli bir çerçeve sunuyor olmakla birlikte altını çizmek istediğimiz bir husus yargılamalardaki sıfatları ile ilgili. Çoğu kadın için sanık olmaları gerekirken tanık olduklarını söyleyebiliriz. Ancak burada daha önemli bir yargısal pratik söz konusu.

Bu kadınlar, Suriye’de sadece evlerde oturmuş, eşlerinin peşinden “zorla” gitmiş olduklarına inanılan kadınlar. Hepsi etkin pişmanlıktan faydalanmak istiyor. Mahkemeler de aslında tutarlı olmayan ve yeni bir söz söylemeyen tüm kadınlara bu hakkı tanıyor. Genellikle ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar verildi.

Ancak Yargıtay bu yargısal tutumu başka bir zemine çekti ve “örgüt eylemlerinde yer aldıklarına dair şüphe vardır, hepsi eşlerinin baskısıyla gitmiştir, bu nedenle beraat etmeliler” dedi. Savaşçı yetiştiren, şeriatı yaşamak üzere Suriye’ye giden kadınlarla ilgili Yargıtay’ın hukuk tekniği ile sınırlı olmak üzere söylüyorum, insanlığa karşı suç ya da uluslararası düzeyde savaş suçu perspektifi olsa beraat etmeyecekleri aşikâr.

Ancak toplumsal cinsiyet rolleri, patriarkal aile kavranışı yargının tutumunu belirleyen ideoloji olduğu için tam da bu tutumlara uygun olarak IŞİD’li kadınlar makul kabul edilip, beraat etsinler deniyor”

Doğanoğlu, bu içtihadın başka bir sonucunun ise kadınlara “etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmaya çalışmayın zaten beraat edeceksiniz” denildiğini ve böylece konuşmamalarının istendiğini söylüyor. Doğanoğlu, katliam dosyasında firari sanıkların eşlerinin halen aktif bir şekilde Türkiye’ye dönmeye devam ettiklerini ifade ediyor. Doğanoğlu son sözlerini şöyle bitiriyor,

“IŞİD ile Türkiye’nin Suriye politikası, muhtemel takaslar ve yargı bağışıklıkları belli ki bu sürecin temel belirleyenleri. Ve gelinen aşamada ‘konuşmanızın lüzumu yok’ denmesi baştan beri karartılarak yola çıkılan soruşturmalarda ve yargılamalarda başka yeni bir bulanıklaştırmaya işaret ediyor.”

esra ciftci/ artigercek

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu