Haydar Işık

„ GETÜRKT „

Almanca „getürkt“ yapılan işe Türk usulü sahtellik katılmış anlamındadır. İki Alman bir konu üzerinde tartışınca, birinin kanıtlara dayanmayan sahte söylemine, diğeri „getürkt“ diye reaksiyon gösterir. Bu açıklama sanırım anlaşıldı. Almanlar silah dostu Türk ortaklarını iyi anlamış olmalılar.

Süddeutsche Zeitung, 26 Ağustos 2020 tarihli sayısının 14. sayfasında Covid 19 ile ilgili liste yayınladı. Bu listeye dikkatle bakan ve karşılaştıran çok iyi görecektir ki, Türkiye Corona pandemisinde işi „getürkt“ yapmış.

ABD de 177.619 kişi bu virustan ölmüş. Avrupa perperişan olmuş. Ama virus Türkiye‘ye adeta teğet geçmiş.

Fransa: 282.414 Corona tespit edilmişten 30.533 kişi ölmüş.

Italya : 261.174 tespit edilmişten 35.445 kişi ölmüş.

Almanya: 234.853 kişi tespit edilmiş ve 9.277 kişi ölmüş.

Türkiye: 259.692 tespit edilmiş ve sadece 6.139 kişi Türk cennetini boylamış.

Nüfusun her 100.000 kişisinden Fransa‘da 46, İtalya‘da 59, Almanya‘da 11 kişi ölmüşken,

Türkiye‘de sadece 7 kişi ölmüş.

Bu tablo şunu gösteriyor. Türkiye fevkalade bir sağlık sistemine sahiptir. Corona‘dan hasta olanlar Türk hastanelerinde aşırı ihtimam ve tedavi görüyor. Bu rakamlar doğruysa, demektir ki, Türkiye sağlık sistemi yönünden Almanya, Fransa, İtalya, ABD‘yi geride bırakmış. Nüfusun her 100.000 kişisinden 7 kişi kaybetmek alınan sağlık önlemleri; hijyen, sosyal mesafe ve tedavide Türkiye neredeyse dünyayı sollamış. Tabii eğer verilen rakamlar „getürkt“ yapılmamışsa. Yani hile ve sahtekarlık katılmamışsa.

45 yıl kadar önceydi gece İzmir devlet hastanesine gitmek zorunda kalmıştım. Ama öyle bir anım var ki, nefret dolu. Saatlerce bekletildim. Oysa o devletin sözde memuruydum. Bu mentalitenin dinciler rejiminde değişmesi olanaksız. Onlar daha çok paraya, rüşvete düşkün. „Allah rızası için falan kuruma git istediğimiz parayı yatır. Ondan sonra işine bakarız.“ Gerçek bu kadar yalın. Küflü simit satmaktan milyaderliğe geçen dincilerin kurdukları sistem Alman söylemiyle tam „getürkt“.  

Buraya gelmişken, bir anımı iletmeme izin veriniz. Öğrenciyken İstanbul Unkapanı sebze ve meyva halinde çalışıyordum. İşim gelen malı tartmak, fatura yazmaktı. Patron ise aşırı Muselmandı. Her sözün ardından Kur‘an hakkı için şu fiyata aldım, diyordu. Allah, Peygamber, Kur‘an ağzından düşmezdi. Ama hep yalan söylüyordu. Bu tavır bana, Dersim Kürt Alevi sosyalitesinden çıkan birine acayip geliyordu. Bugün yapılan da aynı şey. Dersimliler, „Serba Duzgin bo ke!“ diye söylemişlerse, akan sular durur. İnsan yalan söylemez. Ama İslamcılar gün aşırı düzinelerle yalan söyler, sonra Allah, Peygamber, Kur‘an‘a kanıtlatırlar.

Ayrıca bir devlet halkını kandırıyorsa, o devlet halkın devleti değil, sadece yalan, riya ve sahtekarların devletidir. Kürtler, devlet eşek olsa bile binme, derler. Türkiye‘ye güven duyan başka bir devlet yoktur. Alman yetkililere bağırıp „Nazi çocukları“ diyenler, kükreyip hakaret eden dinci sistem yöneticileri, sonra da „Ver elini öpim.“ derler. Ahlak anlayışları dincilikleri kadardır. Böylesi bir devlet ancak çete örgütlenmesidir, çete devletidir.  

Türkler bu devletin tüm nimetlerinden faydalanıyor. Kürtlerin ise, devlet sopası başından eksik olmuyor. Buna rağmen, bazı çürük, aşağılık Kürtler bu devletin piyonu oluyor, işini görüyor, yanında duruyor. Musulmanların devleti deyip arka çıkıyor. İşte tenakuz burada. Oysa devleti yönetenlerin ahlak anlayışını sorgulayan, doğru algılayan, onların nasıl sahtekar oldukların tanır ve ona göre düşüncesine çekidüzen verir. Onlardan kaçar, değil yardım etmek selam vermez. Ne var ki bizim ker(her) Kürtlerimiz her zaman olmuştur.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Aynı kategoride
Kapalı
Başa dön tuşu