Gündem

IŞİD emiri İlhami Balı, kırmızı bültenle aranırken devlet hastanesinde tedavi görmüş

IŞİD yöneticisi İlhami Balı'nın, kırmızı bültenle aranırken Konya'da devlet hastanesinde tedavi gördüğü ortaya çıktı.

Interpol tarafından kırmızı bülten ile aranan ve Türkiye’deki canlı bomba saldırılarından sorumlu tutulan IŞİD’in sınır emiri İlhami Balı’nın, 25 Temmuz 2016 tarihinde Konya’daki Cihanbeyli Devlet Hastanesi’nde tedavi gördüğü ortaya çıktı.

ANKA Haber Ajansı’nın haberine göre, 5 Haziran HDP Diyarbakır mitingi, 20 Temmuz Suruç, 10 Ekim Ankara Gar bombalı saldırılarının kritik ismi olan IŞİD’in sınırı emiri İlhami Balı, arandığı dönemde Konya Cihanbeyli Devlet Hastanesi’nde tedavi gördü.

Suruç katliamına ilişkin Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren dava dosyasına Balı’nın tedavi gördüğüne ilişkin Sağlık Bakanlığı’nın gönderdiği resmi yazı girdi. Yazıda Balı’nın Adana Sarıçam’da 31 Nolu Aile Hekimliği’ne kayıtlı olduğu ve muayene kaydı bulunduğu belirtildi.

Ulusal Sağlık Sistemi’nde (USS) inceleme yapıldığı belirtilen yazının ekinde sunulan muayene kaydında ise Balı’nın 25 Temmuz 2016 tarihinde Konya Cihanbeyli Devlet Hastanesi’nde “acil dahiliye yoğun bakım” branşında tedavisi için üç işlem yapıldığı aktarıldı.

Halen yakalanamayan Balı hakkındaki kırmızı bültenle arama kaydı da kaldırılmadı.

Canlı bomba listesindeki DAİŞ’linin itirafı: Suriye’ye geçerken askerler çantamızı taşıdı

DAİŞ’e katılan ve emniyetin “canlı bomba” listesinde yer alan Ulkar Mammadova, 2014 yılında Suriye’ye geçtiklerini belirterek, “Sınır yoktu. Askerler bizi gördü. Yardım için gittiğimizi söyledik, askerler elimizdeki çantaları taşımamıza yardım etti” dedi.
10 Ekim Ankara Katliamı’nın firari sanıkları ve insanlığa karşı suçtan yargılanan Erman Ekici’nin devam eden davanın 15’inci duruşması Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı.
Kimlik tespitiyle başlayan duruşmaya, katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları ve yarılıların yanı sıra Halkların Demokrat Partisi (HDP) milletvekilleri Abdullah Koç, Oya Ersoy, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri Nihat Yeşil, Alpay Antmen ile Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, demokratik kitle örgütü ve sendika temsilcisi katıldı.
Sanık sandalyelerinin boş olduğu salonda insanlığa karşı suçtan yargılanan Erman Ekici, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.
Dosyaya gelen yeni evraklar hakkında bilgi veren mahkeme başkanı, DAİŞ’in eski Türkiye emiri Kasım Güler hakkında “Anayasal düzeni yıkmak”, “Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma”, “Sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri bulundurma” gerekçeleriyle Ankara 20’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava dosyasına dair bilgi ve belgelerin dosyaya eklendiğini ifade etti.
DAİŞ’in “canlı bomba hücresi” olarak bilinen Adıyaman hücresinin yöneticisi Mustafa Dokumacı’nın eşi ve emniyetin “canlı bomba” listesinde yer alan Ulkar Mammadova tanık olarak dinlendi. Kırıkkale Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözlem altında tutulan Mammadova SEGBİS ile bağlandı.

‘ADIYAMAN’DAN GENÇLER GELİYORDU’

Katliam sanıklarından çoğu kişiyi tespit ettiğini belirten Mammadova, katliamın gerçekleştiği dönem Suriye’de olduğunu kaydetti. Suriye’deki evlerine Türkiye’den de gelenlerin olduğunu belirten Mammadova, “Adıyamanlı gençler geliyordu. Ömer Deniz Dündar, Kasım Dere, Şamil, Abdulhakim Hoca, Mustafa Delibaşlar, Ebu Musa geliyordu. Ama esasen Adıyamanlı gençler geliyordu” dedi. 10 Ekim Katliamı olduğu dönemde 12 aile olarak bir yerde kaldıklarını ve katliamı haberlerde duyduklarını ileri sürdü. Daha önce şüpheli sıfatıyla verdiği ifadelerinin doğru olduğunu öne süren Mammadova’nın DAİŞ’liler hakkında “abi ve hoca” gibi sıfatlarla ifade etmesi dikkati çekti.
DAİŞ’li eşi Mustafa Dokumacı’nın 2020 yılında öldürüldüğünü söyleyen Mammadova, “Mustafa Delibaşlar da PKK’nin Minbiç kuşatmasında öldü. Eşimin parçalanmış bedenini gördüm. Ama kaçtım” dedi.

‘PARA CEZASI KESİP BIRAKTILAR’

Pandemi önlemleri rahatlayınca Türkiye’ye kaçakçılar yardımıyla geldiğini anlatan Mammadova, kırmızı listeyle arandığını ve isminin emniyetin “canlı bomba” listesinde yer aldığını bildiğini söyledi. Mammadova, sınırda kendisine para cezası kesilerek serbest bırakıldığını vurguladı. Mammadova, “Türkiye’ye gelme kararı aldığımda kaynanam nerelere başvuracağım konusunda bana bilgi verdi. Bana uygun bir Türk birimine teslim olmamı söyledi. Kaçakçı yardımıyla nehri geçerek Hatay şehrindeki askeri noktada teslim oldum. Direk arandığımı söyledim. Beni şubeye götürdüler oradan da Adıyaman’a sevk edildim” diye konuştu.

‘ASKERLER ÇANTAMIZI TAŞIDI’

Söz alan dava avukatlarından Senem Doğanoğlu, Mammadova’nın Adıyaman’da verdiği ifadeye dair sorular sordu. 2014 yılında Suriye’ye gittiğinde yanında kimlerin olduğunu sordu. Mammadova, “Eşim, ben ve Serpil Dere vardı” dedi. “Yardım amaçlı hangi örgütle beraber gittiniz” sorusuna  “Hiçbir örgütle beraber gitmedik. Zaten sınırı geçerken Türk askerleri bizi gördü biz de ‘yardım etmek için gidiyoruz’ dedik ve askerler bize çantalarımızı taşımaya dahi yardım etti” diye belirtti. Doğanoğlu’nun “Dönerken Rus Ayşe’yle beraberdiniz Ayşe sınır dışı edildi ama size para cezası kesildi neden” sorusuna, Mammadova, “Evet ben Türkiye’den evli olduğum için para ceza kesmekle yetindiler. Zaten sınır yoktu. Tarladan geçiliyordu. Askerler zaten bizi görüyordu” yanıtını verdi. Doğanoğlu’nun “Türkiye’ye Serpil Dere ile birlikte geçtiğinizi söylediniz ama Serpil Dere sizi tanımadığını söyledi ifadesinde, neden böyle dedi sizden korkuyor muydu” sorusuna Mammadova, “Bilmiyorum ama biz onunla kardeş gibiydik” dedi.

‘EŞİM O GENCİ ÇOK SEVİYORDU’

Katliamın faillerinden Yunus Emre Alagöz ve Suruç Katliamı faillerinden Abdurrahman Alagöz’ün evlerine gelip gelmediğine yönelik soruya Mammadova, “Yunus Emre Alagöz’ü tespit ettim. Ankara Gar olayı olduktan sonra tüm faillerin resimleri çıkınca eşim bana Yunus Emre Alagöz’ün fotoğrafını gösterdi. Çok öfkelenmişti. Neden bu gence bu görevi verdiler dedi. Eşim, o genci çok seviyordu. Kişiliği düzgün biriymiş” dedi.

‘İKİ YIL ESİR KALDIM’

Eşi Mustafa Dokumacı’nın Suruç Katliamı’nı hazırlayan kişi olduğuna dair ifadelerin olduğunu belirten Doğanoğlu’na Mammadova, “Eşim yaralıydı. 2018’e kadar ben ona baktım. 2018’den sonra yollarımızı ayırdık ben kaçtım eşim orada kaldı” dedi. Mammadova, “Neden iki yıl sonra tekrar eşinizin yanına gittiniz” sorusuna, “İki yıl PKK’nin elinde esir olarak kaldım. O süre boyunca Azerbaycan’ın bizi almasını bekledim ama olmadı. Ben de eşimin yanına gittim” yanıtını verdi.

TÜRKİYE HTŞ’DEN ALINAN İZİNLE Mİ KABUL ETTİ?

Eşinin o dönem HTŞ egemenli altındaki İdlib’te kaldığını belirten Mammadova’ya Doğanoğlu, “HTŞ egemenliği altındaki bir yerde eşiniz nasıl kalıyordu, siz nasıl kaldınız” sorusunu yöneltti. Mammadova, “Ben bayan olduğum için sıkıntı yaşamadım ama eşim saklanıyordu. Bazen hastanelerde tercümanlık yapıyordum öyle geçiniyordum. Sonra oradan kaçtığımda kaçakçılar HTŞ’den izin belgesi almamı istediler. Sınırdan çıkmamız için bu izin belgesi gerekliydi” yanıtını verdi. Doğanoğlu’nun “O zaman Türkiye HTŞ’den alınan izinle mi sizleri kabul ediyordu” sorusuna Mammadova, “Ben öyle yorumlamıyorum ama bu belgeyi kaçakçıya verdim” diye belirtti.
Avukat Eylem Sarıoğlu’nun “Genel olarak taziyelere katıldığınızı anlıyoruz ifadelerinizden doğru mu” sorusuna Mammadova, “Doğru birçok cenazeye katıldım. Adıyamanlılardı ve eşlerini tanıyordum ve taziyelerine gidiyordum” diye yanıt verdi.

BİR BUÇUK AYDAN SONRA BERAAT

Avukat Doğanoğlu’nun “6 Ekim’de sınırı geçiyorsunuz 9 Ekim’de ifade alınıyor 3 gün nerede tutuldunuz“ sorusuna Mammadova, “6 Ekim’de Hatay’a geçtim, 7 Ekim gecesi Adıyaman’a teslim edildim. 11- 14 Ekim’e kadar Adıyaman emniyet müdürlüğünde ifade veriyordum. 7’sinde getirildim, 13’ ünde mahkemeye çıktım” dedi. Avukat Sarıoğlu’nun “Neden geri gönderme merkezindesiniz” sorusuna Mammadova, “Ben 1 buçuk ay cezaevinde kaldığımda mahkemeye çıkarıldım ve beraat ettim. Savcılık karara itiraz etti bu nedenle dosya üst mahkemeye verildi ben de idari gözlem altında tutuluyorum. Buraya geleceğimi bilmiyordum mahkemede tahliye ve beraat aldığımı duyunca çok sevinmiştim” yanıtını verdi.

‘GİDERKEN ÇOK KOLAYDI’

Avukat Sarıoğlu’nun “Mustafa Dokumacı Türkiye’deyken ne iş yapıyordu” sorusuna Mammadova, “İnşaatta çalışıyordu. Çubuk demir ustasıydı” dedi. Mammadova, “İslam Çay evine gidiyor muydu” sorusuna, “Evet gidiyordu geç saatlere kadar oradaydı” yanıtını verdi” dedi. Sarığolu’nun “Suriye’ye geçişte askerlerin çantanızı taşıdığını söylediniz, giderken bu kadar kolay oluyor da geldiğinizde neden para cezası kesildi” sorusuna Mammadova,  “Bilmiyorum giderken çok kolay oluyordu” yanıtını verdi.
Daha Fazla Göster

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu