Video

Diyanet tartışması: ‘Düğme baştan yanlış iliklenmiş ise, olacağı da budur…” – Prof Baskın Oran

Ufuk Turu’nda Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, Prof Baskın Oran ile Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın açıklamaları üzerine son dönemde giderek artan diyanet tartışmasını ele aldı.

Programın başında Yavuz Baydar, Diyanet İşleri ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın açıklamalarının yarattığı tartışmalara değindi. Ayasofya’nın açılışında fetih kılıcıyla verdiği poz, adli yıl açılışındaki dua ve sosyal medya yasası öncesi söylediği “Gençlere kul olduğunu unutturan bir şey bu” sözünü örnek gösteren Baydar, giderek artan Diyanet İşleri rolüne değindi.

Baydar sonrasında, “Cumhuriyet ile neredeyse aynı yaşta olan. Cumhuriyetin kurulduğu zaman en önemli yapılardan biri olarak adlandırılan, o ilkeler üzerinden kurulduğu bilinen bir kurum nasıl oluyor da neredeyse 100 yaşına gelmekte olan bu cumhuriyetin temel ilkeleri, değerleri ve toplumun çoklu yapısına aykırı, tahakkümcü adeta Sünnilik adına hükmedici bir kuruma ve baskın bir yapıya dönüştü” sorusunu sordu.

Baskın Oran bu durumun çok doğal olduğunu belirterek, diyanetin siyasetin emrinde olduğunu ifade etti.

“Bizans’tan bu yana bu böyleydi. Doğu Romalılar, Batı Romalılar. Bunlarda dinin temsilcisi olan resmi kurumdan bahsedersek, din – devlet ilişkileri bakımında son derece asimetri veya simetri bir durum var. Batı Roma’da kilise devlete hakim, Doğu Roma’da yani Bizans’ta devlet dine hakim. Bunu uzatmayayım, kilise Batı’da en büyük toprak beyi. Oysa Bizans’ta kilise toprak sahibi değil. Bu yüzden imparatorlar Fener Patriği’nin üzerinde ellerini tutmuşlardır. Bu direk olarak Osmanlı’ya geçti.”

Prof Baskın Oran, sanıldığının aksine Osmanlı’da padişahların her konuda şeyhülislama danışmadığını, padişahın istediği fetvayı alamadığı zaman şeyhülislamı azlederek yay kirişi ile boğdurduğunu söyledi. Yeni şeyhülislamın ise istenilen fetvayı hemen verdiğini aktardı.

Oran, Bizans’tan gelen geleneğin Osmanlı’ya oradan da 1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ne geçtiğini belirtti.

Bu açıklama üzerine Yavuz Baydar, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni kurulan bir devletken neden bu iki çökmüş imparatorluğun uygulamasını aldığını sordu.

Baskın Oran bu soruya, “Çünkü tarım üretimine dayalı bir memlekette din çok önemli, o yüzden dini kontrol altında tutmak lazım. Bu sebeple şeyhülislamlık kaldırıldı, Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu” yanıtı verdi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın bugünlerde elinde kılıç ile hutbeye çıkmasını, böyle fotoğraflar vermesinin nedeninin ise “Devlet olan Recep Tayyip Erdoğan ona bu görevi veriyor” diyerek açıkladı.

Erdoğan’ın emri ile Ali Erbaş’ın bunları yaptığını aktaran Baskın Oran, Erdoğan’ın bu emirleri vermesinin nedenini ise yorumlamadan önce Türkiye’deki laikliğin Fransa’dan geldiğini ancak Anglosakson laikliği ile Fransız laikliğinin aynı olmadığını açıkladı.

Anglosakson geleneğinde dinle devletin ayrılması olduğunu, Türkiye’de ise laikliğin dinin devlet yönetimi altına girmesi olarak ifade edildiğini hatırlattı.

Erdoğan’ın son anketlerde oyunun düşmesi üzerine, kimi kişilerce birbirinin panzehiri gibi algılanan ancak Türkiye gibi bir ülkede birbirini destekleyen iki temel düşüncenin, İslamcılık ve milliyetçiliğin etkisini uygulamaya kalktığını ifade etti.

Baskın Oran ulusalcılığın içinde İslamcılık olmayan milliyetçilik olduğunu belirterek, Erdoğan’ın Diyanet İşleri’ni kullanarak insanların dindar yanlarına vurgu yaptığını, dini istismar ettiğini söyledi.

Ahval

Daha Fazla Göster

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu