Gündem

Hatip Dicle: 3. Dünya savaşında Kürt soykırımı gerçekleştirilmek isteniyor

Kürt halkına karşı yeni bir konseptin devreye konulduğunu söyleyen Kürt siyasetçi Hatip Dicle, “Bu işgal ve imha saldırılarına karşı dört parça Kürdistan’da yaşayan halklar Gerillanın yanında durmalıdır” dedi.

İşgalci Türk devleti 24 Nisan’da Metina’ya bağlı Zendura bölgesindeki Derarê, Koordine ve Stuna alanlarına yönelik saldırı başlattı. Sonraki gün ise Türk devleti Metina, Avaşin ve Zap bölgelerine yönelik işgal saldırılarını genişletti. Saldırılara ilişkin açıklama yapan HPG, gerillaların tarihi bir direniş sergilediğini belirterek çok sayıda askerin cezalandırıldığını, indirme yapan helikopterlerin de darbelendiğini açıkladı.

İşgalci Türk devletinin Medya Savunma Alanları’na yönelik gerçekleştirdiği işgal saldırılarının Ermeni soykırımı yıldönümüne denk getirilmesinin tarihsel açıdan bir mesaj olduğunu ANHA’ya değerlendiren Kürt siyasetçi Hatip Dicle, “Kürt halkına karşı topyekun yeni bir konsept devreye sokulmuştur. Bu saldırı karşısında gerillanın yanında durmak gerekiyor” dedi.

Medya Savunma Alanları’na yönelik gerçekleştirilen saldırının tarihsel boyutuna dikkat çeken Dicle; “Diyalektik açıdan baktığımızda şöyle denilir. Bugün yaşadıklarımızla tarihsel geçmişimiz arasında mutlaka ilişki vardır. Bugün yaşadıklarımızın tarihte kökleri ve tarihte yaşananların da bugünde mutlaka izleri vardır. Bu diyalektik gerçeklikle hareket edersek son yüz yılda Kürdistan tarihinden çıkartacağımız büyük dersler vardır. Medya Savunma Alanları’na yönelik gerçekleştirilen soykırım saldırısının kapsamı 24 Nisan’da genişletildi. 24 Nisan belleklerde önemli bir tarihtir. Osmanlı’nın son yönetimi olan İttihat ve Terakki’nin Ermeni, Süryani ve Rum Pontus halklarına karşı Birinci Dünya Savaşı’nın ateşi içerisinde gerçekleştirdiği soykırımın yıldönümüdür. İşgalci Türk devleti 24 Nisan’da bu saldırıyı başlatarak Kürtlere şu mesajı verdi. Biz bu topraklarda Ermeni halkını nasıl soykırıma uğrattıysak şimdi sıra sizdedir. Sizi de aynı bu şekilde soykırıma uğratacağız.”

Türk devletinin ne yapmak istediğini anlamak için biraz tarihine bakmakta yarar var diyen Hatip Dicle, “İttihat ve Terakki 24 Nisan 1915’te ne yapmıştı? O dönem başta İstanbul olmak üzere bütün Ermeni aydın ve siyasetçilerini ve ailelerini bir gece vakti operasyonlarıyla bir araya toplanmış, daha sonra bunların büyük bir kısmı idam edilmişti. Tehcir adı altında bir göçertme yok etme politikası izlendi. Birinci Dünya Savaşı’nın seyri içerisinde Osmanlı’nın o dönem müttefiki olan Almanya’nın göz yummasıyla bir buçuk milyona yakın Ermeni, Süryani ve Rum Pontus halkları katledildi. Tam bir soykırım uygulandı. Peki o dönem İttihat ve Terakki’nin Müslüman halklar için programı neydi? Müslüman halklar içinde, Kürt halkı başta olmak üzere, bunları kültürel soykırımdan geçirerek Türkleştirme, Anadolu ve Mezopotamya topraklarında tümüyle yok etmeyi amaçladılar” değerlendirmesinde bulundu.

‘TÜRKİYE YENİDEN ŞARK ISLAHAT PLANINI DEVREYE SOKTU’

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu’ndaki İttihat ve Terakki’nin politikalarını devraldığını dile getiren Kürt siyasetçi Hatip Dicle, “1924 Anayasası, ardından 1925 Şark Islahat Planı ile aslında Kürtlere karşı soykırım saldırıları başlatılmış oldu. Hatırlayın, 1921 Koçgiri Katliamı sonrasında 1925 Şeyh Said katliamı ve 1937- 1938’de Dersim Katliamı bütün bu konseptin birer parçalarıdır. Şimdi şundan hiç şüphe etmeyelim, yüz yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 1925 Şark Islahat Planı gizli bir anayasa niteliğindedir. Bu plan çerçevesinde politikalarını yaşama geçiriyorlar” değerlendirmesini yaptı.

2014 yılında Kürt halkına karşı topyekûn imha politikası olarak yaşama geçen Çöktürme Planı’nın Şark Islahat Planı’nın devamı olduğunu ifade eden Dicle, “Bununla Kürt Soykırımı’nı tamamlamayı hedefliyorlar. Kürt Soykırımı’nı sadece fiziki boyut ile ele almamak lazım. Bunun kültürel soykırım boyutu var. Bunun siyasi soykırım boyutu var. Örneğin Kürt dili ve kültürü yüz yıldır TC tarafından yok edilmek isteniyor. Asimilasyonla Kürt kültürünü eritmenin ne kadar büyük boyutlarda olduğunu Bakûre Kurdistan’da inceleme yapan herkes tanıklık etmiştir. Tabi son 30 yıldır demokratik siyasi alanda Kürtlerin ciddi adımları oldu. Bunun karşısında da boş durmayarak siyasi soykırım operasyonlarını devreye soktular. Kültürel, siyasal soykırımın yanında fiziksel soykırım da gerektiğinde zamana yayılarak yaşama geçiriliyor” şeklinde konuştu.

‘İŞGAL SALDIRISI TOPYEKÛN KÜRT HALKININ İMHASINA YÖNELİKTİR’

Hatip Dicle sözlerinin devamında, “Bugün uygulanan bu soykırım konsepti, sadece Bakûre Kurdistan’da yaşayan Kürt halkına karşı gerçekleştirilmiyor. Bu saldırılar Başûr, Rojava ve Rojhilat’ta yaşayan bütün Kürtleri hedeflemektedir. Bu durumu doğru okumak doğru değerlendirmek gerekiyor. Bir örnek vereyim; Türkiye Cumhuriyeti’nin eski başbakanlarından Bülent Ecevit, her zaman şunu söylerdi. ‘Aslında Irak ile aramızdaki sınırlar yanlış çizilmiş. Bu sınırlar 20- 30 km daha derinlikte olmalıydı.’ Aslında Başûrê Kurdistan’ı Musul ve Kerkük’e kadar zapt etme planlarının olduğunu çok açık söylüyordu” dedi.

‘BAĞIMSIZLIK REFERANDUMUNDA EN BÜYÜK DÜŞMANLIĞI ONLARA KİM YAPTI’

Geçtiğimiz günlerde Al Jazeera TV’ye demeç veren Mesrur Barzani’nin ‘Türkler sadece Kürtlerin PKK’li olan kesimine karşıdır’ açıklamasına tepki gösteren Kürt siyasetçi Hatip Dicle, “Peki onlara sorarım, kendileri bağımsızlık referandumundan sonra, bağımsız devlet ilanına hazırlanırken onlara en büyük düşmanlığı kim yaptı? Irak’ı harekete geçiren, İran’ı harekete geçiren hatta Suriye’yi gizliden gizliye Kürtlere karşı soykırım uygulamak için harekete geçiren kimlerdi? Bunlar Türk devletinin ve bizzat Erdoğan’ın kendisi değil miydi? Tarihi bu kadar görmezlikten gelme, bu kadar çarpıtma bir Kürt siyasetçisine asla yakışmıyor. Maalesef bunlara tanık oluyoruz. Bunları görüyoruz. Bugün askeri anlamda başlatılan saldırılar bir bütün olarak Kürt halkına karşı uygulanan konseptin bir parçasıdır” dedi.

Bakûre Kurdistan’da HDP’ye yönelik gerçekleştirilen siyasi soykırım operasyonlarını da bu imha ve soykırım konseptinin bir parçası olarak değerlendirmek gerektiğini dile getiren Dicle, “HDP’ye yönelik Kobanê sürecinde ortaya çıkan serhıldanlar gerekçe yapılarak sürdürülen saldırı konsepti siyasi bir operasyondur. Bu yaşananları artık topyekûn bir saldırı olarak görmek ve bütün Kürtlerin ulusal birliklerini geliştirerek bu saldırı ve soykırım konseptini boşa çıkartmaları gerekiyor. Doğru olan budur. Bunu yapmayanlar tarih karşısında sorumludurlar. Çünkü Kürt halkı bugün bütün parçalarda saldırı ve tehditlerle karşı karşıyadır” ifadelerine yer verdi.

‘3. DÜNYA SAVAŞINDA YENİ KÜRT SOYKIRIMI GERÇEKLEŞTİRİLMEK İSTENİYOR’

Türk devletinin Rojava başta olmak üzere Kürdistan’ın diğer parçalarına yönelik gerçekleştirilen saldırılarını da değerlendiren Dicle, “Rojava Kürdistan’ı işgalci Türk devleti ve çetelerinin her gün saldırısı altında. Peki Rojava’dan bir taş mı atıldı? Tüm bunları doğru ve iyi analiz etmek gerekiyor. Kürt siyasi hareketlerinin soykırım saldırılarına karşı güçlerini birleştirerek birbirlerini desteklemelidirler. Biz ancak bugün Ortadoğu merkezli devam eden Üçüncü Dünya Savaşı’ndan birbirimizi destekleyerek statü elde edebiliriz. Aksi takdirde Birinci Dünya Savaşı’nda nasıl ki Ermeni Soykırımı, Almanya’nın gözetiminde geçiştirildiyse bugün de ABD’nin veya Avrupa Birliği’nin sessizliği ile Türk devleti Üçüncü Dünya Savaşı’nda bir Kürt Soykırımını gerçekleştirmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

İşgalci Türk devletinin Kürt halkına karşı geliştirdiği soykırımcı saldırılara bütün dünyanın sessiz kaldığına dikkat çeken Dicle, “Türk devletinin saldırılarına karşı uluslararası bir sessizlik var. Bir tarafta Ermeni Soykırımı’nı kabul eden ABD devlet başkanı Biden, diğer taraftan Kürt soykırımına onay vererek sessizliğini koruyor. ABD onaylamadan Irak ve Başûrê Kurdistan semalarında drone bile uçurulamaz. Bu tutum ve yaklaşımdan tarihi dersler çıkartmak gerekiyor. Bunun bilincine varmalıyız. Bilmeliyiz ki, tüm Kürt halkı çok büyük tehlike altındadır” dedi.

‘BU İŞGAL SALDIRISINDAN HABERLERİ VAR’

Kürt siyasetçi Hatip Dicle, “Irak ve Başûrê Kurdistan hükümetlerinin işgal saldırısı karşısında ortaya koydukları tutum, bu saldırılarda bir şekilde yer aldıklarnı gösteriyor” diyerek sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Dünyada hangi siyasi güç Zap, Metina ve Avaşin’de gerçekleştirilen soykırım saldırısına ve konseptine sessiz kalıyorsa, bu sessiz kalan güçlerin bu konseptin parçaları olduğunu düşünmekte yarar var. Bu soykırım saldırıları karşısında sessiz kalanlar açık bir şekilde ortaktırlar. Bu saldırıdan haberleri vardır. Türk devleti NATO, ABD ve AB’yi kastederek müttefiklerimiz ve bölgedeki güçlerin onayı ile bu saldırıları yapıyoruz diyor. Peki kim bu bölgedeki güçler? Elbette bu Irak ve Başûrê Kurdistan hükümetleridir.”

Kürt halkına karşı 2014 yılında devreye konulan Çöktürme Planı’nın dört parça Kürdistan’da uygulanmaya çalışıldığını söyleyen Dicle, “Gerek Maxmur’daki ambargo, Şengal’deki tehdit, devam eden işgal saldırıları ve yine birkaç gün önce Qamişlo’da Şam hükümetine bağlı Difaa El Watani adlı çete örgütünün provokasyonları, Eyn İsa ve Til Temir’de gerçekleştirilen saldırılar, bunların hepsi bir konseptin parçalarıdır. Bütün bunları birlikte değerlendirip bir süzgeçten geçirmeden gerçeği görmek mümkün değil. Yüz yıl önce yapamadığımız ulusal birlikten kaynaklı parçalara bölündük. Bundan tarihi dersler çıkartmalıyız. Başka türlü, bu kadar ağır bedeller ödeyerek kazandığımız mevzileri koruyamayız.

Başûre Kurdistan’da federal bir Kürdistan’ın varlığı bütün Kürt halkının kazanımıdır. Biz Kürtler olarak birlik içerisinde bu mevzileri koruyamazsak inanın ki yüz yıl önceki gibi büyük bir hüsranı yaşama gibi bir ihtimalimiz var. Bugünkü saldırılara bakıldığında büyük kazanma ve büyük kaybetme arasındaki bir noktadayız. Bunun için herkes tarihi anlamda bu gelişmelere karşı Kürt halkının kaderini doğru yönde ilerletmek zorunda. Bu Kürt halkı bakımından tarihi bir görev ve sorumluluktur” değerlendirmesini yaptı.

‘KÜRT HALKI GERİLLA İLE BÜTÜNLEŞMEK ZORUNDA’

Son olarak Kürt halkının dört parça Kürdistan’da gerilla ile bütünleşmek zorunda olduğunu dile getiren Dicle, “Kürdistan halkları Başûr, Bakûr, Rojhilat ve Rojava’da bu işgalci saldırılara karşı gerilla ile bütünleşmek durumundadır. Gerilla nasıl canını dişine takarak büyük fedailikle bu saldırılara karşı yanıt veriyorsa, bütün Kürt halkının ve dostlarının, müttefiklerinin de gerillaya destek vermesi gerekiyor. Gerillanın bu zafer yürüyüşüne katkı sunması gerekiyor. Önder Öcalan sürekli şunu söylerdi; ‘hiçbir şey elinizden gelmiyorsa bile dua edin’ Herkesin elinden gelecek çok şey var. Başûrê Kurdistan halkı büyük fedailiklerle o statüyü kazandı. Büyük bedeller ödedi. Halepçeleri yaşadı. Başûrê Kurdistan halkının sessiz kalması zaten düşünülemez. Ben inanıyorum ki Başûrê Kurdistan halkı PKK’nin yıllardır sürdürdüğü mücadelenin farkındadır. O mücadeleyi son ana kadar da destekleyecektir. Bunu Şengal’de de gördü. Başûrê Kurdistan halkı, DAİŞ çeteleri Başûrê Kurdistan’a saldırırken de gördü. Yine Kerkük’e gerçekleştirilen saldırı da en son çekilen gerilla güçleriydi. Dolayısıyla gerilla bugün Başûrê Kurdistan’daki devrimci dinamizmin merkezindedir. Gerillanın mutlaka desteklenmesi ve onunla bütünleşmesi gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

ANHA

Daha Fazla Göster

3 yorum

  1. Bu kasa ve memo abiyle Hatib Dicle’ye laf atarken acaba utanırlarmış yoksa TC nın kendilerıne verdiği görevimi yerine getiriyorlar? Kurdıstan için ne yapmişsınız, hangi bedelleri ödediniz? Ne zaman bağımsızlık için silaha sarılınızda sayin Dicle elinizden aldı? Bütün yaşamınız Diclenın bilgisinin bir günlük zekası etmez

  2. Bağımsız fikrini tarihin çöp sepetine attık diyen birinin hala çıkıp duyar kasması, çağrı yapması, itibar görmesi insana şaşırtıcı gelmiyor. Halkımız bu tipleri çok sever. Zaten böyle halka da böyle kaypak siyasetçiler lazım. Birbirlerini çok iyi anlıyorlar.

  3. Hani kürdistanı tarihin çöplüğüne atmıştınız ne oldu ne deyişti hebiniz türk, arap ve irana hizmet ediyorsunuz.

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: