Gündem

HDP’den Dersim Katliamı mesajı: Seyid Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalı

HDP, 4 Mayıs Dersim 1937-1938 Dersim Katliamı’na ilişkin yaptığı açıklamada “84 yıl önce yaşanmış bu kanlı tarihle yüzleşilebilmesi için resmi özür dilenmeli, 15 Kasım 1937 tarihinde idam edilen Seyid Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalı” ifadesini kullandı.

HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları adına yapılan yazılı açıklamada şöyle dendi:

“Dersim’i tek millet, tek din ve tek dil paradigmasıyla biçimlendirmek isteyen merkezi otorite; 25 Aralık 1935 yılında 2884 sayılı Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında isimli bir kanun çıkarıp, ‘tedip’ ve ‘tenkil’ harekâtı için zemin hazırlamıştı. Ve 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla tarihin en kanlı katliamlarından birini gerçekleştirmişti.

Resmi verilere göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklara göre ise 50 binin üzerinde insan katledilmiş ve on binlercesi de yurdundan sürülmüştür. Dersimlilerin “roca şaê– yas günü” dedikleri 4 Mayıs, Kızılbaş Kürtlerin etnik ve inanç kimliklerine yönelik bir tertele olarak toplumsal yüzleşmeye de ihtiyaç duymaktadır.

Alevilerin “Rıza Şehri” olarak gördüğü Dersim; 72 millete bir nazardan bakan inanç felsefesi ve doğasıyla kültürel zenginliğimizin parçası olarak korunmalıdır. Bugün Dersim’in, hala tek dil, tek din uygulamalarıyla asimile edilmeye çalışıldığı görülüyor. Bu tür uygulamalardan vazgeçilmesi toplumsal barışımız için elzemdir. Anadolu ve Mezopotamya’nın tüm etnik ve inanç kimlikleri ortak değerlerimiz olarak korunmalıdır.

84 yıl önce yaşanmış bu kanlı tarihle yüzleşilebilmesi için resmi özür dilenmesi, 15 Kasım 1937 tarihinde idam edilen Seyid Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, 1937-38 yıllarında ne kadar insanın katledildiğine dair arşivlerin açılması, kamuoyunda “Dersimin kayıp kızları” olarak bilinen, evlatlık verilmiş çocuklarla ilgili belgelerin açılması, sürgüne gönderilen insanların akıbetine dair belgelerin açıklanması ve Dersim isminin resmi olarak tekrar iade edilmesi ile ancak mümkün olabilir. Dersim halkının bu haklı talepleri bir an önce karşılanmalıdır.

Bu coğrafyada her şeyden çok ihtiyaç duyduğumuz toplumsal barışın ve halklar için adaletin bu tarihsel yüzleşmelerle inşa edilebileceğine olan inancımızla, 1937-1938 yıllarında Dersim Tertelesi’nde katledilen canları saygıyla anıyoruz.”

‘Dersim’in adını iade edip, özür dileyin’

Emek örgütleri, dernek ve siyasi partilerin Dersim Katliamı’na ilişkin yaptığı ortak açıklamalarda, katledilenlerin mezar yerlerinin açıklanması, Dersim adının iadesi ve devletin özür dilemesi çağrısı yapıldı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü, yaptığı açıklamada, katliamla yüzleşilmesi için devletin özür dilemesi çağrısı yaptı. Açıklamada, 15 Kasım 1937 tarihinde idam edilen Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması istenerek, “1937-38 yıllarında ne kadar insanın katledildiğine dair arşivlerin açılması, kamuoyunda ‘Dersimin kayıp kızları’ olarak bilinen, evlatlık verilmiş çocuklarla ilgili belgelerin açılması, sürgüne gönderilen insanlarımızın akıbetine dair belgelerin açıklanması ve Dersim isminin resmi olarak tekrar iade edilmesi ile ancak mümkün olabilir. Halkımızın bu haklı talepleri bir an önce karşılanmalıdır” denildi.
ÖZÜR ÇAĞRISI
Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) tarafından yapılan açıklamada, “1938 sonrası doğan Dersimlilerin korkunç ve kanlı katliamlar silsilesinin hikayeleriyle büyüdüğü” ifade edildi. Açıklamada, yaşlıların çocuklarına katliamı anlatmaktan çekindiğine işaret edilerek, “Konuşmaktan imtina ettiler; keza çocuklarının başına aynısının gelmesinden yıllar boyu korktular. Bizler, bu kuşağın devamındaki nesiller ninnilerle değil, ağıtlarla büyüyen bir kuşağız. Dersim Tertelesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devleti evvela hiçbir günahı ve suçu olmadığı halde buna maruz kalan Dersimlilerden, sonra Türkiye toplumundan ve insanlık ailesinden resmi olarak özür dilemelidir” çağrısı yapıldı.
‘DERSİM ADI İADE EDİLSİN’
İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, devletin Dersim ile yüzleşmesini isteyerek, Meclis bünyesinde “Dersim İçin Hakikat Komisyonu” kurulmasını önerdi. Açıklamada, komisyon çalışmaları tamamlandıktan sonra öneriler doğrultusunda gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve özür dilenmesi vurgulandı. Açıklamada, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, Dersim isminin iadesi, sağ kalan kız çocuklarının akıbetinin açıklanması, Dersim’de yapımı süren hidroelektrik santrallerin ve barajların yapımına son verilmesi, doğa, kültür ve inanç merkezlerinin muhafaza altına alınarak Dersim Belediyesi’ne devrinin sağlanması talep edildi.
‘ÖZÜR’ HATIRLATMASI
Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü’nün açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın daha önce sarf ettiği “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve literatürde böyle bir şey varsa ben özür dilerim” sözler hatırlatıldı. Sözün yerine getirilmediğine dikkat çekilen açıklamada, katliamın kimi zaman muhalefeti sıkıştıracak siyasi bir malzeme olarak kullanıldığı belirtildi.
‘MEZAR YERLERİ AÇIKLANSIN’
Diyarbakır Barosu, katliamda yaşamını yitirenleri anarak, “Bozulan adaletin sağlanması için devlet arşivlerin açılarak yüzleşmeyi, 4 Mayıs’ın Dersim Tertelesi günü olarak kabul edilmesini, Dersim isminin iade edilmesini, sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesinin ve Seyit Rıza ile arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını talep ediyoruz” açıklaması yaptı.
‘SERÇEŞMESİ KANA BOĞULDU’
Ankara Dersimliler Derneği ise, katliamın yıldönüme ilişkin emek ve demokrasi örgütleriyle ortak açıklama yayımladı. Katliam sırasında “taş üstünde taş bırakılmadığı” belirtilen açıklamada, “Dersim halkı katliamla yok edildi, kalan sağları da Türkiye’nin farklı coğrafyalarına sürgün edilerek, zalimce bir asimilasyona tabi tutuldular” denildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Zulmün kimseye bir faydası olmaz. Bu suç mazlum halkların suçu değildir. Tekçi ve gerici iktidarların suçudur. Dersimli bir ana bu zulmü şöyle dile getirmektedir: ‘Taş olsaydım çatlardım, toprak oldum içime attım.’ Dersim’de ateş su ile söndürülmez. Suyun da bir canı olduğuna ve ateşe dökülünce canının yanacağına inanılır. Suyun bile canına hak hatır tanıyan bu inanç coğrafyasında Serçeşmesi baştan sona kana boğuldu.”
Daha Fazla Göster

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu