Mehmet Önder

ÇETELEŞEN DEVLETlN KAÇINILMAZ YANLIZLIĞI

Kapitalist sistemin temel ilkelerinden biri, Burjuvazinin tek tek değil, tümünün ortak çıkarını güvence altına almasıdır. Iş yasaları ve toplumsal yaşamı içeren hukuk, buna göre düzenlenir. Gelişmiş tüm kapitalist ülkelerde bu temel kaide geçerlidir. Bu durum emek-sermaye arasında ki geçici uyumun da anahtarıdır. Refah seviyesi ve demokratik hakların yüksek olduğu ülkeler, bu ilkeye son derece sadıklar. Örneğin Amerikada Başkan dahi olsa Donald Trump’ın şirketleri için senato özel yasa çıkaramaz. Sovyetler Birliği dağıldıgında sahipsiz kalmış devlet mallarına çöken çetelerin bir çoğu milletvekillerini de satın almıştı. Hatta daha ileri giderek Partiler kurup Parlamentoda kendi şirketleri yararına yasa çıkarmaya çalıştılar. Bundan dolayıdır ki dış dünya onları “oligark” olarak tanımladı ve uzun süre değer vermedi. Putin’in müdahelesiyle gerilediler. Bu oligarkların bir kaçı şüpheli şekilde zehirlendi. Bazıları hapse girdi ve Rusya kendi kapitalist düzenini kurdu.

Türkiyede ise tam 15 yıldır oligark hakimiyeti yaşanıyor. El değiştiren büyük sermayenin yeni sahipleri, yapılarına uygun şekilde sisteme kendi ilkel düzenini dayatıyor. Islamo-Faşist iktidar, Devletin tüm işletmelerini yok pahasına ele geçirdi. Parlamentoda bazen bir tek yandaş müteahhit için bile yasa çıkarıldı. Hukuk ona göre düzenlendi. Kendileri ile uyum sağlamayan her iş insanının malına el koydular. Görülmemiş bir haydut ekonomi düzeni oluştu. Doğa, insan, toplumsal-yaşam vs. ne varsa tümü Islamo-Faşist yandaşlarının ekonomik kar hırsına feda edildi, ediliyor. Acımasız bir sömürü düzeni olan kapitalzmin bile genel kurallarına uymuyorlar. Ülke ekonomsi 5 tane müteahhitin eline verildi. Yasal düzenlemer onlara göre yapıldı. Aslında “onlar” yoktur. Her şeyin sahibi kral Erdoğan ve ailesidir. Londra bankerlerinin kasası bu kral ve ailesinin milyarları ile doludur. Ingiltere’nin sessizliği ve zaman zaman cılız da olsa “desteği”, kendilerin de olan bu bu milyarlar nedeniyledir.

Yaşamın tümüne bu kral ve mekanizması karar veriyor. Devrimci katilliğinden çek-senet mafyalığına, oradan uluslararası uyuşturucu ticaretine terfi etmekten başka bir özelliği olmayan ve medeni ülkelerde bir tek gün bile tabelasının asılı kalmasına müsaade edilmeyecek bir parti olan MHP, bu makenizmanın anahtarını tutuyor. 500 bin kişilik personelli Iç Işleri Bakanlığını tamamıyle ele geçirmiş olan bu Faşist güruh, seçmeni ülke genelinde % 5’i geçmemesine rağmen iktidarın kaymağını yiyor. Kralın elinde ki sopa rolünü oynuyor.

Bu islamo-faşist kraliyetin ülke içi kaygısı kesinlikle yoktur. Fiili olarak islamo-Faşist krallığı kuran bu rejim, kendisini ülkede ve hatta yakın komşu cografyada ki tüm mülklerin sahibi olarak görüyor. Rojava, Libya, Akdeniz, Yunanistan, Ermenistan saldırılarına HDP dışında sağcısı ve solcusuyla tüm muhalefet de destek veriyor. ” Icerde oy kaybediyor. Ilk seçimde gidecek” gibi muhalafetin söylemleri boştur. Şiddetin gücüne inanan MHP ve Erdoğanın seçimi kaybettiğinde kaide ve kurallara uyarak sukünet içinde gitmelerini beklemek hayaldir.

Ülkede yaydıkları milliyetçi-şöven dalgasını öyle yükselttiler ki bunun karşılığı kesinlikle ya iç ya da dış savaştır. Azerbaycan-Ermenistan savaşını hem bu dalgayı beslemek hemde Azerilerin petrolden gelen maddi birikimlerini almak için çıkardılar. Milliyetçi-faşist anlayışı Azeri halkı arasında da yaymak, onları ve Türk halkını Kürtlere düşman etmek amacıyla “PKK Ermenistan cephesinde Azeri kardeşlerimize karşı savaşıyor” yalanını ortaya sürdüler. Hatayda ki Orman yangınını Kürtlerin üstüne attılar. “Libyada Kürtler bize karşı savaşıyor ” iddaları hala hatıralardadır. Tüm bu yalanların ve sistemli progandanın tek bir amacı vardır; Milliyetçi-şöven dalgayı daha da yükselterek buna inanan kesimi Kürt komşularına saldırtmak…Halklar arasında iç çatışmayı çıkarmak…

Dünya Ekonomik, politik dengeler belli prensipler üzerinde yürür. Bir spor takımı gibidir. Kurallara uymayan oyuncu dışarı atılır. NATO’dan yıllardır aldığı askeri teknoloji ve destekle önce Kürtleri katledip sonra komşu ülkelerin iç işlerine karışmak ve bu ülkelerin bir bölümünü işgal etmeye kalkışmanın bedelini Dünya hesap altına alıyor.

Dış dünya için artık mızrak çuvala sığmıyor. Daha dün kendilerini ziyarete gelen Isveç Dış Işleri Bakanına, kadın ve misafir olmasına bakılmaksızın herkesin önünde “sen kim oluyorsun” denilerek aşşağılanmasını medeni dünya dikkatle izliyor.

Kobane direnişi ile kahraman Kürt kadınlarının tüm dünyada yarattığı saygınlıgı ayaklar altına almak için Afrinde geçen yıldan bu yana bağımsız insan hakları örgüütlerinin verilerine göre 1000’den fazla Kürt kadınına tecavüz ettiller. Birleşmiş Milletler raporlarında da yer alan bu insanlık dışı suçlar, bu cebberüt devletin önüne kesinlikle getirilecektir.

Uyuşturucu, kara para ve insan kaçakçılıgından elde ettikleri paralarla eğiterek besledikleri cihadçıları o ülkeden bu ülkeye göndererek öldürtmeleri ise başka bir trajedidir, suçtur. Ermenistanın üzerine sürdükleri cihadçılardan yüzlercesinin Rus jetlerinin attıkları bombalar nedeniyle öldükleri belgelendi. Dünya bunu görüyor, izliyor.

Ülke içinde Terör yöntemleri ile krallık kurmayı başardı. Gücüne, kapasitesine, çapına bakmadan bunu dış dünyada da deniyor. Sovyet liderlerinden Leonid Brejnev’in zamanın Türk yetkililerine gönderdiği ünlü bir mesaj vardı. ” Bu kadar orduyu neden silah altında tutuyorsunuz? Komşularınız için tutuyorsanız çok fazla. Eğer bizim için tutuyorsanız çok az.” demişti.

Bu rejimle artık hiç bir ülke dostluk kurmak ve işbirliği yapmak istemiyor. Almanya’nın dışın da Avrupa ülkeleri Türk devletine ambargo uygulanmasını ve üyelik iliskilerinin kesilmesini istiyor. Krallık rejimi Almanya ya borçlarından dolayı her yıl 30 milyar dolar faiz ödüyor. Bedava para…Türkiye ile iliskilerine bu nedenle pragmatik yaklaşan Almanya, iç kamuoyu ve diğer ülkelerin baskısı nedeniyle yakın bir tarihte “tolore etme” yaklaşımından vazgeçeceği öngörülüyor.

Katar’ın dışında tüm Arap ülkeleri ile ilişkiler hemen hemen yok denilecek seviyede. Ermenistan-Azebaycan savaşında savaş kışkırtıcılıgı yapması nedeniyle barış görüşmelerine bile alınmadı.

Amerikada Donald Trump dışında bu adamı seven yok. Bir ay sonra ilişkilerin kaderi nasıl olacak göreceğiz. Ancak, şunu da belirtmekte yarar var; Türk devleti çark etmede ünlüdür. Bu coğrafyanın en eski devletlerini oluşturan Yunan, Iran ve Türklerin şimdiye kadar uzun süre ayakta kalmalarına neden olan en önemli benzer stratejileri, zoru görünce ustaca “Cark” etmeleridir.

Tüm bu gelişmelerin merkezinde duran Kürtler ne yapacak?

Uluslararası alanda Rojava konusu kapanmıstır. Rojava, 80 bin kişilik muazzam kara ve operasyonel ordusu ile Kürtlerin ve medeni değerlerin koruyucusudur. Fiili olarak Devletleşme sürecindedir. Yakında Türk devletinin işgal ettiği Afrin ve diğer bölgelerden çekilmesi de sağlanacaktır. Isveç Dış Işleri Bakanının Türk Ordusunun Suriyeden çekilmesi talebi tüm koalisyon ortaklarının isteğidir. Çekilmede direnmesi halinde Türk savaş uçaklarına Rojava hava sahasının kapanması kuvvetle ihtimaldir.

Kuzey Kurdistan ise HDP ye odaklanmıştır. Tüm gücüyle HDP ye yönelen devlet, kendi çıkmazını da görmektedir. Öyle ki HDP, varlığı ile Türkiye siyasal yaşamını tıkamıştır. Yönetici ve kadrolarına yönelik operasyonların nedeni, HDP’nin gücünün çok ötesinde ki mükemmel etkisindendir. HDP gücünün önemine inanarak yeniden yapılandırılmalı ve karizmatik liderlikle mücadelesine devam etmelidir.

 

 

Daha Fazla Göster

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Aynı kategoride
Kapalı
Başa dön tuşu