Gündem

Genç: Muhalefet Kürt meselesinde şapkayı önüne koymalı

Kürt halkının yaklaşımı ile iktidarın tariflediği Kürt sorununun ayrı şeyler olduğunu belirten araştırmacı Yüksel Genç, paylaştıkları anket sonuçlarına dikkati çekerek “Diğer siyasi partiler ortaya çıkan bu tablo karşısında şapkayı önlerine koyması gerekiyor” dedi.

AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur ittifakı, Kürt sorununa dönük çözümsüzlük politikalarında ısrar etmeyi sürdürürken Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi tarafından yapılıp, sonuçları geçtiğimiz hafta kamuoyu ile paylaşılan bir anket dikkat çekici veriler sundu. Araştırma Diyarbakır ve Van’ın da aralarında olduğu bölgenin 18 kentinde yaşayan yurttaşların Kürt sorununa yaklaşımı, çözümüne dair algı, görüş, tutum ve eğilimlerini ölçmek amacıyla yapıldı.
Temelinde kimlik talebinin yer aldığı Kürt meselesinin askeri yöntemlerle son bulmayacağı, Erdoğan ve Bahçeli’nin çözümün önünde engel olduğu, HDP dışında Meclis’teki diğer partilerin çözümsüzlüğü beslediğini sonuçlarını veren araştırmada, bölge halkının demokratik özerklik taleplerinde ısrarcı olması gibi, çözümün aktörü olarak PKK Lideri Abdullah Öcalan’ı ismi öne çıktı.
Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, 2013-2015 yılları arasını kapsayan çözüm sürecine son verilmesi ile birlikte yeniden şiddet dozu yüksek çatışma ortamına dönülmesi, kentlerin bombalanıp yıkılması, işkencenin sokaklara taşınması, siyasetçilere yönelik tutuklamaklar ve kayyım atamaları girişilen irade gaspı vb. politikalara rağmen ortaya çıkan bu sonuçları MA’ya değerlendirdi.
Genç, iktidarın ‘sorunu çözdük, sorun bitti’ sözlerine rağmen bu çalışmayla bölge halkının Kürt sorununa dair düşüncelerini ve  yaklaşımını anlamak istediklerini dile getirdi.
‘HALKIN YAKLAŞIMI İLE İKTİDARIN TARİFİ FARKLI’
Ankette halkın Kürt sorununu nasıl tariflediği, çözümü nerede aradıkları, kimlerle çözümü önerdiklerini, bir çözüm olanağının olup olmadığını ve sorunun çözümünün ne kadar zamanı kapsayacağı şeklinde bir içerikle çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Genç, ortaya çıkan sonuçların Kürt halkının yüzde 90’nından fazlasının yaklaşımının iktidarın tariflediği Kürt sorunuyla örtüşmediğini gösterdiğini ifade etti.
NEWROZ ALANLARI ARAŞTIRMAYI TEYİT ETTİ
Tüm baskı ve inkar politikalarına rağmen, başta bölge illeri olmak üzere Newroz alanlarını dolduran milyonlarca Kürdün taleplerini araştırmalarını sayısal olarak teyit eden bir sonuç olarak değerlendirdiklerini söyleyen Genç, “Newroz’da talep edilenler veriye döküldü” dedi.
Genç, anketle birlikte bölge halkı ile iktidarın Kürt sorunu tanımının örtüşmediğinin açığa çıktığının altının çizdi. Genç, bu farklılığı “Kürt sorununu tariflerken pek çok içerik kullanmamıza rağmen halkın ezici bir çoğunluğu Kürt sorununu dil, kimlik, ulusal kimlik hakları çerçevesinde açığa çıkmış ayrımcı ve eşitsizliğin bir bağlamı olarak görüyor ve eşit haklar talep ediyor. Tabi ardından kendi kendini yönetmeyle ilgili de pek çok somut statü taleplerini de anket çalışmasında görüyoruz” sözleriyle açıkladı.
SİYASİ PARTİLER KÜRT SORUNUNDA ÇÖZÜMSÜZ
Genç, anket sonuçlarının ortaya serdiği bir diğer önemli hususun Meclis’teki iktidar ve muhalefet partilerinin yürüttüğü politikaların Kürt sorununun çözümüne katkı sunmadığı görüşü olduğunu vurguladı.
Genç, “MHP yüzde 97, AKP yüzde 93 bandındaydı. Daha önceki anket sonuçlarından farklı bir sonuç ortaya koyan bu ankette, bu partilere Saadet Partisi’nin (SP) de artık Kürt sorununun çözümüne hizmet etmediği sayısal olarak ortaya çıktı. Daha önce bu oran, bu kadar belirgin değildi. Yine yeni doğmuş Kürt sorunu üzerinden utangaç da olsa bazı söylemlerde bulunan DEVA partisi, Gelecek Partisi gibi partilerinin henüz Kürt sorununun çözümüne katkı sunacak politikalara sahip olmadığını düşünen çok fazla bir kesim var. Örneğin; Gelecek Partisi için yüzde 80’lere varan bir kesim var. Yine yüzde 70 bandında DEVA Partisi için de aynı düşüncede olanlar var. Buradan şu sonuç ortaya çıkıyor; Kürtler, Kürt sorununun çözümüne ilişkin mevcut aktif ve faal olarak muhalefetin cephesini oluşturan siyasi erbap ve aktörlerinin politikalarının Kürt sorununa yönelmediğini, bu konuda çözüme odaklanmadığına yönelik bir duygu yoğunluğu yaşadığını gösteriyor” diye konuştu.
GÜVENSİZLİK VAR
Siyasi partilerin Kürt sorununun çözümüne ilişkin söylemleri ve projeleri ile bölge halkını ikna edemediklerini belirten Genç, şu tespitlerde bulundu:
“Kürt sorunuyla ilgili siyasi partilerin ihtiyaç duydukça dönemsel olarak söylem kurmuş olmaları, Kürt sorununun çözümüne dair elini taşın altına koyacak somutlukta politikalarının olduğu anlamına gelmiyor. Bölge insanının yeni kurulmuş partileri Kürt sorununun çözümünde muhatap olarak görmemelerinin nedeni sorunu algılama ve çözümüne ilişkin somut şeyler söylemiyor olmalarıdır. Örneğin; DEVA’nın ve Gelecek Partisi’nin sorununun çözümüne ilişkin ne söyledikleri ve somut olarak ortaya ne koyduklarını henüz bölge halkı bilmiyor. Sahadan gözlemlediğimiz kadarıyla Kürt sorunu söylemini bu yeni partiler, iktidara alternatif bir reaksiyonel gibi söyledikleri ama aslında son kertede egemen devlet algısının ve politikalarının Kürtlere yaklaşım ya da sorunu tanımlamanın taştığına dair inandırıcı olmalarıyla ve bu konuda yeterince ikna edemedikleriyle bağlantısı var, güvensizlik var.”
BEKLENTİ ÇÖZÜM SÜRECİNE DÖNÜŞ
Araştırmacı Genç, Kürt sorununun çözümüne ilişkin ortaya çıkan diğer bir çarpıcı sonucun ise “müzakere ve çözüm sürecine dönüş” olduğunun altını çizdi. Anket sonuçlarıyla halkın büyük bir çoğunluğunun Kürt sorununun çözümünün demokratik yollarla olacağını ve bu yüzden de gelinen aşamada savaş ve gerilim politikalarının sonuç vermeyeceğini görüşünde olduğunu kaydetti.
Genç, “Çözüm ve müzakere sürecine dönülsün diyen büyük bir çoğunluk var. Demokratikleşme, reform, anayasal teminatlar diyenlerin de öngördüğü sonuçlarla konuşulsa bile katılımcıların yarısı eski sürecin devam etmesini isterken, kalan bir kısmının da müzakerenin organize bir şekilde sürmesini istiyor. Kimse Kürt sorununun çözülemeyeceğini düşünmüyor. Zaten bu sayısal olarak da çok düşük. Kürt sorunu ne zaman çözülür? diye sorulduğunda ‘10-11 yıl içerisinde’ diyenler ilk sırada, ‘2-5 yıl arasında’ diyenler ikinci sırada, ‘1 ila 2 yıl içerisinde’ diyenler ise üçüncü sırada yer alıyor. Bu verilere göre sorunun çözümü yakın bir tarih olarak görülüyor. ‘Bir müzakere süreci ne zaman başlar?’ diye sorulduğunda ise ağırlıklı olarak 1-2 yıl diyenler çok yüksek. Bunun nedeni de mevcut iktidarın durumudur” diye belirtti.
‘MUHALEFET ŞAPKAYI ÖNÜNE KOYMALI’
Ankette yine AKP ve MHP iktidarının çözümün önünde engel olarak görüldüğüne dikkat çeken Genç,  “Son 5 yıllık güvenlikçi ve gerilim politikaların kendisi halk nezdinde Kürt sorununun çözümü değil de çözümsüzlüğün tarafı olarak görülüyor. Diğer siyasi partilerin çözümü kolaylaştırıcı yerde durduğunu da düşünmüyor. Bundan kaynaklı da diğer siyasi partilerin ortaya çıkan bu tablo karşısında şapkayı çıkarıp, önlerine koyması gerekiyor” dedi.
‘PKK NEDEN DEĞİL, SONUÇ!’
Genç, Kürt halkının Kürt meselesini PKK’nin ortaya çıkardığı bir sorun olarak görmediği gibi PKK’nin yok olmasıyla sorunun çözüleceğine inanmadığını da ifade etti. Genç, “Bu anketle çarpıcı bir şekilde ortaya çıktı. PKK yok olsa da silah bıraksa da bu sorun Türkiye’yi sürekli geriye çeken bir dinamik olarak kendisini dayatacak bir problem olarak ortada duracak. Halk için PKK Kürt sorununun sonucudur, nedeni değil” ifadelerini kullandı.
MUHATAP ÖCALAN
Halkın çözümün muhatabı olarak ise PKK Lideri Abdullah Öcalan’ı gördüğünü söyleyen Genç, halkın hem Öcalan’ı hem de PKK’yi sorunun çözümünde önemli bir adres olarak gördüğünü kaydetti.
Genç, Kürt sorununun çözümünde muhataplık sorununa ilişkin araştırma sonuçlarına yansıyan verilere ilişkin, “Çıkan sonuçlarda Kürt halkının çok önemli bir kısmının müzakere ve çözüm sürecine dönülmesini istediği, yine iktidarın muhatapsızlaştırma ya da muhatabı farklılaştırma politikalarına rağmen halkta muhataplık sürecinin çokta değişmediğini ve farklı arayışların karşılık bulmadığı görüldü. Yine Öcalan’ı tarif eden ve işaret eden söylem çok ağırlıktaydı. Bununla birlikte çok geniş yelpazede yanıtlar geldi; ‘Sivil toplum, siyasi partiler ve Öcalan’; ‘Meclis içerisindeki partiler Öcalan ve Örgüt’; ‘Meclis içerisindeki partiler ve HDP’ şeklinde çok fazla permütasyonla birçok adres önerildi. Ama en büyük kısım ve değişmeyen aktör Öcalan oldu. Dolayısıyla hala Kürt sorununun muhatabı olarak Öcalan ve Öcalan’ın liderlik ettiği siyasetin bütün kulvarları görülüyor. Artı bu defa farklı olarak ağırlıklı bir kesim sadece hükümeti değil, TBMM içerisinde bulunan tüm siyasal partileri sorunun muhatabı olarak işaret ettiler” değerlendirmelerinde bulundu.
MA / Ergin Çağlar 
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu