RÖPORTAJ

Ehmed: Rojava halkın ve kadının gücünü gösterdi

YPJ Genel Komutanı Newroz Ehmed, Rojava Devrimi’nin halkların ve kadınların gücünü gösterdiğine dikkat çekti. Ehmed, “Çağrımız, halkımızın bedellerle yaratılan onuruna ve direnişine sahip çıkmasıdır” dedi.

Direnişin kalesi ve özgürlüğün abidesi Kobanê’de 19 Temmuz 2012’de devlet sistemi yerle bir edilerek, yüz yılların sömürgelerine tabi tutulmuş Rojava toprakları adım adım özgürleştirildi. Bu devrimin öncülüğünü yapan Kürt kadınları dünyaya kadın öz gücü ve iradesinin neler yapabildiğini gösterdi. Dünyanın farklı yerlerinden, Kürt kadınlarının bu direnişlerinden etkilenen yüzlerce kadın Rojava topraklarına akın etti.

Rojava Devrimi’nin 8. yılı vesilesiyle Yekîneyên Parastina Jin (YPJ) Genel Komutanı Newroz Ehmed, Soruları yanıtladı…

‘DİĞER DEVRİMLERDEN FARKLI KILAN…’

Devrim hangi koşullarda gerçekleşti ve hangi aşamalardan geçti?

2010-2011 yılında devrimsel bir hamle başlamıştı. Var olan krizli sisteme halk tepki almış; artık tahammül edemiyordu. Özelde de Arap halkının da başkaldırıları başladı ve o süreç Arap baharı diye adlandırıldı. Halklar kendilerine reva görülen zulme tahammül etmediler. Ayaklanmalar dalga dalga gelişti. Kürt halkı da bu zorlukları birebir yaşayan halklardandı, her anlamıyla soykırımlarla yüz yüze bırakılmıştı. Kürt halkı bu ayaklanma dalgasında yerini aldı. Kürt halkının bu konuda bir alt yapısı vardı. Kürt halkı kendi özgürlükleri için mücadele etmek istedi. Koşullar oldukça zorlayıcı bir düzeydeydi. Halkın tek gücü örgütlenmiş olması ve özgürlük bilinciyle kendini devrime adapte etmiş olmasıydı. Özellikle de kadınlar öncülüğünde meydanlar doldu taştı. 21. Yüzyıl kadının yüzyılıdır ve bu kendini açık bir şekilde göstermiştir. Bizi diğer devrimlerden farklı kılan ise bütün halkların katılımı, kadının katılımı ve özgürlüğü için savaşma, mücadele etme, kendini iradeleştirme, bilinçlendirme, geliştirme ve mücadeleyi sürdürme istemidir. Bu halk devrimini kendi imkÂnları ile yarattı. Bu devrime müdahale etmek isteyen güçler oldu ancak buna izin verilmedi. Burada Arap, Çerkes, Asuri, Süryani, Ermeni ve Kürt halkı yıllarca beraber yaşadı, burası halkların mozaiğini oluşturan bir yapıya sahiptir, ondan dolayı bu halklar beraber kardeşçe yaşamak için bir oldular. Suriye sisteminin halklar arasında yarattığı parçalanma da bu devrimle ortadan kalkmış oldu.

‘KADINLAR GÜCÜNÜ GÖSTERDİ’

Rojava Devrimi kadın öncülüğünde gelişti, dünya bu devrime böyle bakıyor… Ayrıca “devrim içinde devrim” söylemini nasıl yorumluyorsunuz?

Rojava Devrimi kadın öncülüğüyle gerçekleşen bir devrim olduğundan kadın devrimi diye de adlandırılıyor. Çünkü kadının her alanda öncülük yaptığı bir devrim gerçekliğidir. Kimseden güç almadan bu halk kadın öncülüğünde zaferin çıtasını yükselterek devrimini gerçekleştirdi. Adım adım özgürlük aşkı ile binlerce yıldır farz edilen köleliğin zincirlerini kırmak, özgürlüğüne kavuşmak için bütün zorluklara göğüs gerdi, direndi, dimdik ayakta durdu. Zamanla atılan her adımda bu bilinç düzeyi yükseldi. Bunların hepsi yaşam gerçekliğinde yaratıldı, var oldu. YPJ katılımları bütün toplumu etkiledi. Kadın bütün alanlarda yer alıp güçlü bir şekilde ayakta durabildiğini gösterdi. Onun için bu devrimle sadece bir devletin sistemi yok edilmedi, aynı zamanda kadının gücünü ortaya somut bir şekilde ortaya koyduğu için devrim içinde devrim olma özelliğini taşıyor. Kadınlar siyasal, sosyal, diplomatik, ekonomik ve askeri alanlarda yer almaktadırlar ve herkes de bunu açıkça gördü. Toplumun her alanında kadının muazzam görüşleri ve öngörüsü yer almakta, bu şekilde hedeflemiş olduğumuz Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü Yaşam ölçülerine ulaşmış oluyoruz.

‘İRADEMİZİ İŞGAL EDEMEDİLER’

En son Serêkaniyê ile Girê Sipî’de Türk işgali gerçekleşirken dünya halkları şiddetli tepkiler gösterdi. Bunları nasıl karşıladınız?

Devrimci kadınlar saldırılarla karşı karşıya kalan her yerde mücadele ettiler. 2014’te Şengal’de DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı YPJ güçleri siper aldı ve bu saldırılara karşı sonuna kadar savaştı. Elbette dünya buna da tanık oldu. Bütün amaç insanlık içindi, herkes de bunu gördü. Kadınların cesurca direnmeleri herkese cesaret verdi. İşgalci Türk ordusu bu devrimi ve direnen kadını sindiremediğinden hiçbir haklı gerekçesi yokken işgal saldırısına geçti. Ancak halkların bütünlüğü, dimdik ayakta oluşu, hiçbir güce devlete sırtını dayamadan kendi ordusunu kurması, kendi kendini yürütmesi bütün gerçekliğiyle ortadadır. Hevrin Xelef, Aqîde Ana ve Amara yoldaş, birçok komuta ve enternasyonalist bu devrime dünyanın her tarafından katıldı. Bu direniş özgürlük için her şeyini feda edebilecek insanların sayesinde gerçekleşti. Türk ordusu bazı alanlarımızı işgal etmiş olsa da kadınların ve halkların iradesini, direnme gücünü işgal edemedi; işgalciliğe karşı verilecek en büyük cevap budur.

‘HALKIMIZ ONURUNA SAHİP ÇIKMALI’

Bugün de Rojava toprakları Türk devletinin saldırılarına maruz kalıyor. Buna karşı neler yapıyorsunuz ve hazırlıklarınız hangi düzeyde?

Elbette bu devrimde birçok kazanım elde ettik. Kadın savunma güçleri elde edilen kazanımları halkı ile beraber elbette bırakmayacaktır. Bütün saldırılara rağmen birçok alandan halk yönünü Rojava’ya vererek güvende yaşamak istemektedir. Türk işgalciliği Rojava, Başur ve Kuzey Kürdistan’da tehdit ve saldırılarını sürdürmektedir. Kadın savunma güçleri olarak bilinçle hareket edilmektedir. Halkımız da bu bilinçle hareket etmelidir. Yeni dönem savaşı, Berxwedana Rumetê direnişi ile büyük bir tecrübeyi ortaya çıkarmıştır. Birçok anlamda hazırlık halindeyiz. Halkımız geçen bu süreçlerde birçok acı yaşadı. Bu zorluklara, acılara ve bedellere rağmen halkımız geri adım atmadı, hep yanımızda oldu. Manevi, maddi anlamıyla hep bizimle oldular. 
Çağrımız, halkımızın bedellerle yaratılan onuruna ve direnişine sahip çıkmasıdır. Şehit aileleri başta olmak üzere yaralı ve gazi arkadaşlarımızın verdikleri emek için minnettarız. Özgür, eşit ve demokratik bir toplum için sonuna kadar mücadele etme sözünü veriyoruz.dedi.

RUKEN CEMAL – ANF

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı