MEDYADAN

Ersin Tatar başkanımla hasbıhal – Baskın Oran

Senin başkanlık bütçen 50,1 milyon. Bu demektir ki, sırf Saray’ının günlük giderlerini karşılayabilmek için bırak Anavatan’ı, en azından o 5 holdingle 'iyi geçinmek' zorundasın.

Başkanım, açıkça söyleyeyim: Seni kıskanıyorum.

Türkiye’nin en önemli kişisi, pardon, tek önemli kişisi, sıradışı gazeteci Fehim Taştekin’in ayrıntısıyla yazdığı gibi  seni her türlü imkanı kullanarak o mevkie getirdikten sonra, şimdi de hayatında en önem verdiği ve en anlamlı bulduğu şeyle taltif ediyor.

Yavru Vatan’a ve dolayısıyla onun başkanına hiç bu kadar değer verilmemişti bugüne kadar. Çok şanslısın.

Biraz ayrıntı kaçacak ama, kortejin daha oraya geliş biçiminden belliydi. Kendisinden sonra Türkiye’nin en önemli iki kişisini de yanına alarak gitti Yavru Vatan’a: Biri koalisyon ortağı, pardon, iktidar ortağı Devlet Bahçeli. Diğeri, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (ve Milli Görüş Vakfı) Başkanı Oğuzhan Asiltürk. Hatırladın di mi, “kadın hakları, madın hakları falan diyen” diyerek tanımladığı   İstanbul Sözleşmesi’nin feshini isteyen ve bu nedenle Saadet Partisi’nin aklını yerinden oynatan büyüğümüz.

İşte böyle anlamlı bir taht-ı revan (tahtırevan’la karıştırma!) tablosu içinde, T.C. Cumhurbaşkanlığı envanterine kayıtlı 8 uçaktan  biriyle intikal ettiler adaya.

Eee, tabii, sen de bu onurları karşılıksız bırakmadın. Varosha-Maraş’ta bulunan okulun üzerindeki Yunanca ismi ziyaret öncesi kazıttın ve böylece BBP Genel Başkanı Sayın Destici’yi de ihya etmiş oldun.

Görsel 1a ve 1b: Okul üzerindeki yazının orijinal ve kazıtılmış hali. Kaynak: Gazeddakıbrıs

Kazıttın deyince aklıma geldi, geçen gün duydum, 20 Temmuz 1974’te kullanılan ve Çıkarma Plajı’na kurulan Müze Gemi’nin üstündeki Ç128 yazısının Ç1974 olarak değiştirilmesini  birileri sana yüklemiş. Kıprız’daki arkadaşlarıma sordum, “TSK’nın işi olması lazım; Tatar’ın 128’in ne olduğundan bile haberi yoktur” diyerek seni akladılar.

Görsel 2: Adı değiştirilen çıkarma gemisi. Kaynak: Yeniduzen.com


Sonunda, günlerdir oynanan “müjde toto”nun “Yine gaz çıkaracak” türünden ciddi tahminlerini inanılmaz biçimde boşa çıkartan, Türkiye’ye Anamur-Girne köprüsüyle bağlanmaktan tut, Karpaz Yarımadası Kanalı’na kadar bütün mizahî senaryoları maskara eden şu inanılmaz müjdeyi duyduk:

Cumhurbaşkanlığı Külliyesiyle ilgili proje çalışmaları bitti. İnşasına da inşallah yakında başlıyoruz. Orada bir 500 dönüm araziyi bu iş için tahsis ettik. Hem bu külliyeleri yapacağız, gerçekten muhteşem bir millet bahçesini orada yapalım, gerçekleştirelim.”

Hiç çalışmadığımız yerden gelmişti. Donduk kaldık.

Bi de, buraya kadar dinlediğimizde, “tahsis ettik, başlıyoruz” filan deyince biz zannettik ki Ankara’da veya İstanbul’da yapılacak. Düşünebiliyor musun mesela Joe Biden’ın egemen ve bağımsız Türkiye’ye bunu söylediğini? Meğer cumhurbaşkanımız, egemen ve bağımsız KKTC’den bahsediyormuş. Ama sakın alınganlık göstermeyesin başkanım; kendisi saraylara oldum olası aşina olduğu için, ayrıca, Yavru Vatan’ı sahiplendiği için böyle söylemiş bulunmaktadır. Neyse, sahiplenmek’i sen tefsir edersin.

Görsel 3: Kanal Karpaz esprisi. Kaynak: Facebook.com


Vaziyet anlaşıldı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, söylemese iyiydi ama, rahmetli Rauf Denktaş’tan kalma senin şu andaki makamının “İngilizlerde kalma bir gecekondu” olduğunu söyledi. Ve şöyle devam etti:

Görsel 4: Şu andaki KKTC başkanlık konutu

Bunu söylerken yüreğimden şu geçiyor; devlet olmanın işte ifadesi budur. Bunu inşallah bu projeyi hayata geçirmek suretiyle nasıl bir Kıbrıs Türklerine ait devlet varmış bunu birilerinin görmesi lazım.”

Akıllara seza bir devlet tanımı. Platon (Eflatun) duysaydı keşke. Bu tanımdan sonra bir kere daha anlıyoruz ki, koskoca Çankaya varken 2015 yılı parasıyla minimum 4,5 milyar TL’ye. Beştepe AkSaray’ı yaptırmasının sebebi lükse düşkünlüğü değilmiş. Türkiye’nin uluslararası itibarını sağlamak içinmiş; şimdi şimdi idrak ediyoruz.

Bu faslı kapatmadan önce, aman sadece bir hatırlatma olarak al, bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Hürriyet yazdı, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan demeç vermiş, yeni ve büyük bir köşkü senin istediğini söylemiş. Diyeceğim şu ki, madem senin taleplerin böyle itibar görüyor, demir de tavında dövülürmüş, sen şimdi “KKTC Başkanlığı itibarı faslı”ndan bir de uçak iste cumhurbaşkanımızdan. Yakışır.

Yakışır da, Ercan’dan kalkıp İstanbul’a inersin, başka bi yere gitmek istersen oradan THY’yle devam edersin; o kadar olacak.

Ama dert etme. Bu çok geçici bi durum. Şimdi senin bu Külliye (ve 500 dönümlük millet bahçesi) inşaatı tamamlanınca, ‘Aman yarabbi, burada nasıl da bi Türk devleti varmış böyle!’ diyecek sürüyle devlet, başta da AB ülkeleri, KKTC’yi tanıyacak ve büyükelçilik açmak için birbirlerini yiyecekler. Onlara büyükelçilik binası veya arazisi işini şimdiden planladık mı, onu soracaktım.


Yalnız, söylemek istemiyorum ama, içimi bir kurt yiyor başkanım. AKP içinden bile sesler yükselmeye başladı senin bu saray ve millet bahçen işi hiç beklenmedik biçimde zuhur ediverince. Bu sesler daha da yükselecektir çünkü bu Külliye meselesi az buz mesele değil. Denmektedir ki meşhur 5 holding, Türkiye yetmedi, bi de Kıprız’dan yiyecek, Saray’dan ve millet bahçesi’nden başlayarak.

Senin buna şimdiden bi çare düşünmen gerekiyor başkanım. Demek istediğim, senin Kıprız kamuoyu bizdeki gibi değil. Dişli. Bu konuda ne yapacaksın? Orada Demirören filan yok mu devreye sokacak medya için?

Sonra, sizin orda Danıştay manıştay varsa şimdiden tedabirini al; bizdeki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2015’te yaptığı gibi doğal sit moğal sit gerekçesiyle Saray inşaatını kaçak ilan ederek engellemeye kalkmasın. Ama diyorsan ki sizde yargı engelledi de ne oldu, haklısın.

Bi de duyduk, geçenlerde sizin orada Anayasa Mahkemesi işlevi gören Yüksek Mahkeme, üstelik başkanı da bir kadın imiş, KKTC Anayasası Md. 1’deki laiklik ilkesine aykırıdır deyip hafızlık kurslarını kapatmış. Yani, Yargı’yı ne yapacağını düşündün mü şimdiden? Yargıyı halletmeden on tane sarayın olsa “başkan” olamazsın, biliyorsun. Görmek için Anavatan’a bak, kestirmeden.


Sevgili başkanım, bıktırmadıysam, bir konu daha var (yani konu çok!). Şimdi, Allah gönendirsin, sana ve KKTC’ye gerçekten layık kocaman bir Saray yapılacak. Bunun gideri ne olacak hesapladın mı?

Bizim Beştepe Aksaray’ın iki yıl önceki, yani 2019’daki günlük gideri 10 milyon liraydı. Bu yıl (2021) her 22 saniyede 1 asgari ücret yutmakta.

Bizim Beştepe’nin 2021 bütçesi 4,4 milyar TL. Senin başkanlık bütçen 50,1 milyon. Bu demektir ki, sırf Saray’ının günlük giderlerini karşılayabilmek için bırak Anavatan’ı, en azından o 5 holdingle “iyi geçinmek” zorundasın.

Yani demek istediğim, Anavatan’ın iç politika oyunları uğruna tutulup bir kısır döngüye sokulmuş olabilirsin çünkü bu harcama her yıl katlanarak artacak. Mesela bizdeki 2019 harcaması 2018 yılının 4 katı.

Bu da demektir ki oradaki dişli kamuoyu seni gittikçe daha çok dişleyecek. Bu yüzden, senin siyasal istikbalin konusunda endişeler taşıyorum. Bak, bizde OHAL yine uzatıldı ama mesela cumhurbaşkanını protesto için TBMM oturumunu terk etmeyi düşündü mü hiç CHP? Kuzu kuzu gitti, olumsuz oy verdi, çıktı, vazifesini mis gibi yapmış oldu. Oysa sizde iki parti birden boykot etti CB Erdoğan’ın konuşmasını işin en başından.

Korkarım ki böyle bir kamuoyu ve böyle bir yargı seni o mevkide fazla barındırmaz. Zaten ne kadar süreceği belli olmayan AKP+MHP iktidarının kolu ne kadar uzun olursa olsun barındırmaz. Çünkü Türkiye’nin aksine Kıprız’ın bir yerleşik demokrasi geleneği var. Valla bak, benzetmek gibi olmasın, kayyım Melih Bulu’dan kötü ederler seni.

M. Bulu dedim de aklıma geldi. Melih kardeşim kendisini oraya getiren yüksek iradenin Resmî Gazete’de yayınlanan kovma kararını gazetecilerden öğrendi, yani o yüksek irade kendisine haber bile vermeden kendisini atıverdi oradan. Bütün bunları seni düşündüğüm için söylüyorum, sonra söylemedi deme. Bak, “güvenilir kaynaklar”dan Nagehan Alçı yazdı, M. Bulu’nun morali çok bozukmuş, Türkiye’den ayrılmayı düşünüyormuş.

Bu haber önemli bir haber. Yine de ben senin siyasal istikbalin açısından endişe duyuyorum ama şahsın açısından duymuyorum. Çünkü senin güneydeki Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığın var şükür; bu sayede rahatça çeker gidersin Avrupa’ya.

Gerçi, şimdi başkan olduğun için bunun sana siyasal zararı dokunuyor, bu sebeple de “var ama kullanmadım” diye demeç veriyorsun. Hatta, “yöntemi varsa iade edeceğim” diye şövalyelik de yapıyorsun.

Hiç yöntemi olmaz olur mu başkanım, Almanya’daki işçilerimiz biliyor sen niye bilmeyesin, dilekçe verir çıkarsın Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığından. Ama bana sorarsan çıkma; “viran olası hanede evlad ü ıyal var”.

Ayrıca senin Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığını herkes duyduktan sonra çıksan ne olacak çıkmasan ne.

Bu bağlamda, şöyle demeçler vermesen iyi olur düşüncesindeyim:

“Türkiye’ye daha da sıkı sarılacağız. Yunanistan Başbakanı ile yabancı ülke liderlerinin huzurlarına giderek, saygı duruşunda bulunanların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşacağı Meclis oturumunu boykot edecek olmaları oldukça düşündürücü ve esef vericidir”

Türkiye’ye daha sıkı sarıl Ersin başkanım.

Saray’ın ve millet bahçen bu bayram günlerinde hayırlı olsun.

Ahval

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu