RÖPORTAJ

Karayılan: Erdoğan ateşkes ilan etmemizi istedi

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Stêrk TV’de yayınlanan özel programda gündeme ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu.

KDP güçlerinin Metina’da birkaç bölgeye yerleştiğini söyleyen Karayılan, “Güçlerimiz de yakın bir yerdeler. Bugün bize haber verildi. Yani güçlerimiz ile onların arasında 200-300 metre mesafe kalmış. Tabi arkadaşlarımız bize ne yapalım diye sordu. Biz bekleyin bakalım ne yapacaklar diye arkadaşlarımızı bilgilendirdik. Gerçekten hassas bir durum yaşanıyor şu an. Hulusi Akar, KDP yönetimine peşmerge güçlerinin de savaşa katılması gerektiğini söylemiş. 20 Mayıs’ta KDP yöneticileri bu konu üzerine toplandılar. Yani ne karar aldılar net bilmiyoruz. Bilinse de burada söylemeye gerek yok. Fakat şunu da söyleyeyim, şimdiye kadar biraz gizliydi. Sayın Mesud Barzani ile görüştüğümde ona söylemeyi düşünüyordum. Ya da başka bir KDP yöneticisi ile paylaşmayı düşünüyordum” diye konuştu.

Türk devletinin Medya Savunma Alanları’na yönelik işgal saldırılarının aralıksız devam ettiğini söyleyen Karayılan, peşmerge güçlerine saldırdıklarına ilişkin iddialara ilişkin şunları belirtti: “Bizim üzerimizde bu kadar kapsamlı bir saldırı varken, biz nasıl olur da peşmerge güçlerine saldırı gerçekleştirebiliriz? Yani bu akıllıca olur mu? Neden bu kadar yoğun savaş halindeyken başka bir savaş cephesi açalım? Hem de Metina gibi bir bölgede. Metina’nın kuzeyinde savaş verirken neden kalkıp orada peşmerge karşısında ikinci bir savaş cephesi açalım? Bunun mantıklı bir tarafı yoktur. Bu iddia temelsiz ve mantıksızdır. Yani gerilla güçlerimiz peşmergeye saldırmamıştır.”

Karayılan’ın Stêrk TV’de yayınlanan röportajı şöyle:

Şu an tüm Kürtlerin gündeminde 5 Haziran’da Metina’da gerçekleşen olay var. Bilindiği gibi KDP güçleri büyük bir askeri konvoy ile gerilla hakimiyeti altındaki Metina bölgesine girmek istedi ve orada bir patlama yaşandı. HPG yaptığı açıklamada patlamadan sorumlu olmadıklarını söyledi. Fakat KDP ise PKK gerillalarının bu saldırıyı yaptığını söyledi. Bu olayın gerçekliği nedir?

İçinde bulunduğumuz bu süreç Kürt halkının mücadelesinin çok önemli bir aşamasıdır. Kürt halkının mücadelesinin karşısında düşmanların çok kirli planları var. Bilindiği üzere Önder Apo Kuzey Kürdistan’da 2013 yılında bir ateşkes kararı aldı. Bu ateşkes iki buçuk yıl kadar sürdü. Fakat Türk devleti o süreçte Kürt halkının Ortadoğu’da elinin güçlendiğini gördü ve görüşmeler belli bir düzeye ulaşmış olmasına rağmen Tayyip Erdoğan bunu reddetti. Hemen akabinde Kürtlere açık düşmanlık halinde olan Devlet Bahçeli ve Doğu Perinçek gibi kişilerle ittifak yaparak hareketimize dönük kapsamlı bir saldırı başlattılar. Hedefleri ilk olarak PKK’yi tasfiye etmek sonrasında ise tüm Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırmaktı. Sadece Kuzey Kürdistan’da bulunan Kürtlerin değil, tüm bölgedeki Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmak istediler. Bu yeni konseptin hedefi budur. Bu çerçevede 6 yıldır bize karşı başlattıkları çok geniş kapsamlı bir savaş var.

Bu yılın başından bu yana da savaş yoğunluğunu arttırarak devam ediyor. İlk olarak İmralı’da Önder Apo üzerinde işkence devam ediyor. Uzun bir süredir de Önder Apo ile bir iletişim kurulamıyor. Aynı zamanda Türk devletinin bize karşı yürüttüğü büyük bir psikolojik savaş var. On binlerce arkadaşımız Türk devletinin zindanlarında ve onlar da işkence altındadır. Her gün halkımıza dönük operasyonlar yapılarak tutuklamalar yapılıyor, işkenceler yapılıyor. Aynı şekilde Kuzey Kürdistan’ın tüm bölgelerinde askeri operasyonlar yapılıyor. Şimdi Garzan’da, Van’da, Mardin’de, Botan’da operasyonlar devam ediyor. Bahar’ın başından bu yana yoğun şekilde operasyonlar devam ediyor. Bu operasyonlar da kayıplarımız oldu, şehit olan arkadaşlarımız oldu. Günlük olarak bu gelişmeler basından takip edilebiliyor. Aynı biçimde Güney Kürdistan üzerinde de üç yıldır Türk devletinin işgal planı adım adım ilerliyor.

Güney Kürdistan’da bazı bölgeleri işgal edip kalıcı olarak yerleşmek istiyorlar. Haftanin ve Xakurke’nin bir kısmını işgal ettikten sonra bilindiği gibi son olarak Metina, Zap ve Avaşin bölgelerine dönük yoğun bir saldırı başlattılar. Bugün tam 46 günü geride bıraktı bu işgal saldırısı. Yani genel olarak bize yönelik kapsamlı bir saldırı var. Mesela arkadaşlarımızın hakimiyeti altında bulunan Güney Kürdistan’daki bölgelerde Türk devletinin 30 adet keşif uçağı gece ve gündüz uçuyor. Zaten savaş uçakları sürekli bombalıyor. Bazen Maxmur’u vuruyor, bazen başka bölgeleri. Yani aralıksız bir saldırı içindeler. Peki bizim üzerimizde bu kadar kapsamlı bir saldırı varken, biz nasıl olur da peşmerge güçlerine saldırı gerçekleştirebiliriz? Yani bu akıllıca olur mu?

GERİLLA GÜÇLERİMİZ PEŞMERGEYE SALDIRMADI

Neden durup dururken karşımıza yeni bir savaş cephesi oluşturalım. Neden bu kadar yoğun savaş halindeyken başka bir savaş cephesi açalım? Hem de Metina gibi bir bölgede. Metina’nın kuzeyinde savaş verirken neden kalkıp orada peşmerge karşısında ikinci bir savaş cephesi açalım? Bunun mantıklı bir tarafı yoktur. Bu iddia temelsiz ve mantıksızdır. Yani gerilla güçlerimiz peşmergeye saldırmamıştır. Gerilla delirmiş mi ki karşısına ikinci bir savaş cephesi açsın. Peki ne vardır. İllaki peşmerge güçlerini gerilla ile karşı karşıya getirip savaştırma planı vardır. Biz peşmerge güçlerine dönük hiç bir şekilde bir talimat vermemişiz. Hiçbir karar veya bir hareketliliğimiz de olmamıştır. Biz Kürtlerin kendi içinde savaşını hele böyle bir dönemde felaket olarak görüyoruz. En büyük yanlışlık olarak görüyoruz. Kesinlikle bu konuda hiçbir olumsuz yaklaşımımız yoktur. Bu konuda hiçbir talimat ve kararımız olmamıştır ve olması yönünde de bir düşüncemiz yoktur. Ama ortada bir oyun olduğu aşikar.

Biz çok iyi biliyoruz ki böylesi hassas bir süreçte Kürdün Kürde karşı savaşı büyük bir karanlık yaratır. Bu durum ne örgütlerin çıkarına, ne de Kürt halkının çıkarına olur. Bu çerçevede Metina’da gelişen olayın gerçekten çözülmesi, anlaşılması gerekir. Yani sabah saat 4’te 2 koldan büyük konvoylar halinde savaş araçları ile bir savaşa hazırlanırcasına o bölgeye girmenin gerçekten bir anlamı yoktur. O bölge askeri bir bölge ve 25 yıldır peşmerge oraya hiç gelmemiş. 25 yıldır o bölgede gerilla güçleri var. Yani bu konuda bir iletişim sağlanabilirdi. Şimdi deniliyor ki işte bu gayet normal ve peşmerge normal görevini icra ediyordu. Peki madem öyleydi oraya girilirken neden haber verilmedi?

Diyebilirlerdi biz şu tarih şu saatte bu bölgeye geleceğiz. Fakat 100 tane araçla oraya gelmenin ne anlamı olabilir. Şimdi diyorlar ki biz burada hakim gücüz ve bir yerden başka bir yere giderken kimseden izin almamıza ihtiyaç yoktur. Peki baş göz üstüne, siz burada hakimsiniz. Fakat buradan 5 kilometre ötede savaş var. Yoğun bir şekilde savaşıyoruz. Yani kendinizi başka bir yerde tutmanız lazım. Yani böyle bir durumda sen neden Türk devletine yardım ediyorsun. Tamam sen bölgenin gücüsün fakat olağanüstü koşullar var. Savaş sürüyor uçaklar her yeri bombalıyor her yer toz duman. Tüm bunlar olurken sen de kalkmışsın cephenin hemen gerisinde bu askeri hareketlilik içinde olmuşsun. Peki bu ne kadar insani, ne kadar Kurdevaridir. Yani gerçekten bunun mantıklı bir izahı ve açıklaması yoktur. İşte diyorlar ki biz orada hakimiz ve oradan geçerken gerilla bize saldırdı. Gerilla kimseye saldırmamıştır. Yani şunu söyleyeyim, bizim aramızda ilişkileri sağlayan dostlar var. Biz 21. Yüzyılda yaşıyoruz ve tüm insanlık diyalog ile sorunlarını çözsün diyoruz. Peki biz neden kendi içimizde karşılıklı bir diyalog içinde olamıyor ve sorunları çözemiyoruz. Yani diyalog yerine neden askeri yollarla, sessizce ve birden saldırı yaparak çözmeye çalışıyoruz. Yani bu neye hizmet eder, kime hizmet eder.

Sizin bahsettiğiniz iletişim kanalları açık olmasına rağmen neden böylesi bir askeri hareketlilik içinde olundu?

Biz de bu soruyu soruyoruz. Şimdi Metina’nın kuzeyinde, Zendura Tepesinde, Çemço bölgesi, Zap Kela Bêdew, Avaşin bölgesinde, Mervanis tepesinde Türk devletinin saldırıları boşa çıkartılmış, tıkanmış durumda. Yani bir ilerleme sağlayamıyorlar. Yani bugün Zendura ve Mervanis’te var olan direniş Kürt halkı için büyük bir gurur abidesidir. Çünkü gerçekten Kürt halkının genç kızları ve erkekleri 46 gündür yeni yöntemler ile Türk devletinin işgaline karşı direniş içindeler ve ilerlemelerine izin vermiyorlar. Bu yeni bir şeydir. Kürt direniş tarihinde bu yeni bir durumdur. Evet doğrudur Dımdım kalesi uzun sürmüştür ama herhalde o zamanlar şimdiki kadar düşmanın savaş araçları yoktu. Yani şimdi kullandıkları savaş uçakları, tankları, topları, her türlü gazlarına rağmen gerilla güçlerinim karşısına bir ilerleme sağlayamıyorlar. Şu anda tıkanmış durumdalar. Bu çok çok önemlidir sıradan bir durum değildir. Bu mücadele tüm Kürt halkı için gerçekten yeni kazanımlar ortaya çıkarabilir.

Şu anda Zendura Tepesinde tünellere girebilmek için Kürtleri kullanıyorlar. Sêgirkê korucuları içinde bazı hain kesimleri kullanmaya çalışıyorlar. Onları tünellere sokmaya çalışıyorlar fakat başarısızlar. Yani yine Kürtleri öne sürüp kullanılmaya çalışıyorlar. Maalesef Kürt tarihinde öyle örnekler vardır. Yine başka bir biçimde köpeklerin kafasına kamera takarak tünellere girmeye çalışıyorlar bunda da başarısız oldular. Yani bazen köpekleri bazen de Kürtleri kullanıyorlar. Adeta o kullandıkları Kürtleri de köpek yerine koyuyorlar. Ama yine de orada büyük bir direniş ve mücadele devam ediyor. Türk devleti orada tıkanmış vaziyettedir. Şimdi tüm bunlar varken KDP’nin yaptığı bu askeri hareketlilik Türk işgali karşısında gerillanın Zendura’da verdiği mücadeleye karşı bir çabadır. Tabi bu böyle değildir diyebilirler. Ama ister istemez de facto olarak öyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Yani bu hareket öyle bir rol oynuyor.

Yani gerilla orada bir mücadele içerisinde, sen ise onların karşısında durmuş oluyorsun. Peki bu ne anlam taşıyor. Yani gerçekten bu direniş tüm Kürt halkı için gurur kaynağıdır. Ben açık söyleyeyim, bazı konularda safım. Halkımız da bilsin. Yani biz bu savaşı verirken biraz destek bekliyorduk. Türk devletine karşı savaşta onlardan biraz destek umuyordum. Ama gerçek öyle değilmiş. Tam tersi bu gelişme yaşandı. Şimdi tarihten biliyoruz ki Kürt aşiretleri arasında savaşlar yaşandı. Fakat Osmanlı saldırıları olunca kendi içlerindeki savaşa son verip ya birlikte karşı koymuşlar ya da karşı koyan aşiret ile birlikte savaşmamışsa dahi bir bütünen dışında kalmıştır. Neden böyle yapılmıştır çünkü tersini yapmak yiğitçe bir tutum olmaz. Yani büyük vahşi bir düşman saldırdığı zaman sen de kalkıp arkadan saldırırsa bu doğru olmaz. Hem de Kürt Kürde karşı. Bu nedenle ben bu yaklaşımı doğru ve yerinde bulmuyorum. Umuyorum ki KDP’nin sorumlu yöneticileri bu gerçeği görürler. Bu ahlaki bir tutum değildir. Kürtlerin geleneğinde böyle bir şey yoktur. Yani bize karşı zaten büyük bir savaş var. Bize destek olmuyorsanız en azından arkamızda farklı hareketlilik içinde olmayın. Bize karşı yeni bir cephe açmayın.

HULUSİ AKAR PEŞMERGELERİN SAVAŞA KATILMASINI İSTEMİŞ

Başka bir şey söyleyeyim. Duyuyoruz, bilgimiz var bu konuda. Hulusi Akar, KDP yönetimine peşmerge güçlerinin de savaşa katılması gerektiğini söylemiş. 20 Mayıs’ta KDP yöneticileri bu konu üzerine toplandılar. Yani ne karar aldılar net bilmiyoruz. Bilinse de burada söylemeye gerek yok. Fakat şunu da söyleyeyim, şimdiye kadar biraz gizliydi. Sayın Mesut Barzani ile görüştüğümde ona söylemeyi düşünüyordum. Ya da başka bir KDP yöneticisi ile paylaşmayı düşünüyordum.

Fakat şu an kamuoyu önünde tüm halkımıza bunu belirtmek istiyorum. Bundan birkaç ay önce bazı dostlardan oluşan bir heyet vesilesi ile Türk devleti, Tayyip Erdoğan’ın kendisi bize haber gönderdi. Ne söyledi, ‘Siz Kuzey Kürdistan’da ateşkes ilan edin, fakat diğer Kürdistan parçalarında ne yaparsanız yapın biz karışmayacağız.’ Bu ne anlama geliyor peki; yani siz bizimle ateşkes ilan edin, zaten KDP ile çelişkileriniz var gidin onlarla savaşın. Bu düşmanın bir oyunudur. Düşmanın bu oyunları karşısında uyanık olmamız lazım. Türk devleti her zaman Kürtleri böyle kandırıp birbirine saldırtmış. Kendini böyle geliştirmiş, ayakta tutmuş. Yani bizim tarihimizde düşmanın gerçekliği sürekli böyle olagelmiştir.

Tarihimizde hem Osmanlı dönemi hem de Türkiye Cumhuriyeti döneminde Kürtlere sürekli sözler verilmiş ve bu sözler tutulmamıştır. Bunun altını tekrardan çizmek gerekir. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Mesela 1999’da uluslararası komplo neticesinde Önder Apo’yu esir alıp Türkiye’ye teslim ettiler. O zaman Türk devleti PKK bitti diye sevindi. Biz de savaşı durdurduk. O zaman ne yapıldı. Güney yönetimini kırmızı çizgisi yaptılar. Niçin? Bir daha ilişki kurmamak için. Bu kırmızı çizgiyi ne zaman kaldırdılar. 2008 de Zap’ta yenilgiye uğradıkları zaman. Baktılar ki tek başına Güney Kürdistan’da başarılı olamayacaklar. O zaman Güney yönetimi ile aralarındaki kırmızı çizgiyi kaldırdılar. Bu yakın tarihten bir tecrübe.

Yine 90’larda bize karşı savaşta Hizbullah’ı devreye sokmuşlardı. Fakat önderlik esir alındıktan sonra, Hizbullah’ın liderini İstanbul’da öldürdüler. Yani Türk devletinin geleneği böyledir. Sürekli Kürtleri kandırıp birbirine çatıştırıp kendi hakimiyetini pekiştirmek istemiştir. Şu anda yaptıkları plan böyledir. Umuyorum ki her kesim bu kirli plana karşı uyanık olur. Türk devleti bizi birbirimize karşı çatıştırmaya ve kırdırmaya çalışıyor. Bunu yaparak kendilerini bölgede egemen kılmak ve stratejilerini sonuca ulaştırmaya çalışıyorlar. Beklentimiz odur ki tüm Kürt tarafları ve kamuoyu tarafından bu durum anlaşılır ve ona göre hareket edilir.

KDP güçlerinin Metina alanına girmek istediğini belirttiniz. Şimdi orada onların mevcut pozisyonu ve oraya geliş amaçları nedir?

Şimdi Metina’da bir bölge var Metina’yı ikiye bölen bir bölgedir. Oraya yerleşmiş durumdalar. Yedi yere yerleşmiş durumdalar. Bizim güçlerimiz de yakın bir yerdeler. Bugün bize haber verildi. Yani güçlerimiz ile onların arasında 200-300 metre mesafe kalmış. Tabi arkadaşlarımız bize ne yapalım diye sordular. Biz bekleyin bakalım ne yapacaklar diye arkadaşlarımızı bilgilendirdik. Gerçekten hassas bir durum.

Yani savaş mevzileri mi yapıyorlar orada?

Tabi savaş mevzileri yapıyorlar. Kepçe, Greyder vb. araçlar ile yapıyorlar. Aynı şekilde arkadaşlarımızın olduğu yönde yapıyorlar. Yine başka bir bilgi aldık. Irak hükümeti ile bir anlaşma yaptıkları yönünde. Ne kadar merkezi bir anlaşmadır bilmiyoruz ama bazı Irak güçleri ile birlikte orada Çarçela tepesine yönelik bir operasyon yapmak istiyorlar.

O tepe gerillanın elinde mi?

Evet yıllardır gerilla orada. Yani gerilla öyle askeri zorla veya tehdit ile geri çekilmez. Bizim anlayışımızda bu yoktur. Bu konuda halkımızın bu durumu bilmesini istiyoruz. Her halükarda gerillanın üzerine gidilirse kendisini savunmak en doğal hakkıdır. O açıdan bu çok hassas bir konudur. Yani bize karşı ikinci bir cephe açarlarsa bunda Kürt halkının ne gibi bir faydası olacak. Böyle bir şey hiç kimsenin çıkarına olmayacak. Bu durum sadece Türk devletine hizmet eder. Şimdi bize diyorlar ne işiniz var burada. Biz 40 yıldır buradayız. Şimdi mi ne işiniz var diyorsunuz? Şimdiye kadar neden bunu söylemiyordunuz? Yine 2013’te gerçekleşen ateşkes antlaşmasında sayın Mesud Barzani’nin de rolü vardı. Biz herkesin bilgisi ve anlaşması ile Güney’e çekildik. Sonra Türk devleti ne yaptı? Barış sürecini bitirerek bizi savaş ile tasfiye etmeye çalıştı.

Kuzeyde, güneyde her yerde üzerimize geldiler. Yani Kürdistan’ın bir diyalektiği var. Kürdistan’ı biz dört parçaya ayırmadık, bunu düşman yaptı. Yani 1960 ve 70’lerde peşmerge savaşırken nereleri kullanıyordu. Çoğunlukla Kuzeyi. Çelê, Şemzinan, Cudî dağı ve daha birçok bölgeyi kullanıyordu. Yani Kürdistan’da diyalektik böyledir. Biz de 40 yıldır buradayız. Yani şimdi mi akıllarına geldi burada egemen oldukları ve her yere serbestçe gidebilecekleri. Yani tamam egemen güç sizsiniz buna bir şey demiyoruz. Fakat halihazırda olağanüstü bir süreç yaşanıyor. Böyle bir süreçte yapılan bu tür askeri hareketler Kürt davasına hizmet etmez. Aksine çok tehlikeli sonuçlar açığa çıkarır.

Daha önce de dediğim gibi biz Kürtler arasında silah kullanmak istemiyoruz. Kürdün Kürde karşı savaşını doğru bulmuyoruz. Bu Kürt halkının çıkarına olamayacaktır. Yani bu süreçte bizden biraz uzak durun. Bu bölgeler bizim için önemli bölgeler. Yani Metina bölgesinde şu an çok tehlikeli bir durum yaşanıyor. Her an bir gerginlik sonucu sorun çıkabilir. Bu açıdan başta KNK’ye çağrı yapıyorum. Onların ulusal birlik için önemli çaba ve emekleri var. Bu açıdan onlara teşekkürlerimi belirtiyor ve kutluyorum. Kürdistan’da bulunan tüm siyasi partilere çağrı yapıyorum; durum ciddi bir hale gelmiştir. Biz bir sorun yaşanmasını istemiyoruz. Şu anda tam arkadaşlarımızın ortasında bir yerdeler. Her an bizim de, halkımızın da, dostlarımızın da istemediği bir gerginlik veya sorun yaşanabilir. Bu yüzden tüm parti ve Kürt güçlerinden ricam bu konuda sessiz kalmamalarıdır. Bu duruma müdahale etmelidirler.

PKK NEREDE SALDIRMIŞ SÖYLESİNLER

KDP, KNK, Goran, Yek-Girti, Komala, Zahmetkeşan tüm parti yönetimlerine, aydın ve sanatçılara, sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunuyorum. Bu yaşanan durum karşısında hassasiyetlerini göstermeleri ve bir tutum geliştirmelerini bekliyorum. Belki bazı bölgelere gidilemez ama Metina bölgesi açıktır. Oraya kadar yol var. Oraya gelip bakabilirler. Kim haklı kim haksız görüp karar versinler. Biz hiç bir zaman bölge yönetiminin hakimiyetine karşı olmadık. Fakat dediğim gibi Kürdistan’ın diyalektiği vardır. Şu anda olağanüstü bir savaş süreci yaşanıyor. Düşman tüm gücüyle bize saldırıyor. Bu konuda biraz vicdan sahibi olmaları gerekir. Ben vicdan sahibi herkese sesleniyorum. Yurtsever, demokrat Kürt savaşına karşı olanlara çağrı yapıyorum. Bu durum böyle devam edemez. Biz düşmana karşı savaşıyoruz. Türk işgaline karşı savaşıyoruz. Böyle bir aşamada Kürtler arası bir savaş bu halka asla hizmet etmez. Tüm bunları söylememize rağmen ‘PKK saldırdı’ diyorlar. PKK nerede saldırmış? Herkese çağrı yapıyorum. Halen imkanlar var. Halen bir savaş gelişmemiştir.

Bu aşamada bu var olan duruma dur demelidir herkes. Partimiz, önderliğimiz böyle bir savaşı asla istemiyor. Türk devleti ne diyor; ‘bunlar hepsi aşirettir, birbirlerini öldürüyorlar ve bunlar bir millet değildir’ diyorlar. Kürtler arası bir savaş ile bu durum doğrulanmış olur. 21. yüzyıldayız ve anlaşmanın yöntemleri vardır. Bir araya gelinir, konuşulur ve sorunlar halledilir. Madem biz bir araya gelemiyoruz o zaman aracılar vardır. Yani bu durumun yaşanmaması gerekir. Biz şu an Türk devleti ile savaşıyoruz. Biz kendimize güveniyoruz ve savaşmaktan korkmuyoruz. Biz sadece Kürtler içi savaştan korkuyoruz. Ben tüm kamuoyu önünde iddia ediyorum biz bu düşmanı yeneceğiz. 46 gündür verilen savaş bunun ispatıdır. Düşman şu an ilerleyemiyor ve istediği noktaları alamıyor. Toplarla uçaklar ile her yeri vuruyor ama biz gerekli hazırlıklarımızı yapmışız. Onların tüm hassas noktalarını biliyoruz ve onları sıkıştırmış durumdayız.

Bana haberler geliyor Türk askerlerinin bulunduğu tepelerden, hepsi bir karmaşa ve kaos içindeler. Böyle bir düşman ile savaşıyoruz. Tamam bize destek vermiyorsunuz fakat bize engel olmayın ya da tehlike yaratan durumlara girişmeyin. Onlarca yıldır durmuştunuz biraz daha bekleyin. Biraz ortalık sakinleşsin sonra gelin ne istiyorsanız söyleyin konuşalım. O vakit geldiğinde biz hayır dediysek o zaman siz haklısınız. Yani destek vermiyorsunuz bari öyle yapın. Özellikle Behdinan halkına çağrı yapıyorum. Bedel vermiş onurlu bir halktır. Biliyoruz birçok köy boşaltılıyor, bombalanıyor. Bundan biz de acı duyuyoruz. Fakat bu düşman bize saldırıp bitirmek istiyor. Bunu yapmak isteyen düşman Kürdistan’da daha ne vahşetleri yapar. Bu yüzden Kürt halkının akil kişileri bu durumda inisiyatif almalı bir Kürtler arası çatışmaya engel olmalıdır. Çünkü şu an çok riskli ve olması muhtemel bir durum yaşanıyor.

KDP Politbüro Sekreteri Fazıl Mirani, partiniz için ‘PKK kiralanmıştır’ şeklinde hakaretvari bir söz kullandı. Bu hakarete ilişkin neler söyleyeceksiniz?

Duhok halkına ne söylersek inanırlar diye düşünüyorlar ama Duhok halkı entelektüel, okuyan, araştıran ve sosyal medyayı takip eden bir halktır. Bu sözleri insanlara kabul ettiremezsiniz. PKK’yi kim kiraladı peki? İran mı? İran her gün yoldaşlarımızı katlediyor. 2 hafta önce Selmas’ta 4 arkadaşımızı şehit ettiler. Bize yönelik baskıları hala devam ediyor. En büyük işgalci güç olan Türk devleti sürekli bize saldırıyor. Kimden bahsediyorsunuz, Irak’tan mı bahsediyorsunuz? Oysa ki siz ve Irak ortak bir operasyon için bir araya geliyorsunuz. O zaman bizi kim kiraladı? Bir söz söylediğinizde ne anlama geldiğini iyi bilmeniz lazım.

Bizler bu ülkenin fedaileriyiz. Onun gibi ne evimiz, ne mülkümüz, ne ailemiz var. Bizler bu halk için canımızı bağışladık. Ben ve bütün arkadaşlarım maddiyatı bir kenara bıraktık. Bizler bu halkın geleceği için bu kadar cefa çekiyoruz. Bizler bağımsızız. Kimsenin böyle şeyler söylemeye hakkı yok. Ama inanıyorum ki başta Behdinan halkı olmak üzere tüm halkımız gerçeğin ne olduğunu, o kişinin kim olduğunu, bizim kim olduğumuzu çok iyi biliyor. Nasıl yaşadığımız biliniyor. Biz bu halk için canımızı feda ettik. Bazıları ‘Bunlar Kürtlere karşı’ diyor. Ya Kürtlere nasıl karşılar? Bu mücadeleyi zaten Kürt halkı irade ve güç sahibi yaptı. Bizler de Kürt halkının varlığı için savaşıyoruz. Biz bu düşmana barış diyoruz, ama barışa gelmiyor, durun diyoruz durmuyorlar, ‘İllaki seni öldüreceğim. Nereye giderseniz peşinizden geleceğim” diyor. Biz buna karşı direniyoruz. Vicdanı, haysiyeti olan ya da demokratlar, ‘bu nasıl merhametsizliktir’ diyecekler.

Türk devleti o kadar saldırıyor, köyleri yıkıyor, ormanları yakıyor ama Türkler hakkında tek bir kelime söylemiyorlar. Türkleri bu kadar akladığınız yeter. Bu devlet kirli bir devlettir ve Kürtlerin düşmanıdır. Türkiye’de bu hükümet Kürtlere karşı ittifak kurdu. Kürtlere karşı olmazlarsa birleşemezler. Bu açıklamada çok tehlikeli bir şey var. Anlaşılan savaşmaya karar vermişler. Bunun için bir çağrıda bulunuyorum, bu yanlış bir karardır. Halihazırda bazı medya organları sürekli olarak kara propaganda haberlerini ve PKK’nin nereden geldiği, PKK’nin Güney’e ‘musallat’ olduğuna dair konuları araştırıyor ve haber yapıyorlar.

BİZ GÜNEY’E SAVAŞ GETİRMEDİK, DÜŞMAN GÜNEY’E GELDİ

PKK’den önce de Türk devleti Güney’i kabul etmiyordu. Cezayir Antlaşması’nı sadece 2 devlet yapmadı. Türk devleti de perde arkasındaydı. Türk devleti o dönem müdahale etti. Belgeleri var. Kalkıp Türk devletini temize çıkarıyorlar, PKK için ise her şeyi yıkmış, Güney’e savaş getirmiş diyorlar. Biz Güney’e savaş getirmedik, düşman Güney’e geldi. Dersim’de, Amed’de, Botan’da, Bakur’un her yerinde bizimle savaşıyor ama bununla yetinmeyip Güney’e de geliyor. Yeni aldıkları karar nedeniyle, ‘Kürtleri her yerde ortadan kaldıracağım’ diyorlar.

Bu insanlar, ‘Türk devleti PKK’ye saldırır, PKK zayıflar ve biz de arkalarından vurup PKK’yi tasfiye ederiz’ diye düşünüyorlarsa yazıklar olsun. PKK yok olmaz. PKK ideolojik bir harekettir, PKK Kürt gençlerinin kanıyla kurulmuştur. Milyonlarca PKK sempatizanı var. KDP sempatizanları da bunu görüyor. Böyle hakaret ettikten sonra Kürt halkı seni affeder mi sanıyorsun?

Öte yandan, eğer PKK dedikleri gibi ortadan kalkarsa veya darbe yerse, ardından YNK’yi ele geçirirler, daha sonra ise sizin peşinize düşerler. Hiç kimse kendini kandırmamalıdır. PKK, Kürt halkının kimliğini koruduğu için PKK’ye saldırıyorlar. ‘Türkiye’deki Kürt kimliğini yok etmedik ama Abdullah Öcalan çıktı, herkesi ayaklandırdı dolayısıyla bütün suç onundur’ diyorlar. Bunun için de önderliğimize işkence yapıyorlar. Herkes biliyor ki biz buraya bir sözleşme ile geldik ve 40 yıldır buradayız. 1995’te aramızda bir anlaşma vardı, ‘PKK’nin alanları Haftanin, Zap ve Xakurkê’dir’ diyor. 2013 yılında sizin izninizle bu alanlara çekildik. Ayrıca PKK Afrika’dan gelmedi.

PKK, Saddam’ın zulmüne karşı ilk kurşunun atıldığı Behdinan alanına bağlı Begova, Batufa’daki 1991 ayaklanması sırasında oradaydı. O dönemin müsteşarı da şahittir. Sadece Kerkük, Maxmur ve Şengal’i DAİŞ’e karşı savunmadık. Öncesi de var. PKK de Kürttür. Doğru, ‘burada sorumlu biziz’ diyorsunuz, tamam sorumlu sizsiniz. Fakat bazı dağlar var PKK 40 yıldır o dağlarda. Ama yine istiyorsanız gelin de peki ne için geleceksiniz? Sanki Kürdistan’ın her tarafına hakimler de bir tek bu dağlar kalmış. Öyle bir şey yok. Bunun için bu konuları önemli buluyoruz. Bu savaşı durdurmak için çabalıyoruz. PKK’yi karalama fikrinden vazgeçmeliler. PKK’ye şantaj yapmak, PKK’yi kiralık gibi göstermek ve PKK ile savaşmak onların da çıkarına değildir. Bu, KDP’nin geleceği için de tehlikelidir ve bu politikadan vazgeçmeleri gerekir.

HPG geçtiğimiz günlerde bir çağrı yaparak, Metina’da yaşanan olayla ilgili bir heyetin araştırma yapmasını talep etti. Peşmergelerin PKK tarafından öldürüldüğü söyleniyor. Bu iddialar doğru mu, değil mi, olay nasıl gelişti?

O alandaki arkadaşlardan alınan resmi raporlara ve görünenlere göre olay şu şekilde yaşanıyor; bu güçlerden bir kol Kani Masi’den, bir kol da Amediyê’den harekete geçiyor. Arkadaşlarımız onları durdurmak için uyarı ateşi ediyorlar. Ama durmuyorlar ve geçiyorlar. Sonra bu güçlerin araçları patlıyor. Araştırıp, tekrar sorduk. Arkadaşlarımız sarox gibi bir arabayı havaya uçuracak, kıracak, insanların hayatını kaybedeceği bir silahı hiçbir zaman kullanmamıştır. Oradaki arkadaşlar da bu olayın nasıl gerçekleştiğine hayret ettiler. Aynı anda sadece 5-6 keşif uçağı havadaydı. Biz o arabaya saldırmadık. Şimdi ‘PKK ateş ettiğini itiraf etti’ diyorlar. Evet uyarı ateşi ettik ama bireysel silahlarla. Zırhlı araçları yok eden, parçalayan silahlardan bahsetmiyoruz ki. Görünüşe göre bu güçlere karşı bir füze kullanılmış.

Bunun için ya her iki taraftan bir heyet oluşturulmasını, ya da bağımsız bir heyetin gelip alanda teknik araştırma yapmasını istedik. Biz bu insanlara saldırmadık. Böyle bir olayın bir plan, bir provokasyon olduğundan şüpheleniyoruz. Bunun da araştırılmasını istiyoruz. Bunu inkar etmeye gerek yok. Bu olayda hayatlarını kaybeden insanlar için bu durum aydınlatılmalı. Bunu da söyleyeceğim. Onlar masum insanlar. Çoğunun nereye gideceğini bilmediğini fark ettik. Elbette hayatını kaybeden bu insanlar masumdur ve şehittirler. Ailelerine, akrabalarına başsağlığı, tüm yaralılara acil şifalar diyorum. Bu olay bizleri de üzdü. Aslında kimsenin istediği bir şey değildi. Aramızda bir savaş çıkmasını istemiyoruz. Ama bu olayda tam olarak bu oldu. Bunun için araştırılmasını istiyoruz.

KDP’ye bağlı medya başlangıçta uçakların vurduğunu söyledi. Ondan sonra ‘doğru uyarı ateşleri yapıldı ama böyle bir olay da oldu’ dedik. Hemen değiştirip ‘PKK saldırdı’ dediler. Bu PKK’ye yapılan bir haksızlıktır. Kamuoyu ve Güney Kürdistan halkı gerçekten bunun farkında olmalı. Partimize karşı haksızlık yapılıyor, töhmet altında bırakılıyoruz. Yaşamımız belli, duruşumuz belli. Kürt olarak yaşıyoruz ve Kürtler için varız. Örneğin bunun Kürt düşmanının bir planı olduğunu söylüyorlar. Bütün Kürt düşmanları zaten PKK’ye karşı savaşıyorlar. Bu olayın aydınlatılmasını istiyoruz. Bu durumda üzerimize ne düşerse yapmaya hazırız. Bu olayı aydınlatmaya hazırız. Bu araç patladı mı, havadan mı saldırıya uğradı biz de öğrenmek istiyoruz. Ama görünenlere göre hava saldırısı meydana gelmiş. Bu yüzden olay açıklığa kavuşturulmalı.

Son olarak vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Bu süreç halkımızın mücadelesinde çok önemli bir aşamadır. Varlık ve yokluk aşamasıdır. Herkes bunun farkında olmalıdır. Çünkü Türk devleti Kürt halkını soykırımdan geçirme kararı almıştır. Düşmanın konsepti budur. Bu, partiler arasında yaşanan bir sorun değildir. Partiler arasındaki sorunları mutlaka çözmeliyiz. Çok büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız. Türk devletinin faşizmi karşısında Kürt halkının varlığı ve geleceği büyük bir tehlike altında. Türk devleti Kürt halkının tüm kazanımlarını tamamen yok etmek istiyor. Bunun için şu anda ortak bir zemin oluşturmayı önemli buluyorum. Ulusal birlik sağlanmamış olsa dahi asla birbirimize zarar vermemeliyiz. Bunu çok önemli buluyoruz.

Dört dörtlük olduğumuzu söylemiyorum. Eksiklerimiz de olabilir. Zaten benim de bazı eleştirilerim var, arkadaşlarımız çoğu zaman söylemek istediklerine tam olarak ya yerine getirmiyorlar, ya da geç kalıyorlar. Ayrıca bazı şeylere tam olarak cevap veremiyoruz. Dört dörtlük olduğumuzu söylemiyoruz ama Kürt halkının özgürlük stratejisini izliyoruz. Bize ilişkin eleştirisi olan varsa söyleyebilir ama kalkıp bize karşı savaşmak kabul edilemez. Bu bağlamda bir kez daha tüm Kürt halkının, Başur, Bakur, Rojava ve Rojhilat halkının bu süreçte dikkatli olmaları, bizi, Kürt siyasetini takip etmeleri ve bir tavır göstermelerini istiyorum. Eleştirilerinizi yapın, eleştirilerinizi de söyleyin. Bu önemli dönemde Kürtlerin kazanmasını istiyoruz. Kürtler bölgede bir güç olmalı. Kürt halkının da bu topraklarda özgürce yaşama hakkı vardır. Türk devleti bunu ortadan kaldırmak istiyor.

Ama Türk devletinin saldırılarına karşı savaşmak ve bedeli ne olursa olsun mutlaka kazanmak istiyoruz. Türk devletinin faşist dalgasını kırarsak sadece Kürdistan değil, Türkiye de bu faşistlerin pençesinden kurtulacaktır. Böyle olduğu takdirde Araplar, Süryaniler, Suriyeliler ve tüm bölge halklarına yönelik mevcut tehdit ortadan kalkacaktır. Türk işgaline karşı devam eden direnişten gurur duyuyoruz. Bu uğurda ne yapılırsa yerindedir. Bu konuda kararlıyız ve bu sefer Kürt halkı ve tüm demokrasi yanlısı güçler için bu mücadeleyi kazanacağız. Umudumuz ve inancımız budur.

Elbette bu konuda herkesten destek istiyoruz. Bilhassa ulus meselesinde herkesin birlik ve beraberliğin yaratılmasından yana olmasını istiyoruz. Ama kim haksızsa, Kürt halkı onlara karşı durmalı. Bu tarihi dönemde Kürt halkının davasını mutlaka başarıya ulaştıracağız. Şu an düşman saldırıları ve sorunlarımız olmasına rağmen, başarılı olma fırsatımız da var. İnanıyoruz ki gelecek Kürdistan’ın geleceği olacaktır.

Daha Fazla Göster

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu