Kadir Amaç

Neçirvan Barzani’ye Açık Mektup!

Sayın Neçirvan Barzani’ye Açık Mektup!

Birinci Fasıl

Doğrusu, size nasıl hitap edeceğimi bilmiyorum! Karekterinizin hiç bir belâgat sanatını hak etmediğini düşünüyorum! Çünkü, kendinize tapmaktan fırsat bulup sanatla ilgilenmiyorsunuz! Sanat diyorum, çünkü sanat, sevgi ve estetik demektir. Bir yöneticide sevgi ve estetik yoksa ülkesini de sevmez, halkına da iyi hizmet edemez.

Kötü yöneticiliğinizi, ülkeme ve halkıma layık görmesem de, size isminizle hitap edeceğim: Sayın Neçirvan,  Einstein’in Kızına yazdığı mektupta bilim insanlarının evrendeki ”dört temel kuvvetin birleşik teorisi”ni ilan ettiğini, ancak  ”beşinci kuvvet” ve  “en güçlü kuvvet”  olan sevgiyi unutuğunu söyler!  Evet, işte o sevgisiz ve sevimsiz insanlardan biri de hiç şüphesiz zat-ı alinizdir!

Doğrusunu söylemek gerekirse;  rahle-i tedrisatınızda ne sanat var, ne irfan var, ne sevgi var ve ne de estetik var! Para, iktidar, şan, şöhret, şımarıklık,  görgüsüzlük ve yalan zat-i alinizi ontolojik ve primordiyal yörüngesinden çıkarmış, körlük ve basiretsizliği başınıza musallat etmiş, sevgiye ve estetiğe düşman yapmıştır.

Kürtlük ve insanlık kütüphanenizde ise; Ehmedê Xanî’nin zâhirî ve bâtınî ilimlerini, Qazi Muhammed’in vatanseverliğini,  Satre’ın ”egzistansiyalizmi”,  Albert Camus’nun “boşluk”, Andre Gide’in “abes fiiler” ve  Heidegger’in “alinasyonalizm” felsefesini göremiyorum! Sizde görebildiğim tek şey; görgüsüzlük, şımarıklık ve haramzadelik!

Sayın Neçirvan, biliyor musunuz, iki hırsız insan iyi arkadaş olur.  Biri hırsızlık eylemini yapar, ötekisi ona perdeyi tutar. İkincisi, iki erdemli insan iyi dost olur, biri diğerine filozof, ötekisi ona zahid olur. Bir insanda kötülük korkusu, iyilik ve fazilet kaygısı  olduğu vakit, sevgi ve erdem onun tabiatı olur.

Evet, sayın Neçirvan, zat-ı alinizin ve etrafınıza toplanmış dalkavukların mektubumu ciddiye almayacağınızı tahmin edebiliyorum. Bilmem, helenistik toplumdan modern topluma kadar, toplumların filozofları  korumadığını, siyasi otoritenin onları haps ettiğini ve  din adamlarının onları cehennem azabıyla tehdit ettiğini, biliyor musunuz?

İnsan ontolojisi iyilik ve kötülük mayasıyla vücud bulmuştur. Dolayısıyla, kötülük yapanlar kötülükleriyle, iyilik yapanlar iyilikleriyle anılırlar. Kıyamet borusunun çaldığı güne kadar bu mektup, Kürt halkının elinde dolaşacak, günahlarını ve suçlarını torunlarına okuyacak ve ismin hep kötülükle anılacak! 

Ey Neçirvan!  Sizin paraya ve makama taptığın kadar, benim de ülkeme ve milletime taptığımı bilmenizi isterim! Sahip olduğunuz serveti kendi alınterinizle kazanmış olsanız bile; onu halkımızla paylaşmıyorsanız, bencilsiniz ve eğer halkımızın parasını mülkiyetinize geçirmişseniz, bu da bir ihanettir! 

Ayrıca sizin gibi, parayı seven ve kendine tapan hedonist Kürtleri görünce,  Kürdistan ülkesine olan bağlılığım ve sevgim daha bir mazbutlaşıyor. Ülkemin bağımsızlığı için elimde avucumda neyim varsa vermek, Hacer gibi kendimi, İbrahim gibi çocuklarımı adamak aşkı yüreğimde bir mahşer yaratıyor! Keşke ülkem özgür olsaydı ve ben de bu özgür  ülkede  gecelerimi Mem û Zîn’den fasıllar ve Cegerxwîn’den dörtlükler okuyarak geçirseydim!

Ey! 50 bin dolarlık Brioni marka  takım elbiseli ve Fransız marka kırmızı papyonlu aşiret çocuğu Neçirvan, ben ”Kürt Aşiret Sosyolojisi’‘ni severim, yurtsever ”Aşiret Ağaları”nı daha çok severim ve bu noktada bir rahatsızlık da duymuyorum! Şimdi asıl konumuza dönelim:

Efendim, kötü yöneticiliğinizi konu yapmayacağım. Türk devletinin Kuzey Kürdistan’da şehirlerimize, dağlarımıza, halkımıza, siyasetçilerimize yaptığı akıl almaz kötülükler karşısında zillet içindeki körlüğünüze ve korkaklığınıza değinmeyeceğim. Özellikle Şengal, Kerkük ve Heftanîn’de düşmanlarımızı sevindiren ve halkımıza acı veren uygulamalarınızdan hiç bahs etmeyeceğim. Mektubumda hiç bir emek sarf etmeden dünyanın en zengin iki yüz milyarderi arasında nasıl yer aldığınızı konu edineceğim.

Örneğin; serveti 100 milyar dolar olan Bill Gates’le başlayalım:  Bill Gates, yirmi bir yıl boyunca evinin garajında, uzun günlerini ve uykusuz gecelerini vererek Microsoft’un temellerini attı. Sıradan insanlar gibi, bir hamburger almak için sırasını bekledi, kendi öz emeğiyle kazandığı  servetinin bir bölümünü eğitime,  bir bölümünü hastalara ve bir bölümünü de açlıkla boğuşan Afrika Kıtasına armağan etmekten zere miskal kadar tereddüt etmedi.

Şimdi ikinci örneği amcanız olan sayın Mesut Barzani’den verelim: 2018 ‘de Güney Kürdistan’ın Duhok şehrinde amcanız şöyle diyordu:  “Ben kendimi dünyanın en zengini olarak görüyorum. Benim servetim 48 milyon Kürt’ün desteğidir.”

Ama, Heyhat! Amcanız doğru söylemiyordu, halkını aldatıyordu, onların vatanseverlik ve bağımsızlık ideallerini sömürüyordu! Amcanız da tıpkı sizin gibi hiç bir emek vermeden dünyanın en zengin insanları sıralamasına girmişti.  Dünya ekonomi dergisi Forbes ve eski Kürdistan Maliye Bakanı Rebaz Hamlan, amcanızın 50 milyar dolar ve zat-ı alinizin de   20 milyar dolardan fazla bir servete sahip olduğunu idia ediyordu! 

Pekala, amcanız servetini halkıyla paylaştı mı, ya da ülkesinin terakkisi için bağışta bulundu mu? Doğrusu, ülkesini ve  halkını seven bir lider asla ve asla para biriktirmez!  Onun serveti, örnek yaşamı ve aydınlatıcı fikirleri olur.

Ey Neçirvan! Vatanını ve halkını sevdiğini idia eden ve bağımsızlık ideali olan amcanızın ve ailenizin ahval-ü şeraiti bu mu olmalıydı?

Sayın Neçirvan, ben  Kürdistan ülkesinin çocuğuyum! Beni o doğurdu, büyütü ve eğitti!

Ellinci yaşıma girdim, çeşitli işlerde çalıştım, kenarda biriktirdiğim ve bir ev satın alabilecek kadar param yok! Yanlış anlaşılmasın; zenginlere ve zenginliğe asla karşı değilim! Kimsenin malınd,a mülkünde de gözüm yok!

Amcanız Mesut Barzani, Talabani’nin iki görgüsüz çocuğu ve zat-ı aliniz hiç çalışmadan nasıl böyle  MİLYAR DOLAR  sahibi oldunuz?  Şimdi, izninizle (!) bir de sizin ajandanızı açalım; ajandamda da ne var ne yok, birlikte bakalım:

Birincisi, Şu Abor Group Şirketi kimindir? Ne iş yapıyor? Bu paralar kimin eline geçiyor?

İkincisi, Kısa adı: AIE olan ”American Institution Enterprise”ın ünlü danışmanlarından Michael Rubin, bir yazısında;  şahsi servetinizin milyar dolarlara ulaştığını söylüyordu. Bazı özel kaynaklara göre, bu servetinizin bir bölümü de Türkiye’deki  PARAVAN şirketlerinizdedir.

Örneğin: Bir vakit  çocukların ”hayal dünyası” olan İstanbul’daki Tatilya’yı zat-ı aliniz (DARİN ŞİRKETLER GRUBU) 1.1 milyon dolara satın aldığınız idia edildi! O dönemler Türk gazeteleri Türkiye’nin ilk ‘Mini Disneyland’ının sahiplerinin Barzani ailesi olduğunu  manşetlerine taşıyordu ve bu haber insanlarda tepki yaratıyordu.

Türk Dış Ticaret Müsteşarlığı”nın verdiği  bilgilere göre, Güney Kürdistan’taki tüm ithal içki, sigara, şeker ve kuru gıda pazarı zat-ı alinize ait şirketlerin elinde olduğunu idia ediliyordu! Evet, burada; biraz duralım.  ”Mersin Serbest Bölgesi”ne gidelim. Takdir edersiniz ki; zat-ı alinizin kendi adınızla Türkiye’de şirket kurmanız veya hisse sahibi olmanız mümkün değil. Ancak idialara  göre, ”Mersin Serbest Bölgesi”nde faaliyet gösteren dört büyük şirketin ve Antep’te bir dizi şirketin arkasındaki gerçek isim sizdiniz!

Şahsınıza ve ailenize ait 150 civarında olduğu öne sürülen şirketlerinizden sadece yeri gelmişken, bir dizi şirket ismini sıralamak istiyorum: AL-BARZANJİ, HÜDA Dış Ticaret Ltd,  Hardi Ltd,  DİLSHAT Dış Ticaret AŞ, Emin Dış Ticaret Petrol Ve Tarım Ürünleri Ticaret Ltd, Nasri Şirketler Grubu ve  ZAGROS İnşaat ve Dış Ticaret Şirketi…

Sayın Barzani, Kürdistan şahitliğimi yapmak zorundayım! Canınızı acıttığımı biliyorum! Kaldığımız yerden devam edelim: kırk beşten fazla petrol kuyusu, Habur Sınır Kapısı, Korek, Telekom, doğalgaz-petrol gelirleri ve merkezi hükümetten aldığınız payları şahsi servete dönüştürdüğünüzü ben söylemiyorum!  Bu sözlerin, bir dönem maliye bakanlığı yapan Rebaz Hamlan’a ait olduğunu biliyor olmanız lazım.

Kürdistan Federe Bölge Yönetiminin eski maliye bakanlığı görevinde bulunan Hamlan, ”hükümete gelmesi gereken tüm paraların sizin şahsi  hesabınıza yatmasından’‘ dolayı ve kazanılan paranın Kürdistan’ın altyapı yatırımlarına harcanması yerine,  “Barzani, kendi aşiretini zenginleştirirken Kürt halkını 1991 öncesinden çok  daha fazla fakirleştirdi”ğini idia ediyordu!

Hamlan, ayrıca Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Kıbrıs, İsveç, Hollanda, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde ciddi mal varlığınızın olduğunu ve  “Hewler’in bir mafya düzeni kurarak tüm kazanımları bir tek kişide topladı”ğını idia ediyordu!

Gorran ”Değişim Hareketi” Milletvekili Ali Hama Salih’in sözlerine ve Irak merkezi hükümetinin verilerine göre, “2016’nın son 2 ayı ile Ocak 2017’yi kapsayan 3 aylık dönemde KDP gözetiminde çıkarılan petrol miktarı, personel giderleri ve diğer masrafların bilançosunu  “Bu hesaplara göre 3 ayda kaybolan para miktarının 1 milyar 266 milyon dolar” olduğu gerçeğini bilmemeniz mümkün değil!

Evet, vatanseverlik adına gariban milletimize yalnız başınıza kazık atmıyordunuz! Tabiki bu çirkin işleri Türk dostlarınızla birlikte yapıyordunuz!  Örneğin: halkımızın paralarıyla milyoner ettiğiniz yüzlerce Türk dostlarınızdan biri de İlnur Çeviktir! Kimdir bu şahıs? Eski bir kalpazan ve Fetullah Gülen’in eski kıdemli şeflerinden biri. Şimdi ise Türk devletinin elebaşı Erdoğan’ın başdanışmanı! Bu şahıs sizin aracılığınızla, taleplerinizle Kürdistan’da televizyonlar kurdu,  parasını peşin aldı, mallar sattı ve karşılığında petrol aldı… 

İkinci Fasıl

Sayın Neçirvan, Güney Kürdistan Federe Bölge Başkanı amcanız sayın Mesut Barzani mi, oğlu  Mesrur Barzani mi, yoksa yeğeni ve damadı olan  zat-ı aliniz mi? Doğrusu hangi birinizin başkan olduğunu bilmiyorum!  Bildiğim tek bir şey var; o da şu ki, ahvaliniz tam bir felaket ve tam bir tiyatro! Görebildiğim kadarıyla 50 milyon Kürt halkına değil, kendi ailenize ait ve kendi ailenizin ikbali için kurduğunuz bir devlet gerçeği var ortada! 

Hemen izah edeyim: Belçika’da yaşıyorum. Belçika federatif bir devlettir.  Devlet teorisyenleri, Belçika devlet modelini beynelminel bir sistem gösteriyorlar. Yaşadığım Flaman federasyonunda sizin gibi bir ailede üç başbakan yok, tek bir başbakan var ve başbakan sürekli değişiyor! 

Şimdi zat-ı alinize soruyorum: Böyle bir imtiyazi, böyle bir ruhsatı ve  böyle bir ayrıcalığı kimden alıyorsunuz? Kimsiniz, kimyanız ve biyolojiniz hangi ayrıcalıklı hücrelerden yaratıldı acaba? 

Sayın Neçirvan, sade veya politik hayatınızda örnek bir bölüm verebilir misiniz? Ya da, hayatınızı örnek alan ve hayatınızdan etkilenen  bir Kürt insanı, bir Kürt ailesi ve bildiğiniz bir Kürt topluluğu var mı?

Örneğin: Kürdistan’ın bağımsızlığı ve Kürt halkının hürriyeti için işgalci devletlere karşı bugüne kadar  verdiğiniz bir bedel oldu mu? Yani siz, Kürdistan’ın bağımsızlığı için mücadele ederken, düşman sizi incitti mi, yani bu uğurda eziyet çektiniz mi?  Acaba, çektiğiniz acıların ve bedellerin karşılığı olarak mı bu kadar servet zat-ı alinize armağan edildi?

Hiç sanmıyorum!

Devam edelim:  Halkımızı yönetmeye layık bir insan olduğunuza, dünya devletler ve dünya milletler liginde ülkemizi temsil edebilecek yeteneğe sahip olduğunuza kim karar verdi? 

Sahiden, sizin böyle bir dizi özelliğiniz ve böyle bir dizi meziyetiniz var mı?  Gerçekten de bu konu üzerinde hiç tefekkür ettiniz mi, vicdanınızla başbaşa kaldınız mı? Örneğin: Sistematik bilgiye, alicenap bir ahlaka ve güçlü bir konuşma sanatına sahip olup olmadığınızı hiç sorguladınız mı?

Sayın Neçirvan, Kibir ve şımarıklık size, kendinizi muhakeme ve mürakabe etme fırsatını vermemiştir! Kürdistan ülkesine ve şehidlerin adına yemin ederim ki; sizin sosyolojik ayarlarınızda arıza var, sosyolojik görüntünüzde görgüsüzlük var, şımarıklık var,  bedevi Arapların çöl kültürü var!  

Çünkü alâmet-i fârikanızda Kürt ruhunu, Kürt yüreğini, Kürt yiğitliğini ve Kürt sosyolojisini  göremiyorum! Bağımsız ve birleşik Kürdistan fikriyatını benimseyen bir lider; para biriktirir mi, şirketler ve holdingler sahibi olabilir mi?  Kürt kazanımlarını ve Kürt halkının malını-mülkünü ailesine ve  aşiretine peşkeş çeker mi? Türk devletinin, Güney topraklarımızda onlarca askeri üst kurmasına musaade eder mi? 

Ey Neçirvan, yemin ederim sizi kızkanmıyorum! Ülkemizi çok kötü yönetiyorsunuz, halkımıza çok kötülük yapıyorsunuz, halkımızı itibarsızlaştırıyorsunuz, halkımızın  milli birliği için hiç bir şey yapmıyorsunuz, halkımızı fırkalara ve bölüklere ayırıyorsunuz. Halkımızın, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını özel mülkiyetine geçirmişsiniz, siz çok kötü bir insan ve çok kötü bir Kürtsünüz! 

Çünkü yaralı millet olarak, bağımsızlık ve hürriyet için ayağı kalkıp malımızı, evlerimizi, çocuklarımızı ve ikbalimizi Kürdistan ülkesinin bağımsızlığına ve hürriyetine adamışken, siz bu kızılkıyamete UHUD OKÇULARI gibi mal çalıyorsunuz, koltuk çalıyorsunuz, servet biriktiriyorsunuz! 

Biliyorum, hiç bir şey”hüda-i nabi” değildir. Gene de şunu söylemek  istiyorum : Bir insan nasıl bu hale gelir, kendi ülkesine ve kendi halkına nasıl böyle kötülük yapabilir!

Ey Neçirvan Barzani! Huzurumu kaçırdın,  bağımsızlık düşünceme suikast düzenledin ve yalınyaklı milletimin şerefini ailene ve işgalci devletlere peşkeş çektin!  Eğer yaralı-bereli halkımızın üzerinde kılıcını çekmezsen, halkımızdan çaldığın milyar dolarları Kürdistan hazinesine devr etmezsen ve halkımızın önünde eğilip bağışlama dilemezsen; ben de hayatım boyunca senin kötülüklerinle mücadele edeceğim!

Ey Neçirvan! size yazdıklarımın yalan ve iftira olduğunu düşünüyorsanız,  Kürdistan mahkemelerinin veya  Kürdistan parlamentosunun kuracağı tarafsız bir komisyonun ile mal ve mülkünüze bir soruşturma- araştırma-inceleme başlatmalısınız! Eğer temiz çıkarsanız, halkımızın huzurunda zat-ı alinizden bağışlama dileyeceğim ve hayatım boyunca size hizmet edeceğim! 

Kadir Amaç- Brüksei

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Aynı kategoride
Kapalı
Başa dön tuşu