MEDYADAN

Cengiz Çandar: Biden ve Erdoğan’lı Türk Amerikan ilişkilerinin geleceği parlak değil

Biden’lı Erdoğan’lı Türk-Amerikan ilişkilerinin yakın geleceği pek öyle parlak gözükmüyor!

Biden ekibi, realpolitik gereği, Türkiye ile ilişkileri toparlamak için gayret göstermeye niyetli olsa da, Erdoğan’dan ümitli değiller

Hasan Cemal/ 24

CEFTUS, yani Türkiye Çalışmaları Enstitüsü
Londra merkezli bir kuruluş.
2011’de kurulur kurulmaz Westminster Talks
adlı konferanslar dizisi ile faaliyete geçmişti.
Westminster’deki tarihi parlamento binasındaki
ilk konferansı Cengiz Çandar vermişti.
Arkasından da benim yaptığım konuşma ile yol almıştı
Westminster Talks.
CEFTUS’un pandemi nedeniyle dijital
ortamda başlattığı ilk konferans da
Cengiz Çandar’a nasip oldu.
Cengiz’in konferansının konusu
Biden Amerika’sı, Erdoğan Türkiye’si”ydi.
Biden döneminin Türkiye’ye nasıl bir etki yapacağı,
dünyanın dört köşesinden
ve çok farklı ülkelerden katılan
üç yüze yakın izleyiciyle iki saat boyunca tartışıldı.
Cengiz, bir süredir Stockholm Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Enstitüsü
ve İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü adlı
düşünce kurumunda uzman olarak çalışıyor.
Cengiz Çandar konuşmasına şöyle girdi:

Benden “Türkiye’nin jeopolitik önemi”,
ya da “Amerikan başkanlık seçimi kampanyalarında edilen sözler
Başkan seçildikten sonra geçerli olmaz”
gibisinden bugünlerde sağda solda
sık işitilmeye başlanan alışılagelmiş,
basmakalıp sözler beklemeyin. 

Biden otokrat demişti
Erdoğan için…
Arkasından Biden’ın daha aday adayı iken
16 Aralık 2019’de New York Times
editörleriyle yaptığı söyleşide,
Erdoğan için sarfettiği sözlerini
kelimesi kelimesiyle okuyarak hatırlattı.
Biden’ın kaseti Türkiye’de dokuz ay sonra,
Ağustos’ta dolaşıma sokulmuştu.
Erdoğan’ı otokrat olarak niteleyen Biden
şöyle demişti tam olarak:

Ona [Erdoğan’a] yönelik olarak bugünkünden
çok daha farklı bir tavır takınmamız gerektiği kanısındayım.
Muhalefeti desteklediğimizi
açıkça ortaya koymalıyız.
Erdoğan’a karşı koyarak
onu yenilgiye uğratmaları için
muhalefet liderlerini güçlendirmeliyiz.
Bir darbeyle değil.
[Erdoğan] Bedel ödemelidir.
Belirli silahları ona satıp satmayacağımıza gelince…
Madem [Rus yapımı S-400’ler] hava savunma sistemleri var,
bunun maliyetini ödemelidir.
Bu konuda çok kaygılıyım.
Çok kaygılıyım.
Ama hâlâ görüşüm o ki,
benim yapmış olduğu gibi,
mevcut muhalefet liderleriyle
daha doğrudan ilişki kurarak,
onları güçlendirmeliyiz ki,
ona karşı koyup yenilgiye
uğratmayı başarabilsinler.
Bir darbeyle değil. Seçim süreciyle…
İstanbul’da [son yerel seçimlerde] berhava oldu.
Partisi berhava oldu.
Peki, şimdi ne yapmalıyız?
Kollarımızı kavuşturup ona
yol mu vermeliyiz?
Yapacağım en son şey budur.
[Trump’ın Suriye Kürtlerine
müdahale için Erdoğan’a
yeşil ışık yakmasını ima ederek]
Kürtlere ilişkin yapacağı
en son şey kesinlikle budur.
Kürtler konusunda kendileriyle
birkaç kez görüşmem oldu
ve o sırada Kürtleri ezmeye kalkışmadılar…
Türkiye’nin Rusya’ya yaslanmaya ihtiyacı yoktur.
[Yine Trump politikasını ve bu konuda kendi
yaklaşım farkını ima ederek] Anlamaları gereken şu:
Onlarla bugüne kadar oynadığımız gibi oynamayacağız.
Evet, gerçekten çok kaygılıyım.
Oradaki havaalanlarına erişimimiz
konusunda da çok kaygılıyım.
Dolayısıyla bölgedeki müttefiklerimizle
bir araya gelerek,
[Erdoğan’ın] bölgedeki faaliyetlerinden ötürü
onu nasıl tecrit edeceğimizi görüşmemiz
ve bu yönde çok çalışmamız gerekiyor.

Saray sözcüsünden Biden’a:
“Süzme cahil, kibirli, iki yüzlü…”
Cengiz, Biden’ın sözlerinin
Türkiye’de oluşturduğu tepkiye değinirken,
Tayyip Erdoğan çevresinin
Ağustos ayında Trump’ın seçim kazanacağından
emin olduğu için, Biden’a
çok ağır sözlerle karşılık vermekte
beis görmediklerini belirtti.
Ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın
Biden için “süzme cahil,
kibirli, iki yüzlü” gibi sıfatlar kullandığını,
Erdoğan’ın benzer bir tepkide bulunduğunu hatırlattı ve ekledi:

Eğer Kalın, Biden’ın 20 Ocak 2021’de
Beyaz Saray’a Amerika Başkanı
sıfatıyla oturacağını kestirebilseydi,
tepki verirken herhalde
bu sözcükleri seçmezdi.  

Türkiye-ABD ilişkilerini
yoluna koymak
sanıldığından zor olacak.
Cengiz, Biden’ın Başkan seçilebileceğini
sezdikten sonra Erdoğan ve çevresinin
Washington’a adam göndererek lobi yapmaya,
Biden Başkanlığı döneminde
ilişkileri tekrar rayına oturtmaya
çalıştıklarına işaret etti.
Cengiz Çandar’a göre,
Biden döneminde Türkiye-ABD ilişkilerini
yoluna koymak sanıldığından zor olacak.
Cengiz, bunun nedenini
her iki ülkenin dönem itibarıyla
farklı konum ve süreçlerle
yüz yüze bulunmalarına bağladı.
Biden Amerika’sının
Trump’ın yerle bir ettiği
her şeyi tekrar ayağa kaldırmaya gayret edeceğini,
bunun bir anlamda
gerek ülke içinde,
gerekse uluslararası politikada Amerika’nın doğrulmasına,
ayağa kalmaya çalışmasına
işaret ettiğinin altını çizdi.
Türkiye ise tam ters yönde,
gerileme ve çöküntü içinde.
En başta da ekonomi öyle.
Enflasyon çift hanede.
İşsizlik resmi rakamlara göre yüzde 13.
Cengiz Çandar, resmi rakamlara
kimsenin inanmadığını,
bu verileri birkaç misli olarak
düşünmek gerektiğinin üzerinde durdu.
Economist Intelligence Unit’in
son raporunda 2021 için büyüme oranının
yüzde 3,3 olarak tahmin edildiğini,
bunun Türkiye için yetersiz olduğunu,
üstelik bu oranın bile fazlaca iyimser olduğunu ifade etti.
Aynı rapor, AB ortalamasını yüzde 4,7 olarak tahmin ediyor.
Ama en önemlisi, döviz rezervlerinin tükenmiş olması.
Lirayı dolar karşısında korumak için devletin kasası boşaltılmış vaziyette.
Döviz rezervleri ekside.
128 milyar dolar çarçur edilerek harcandı ve
rezerv 50 milyar dolar ekside.

Bahçeli’nin rehinesi…
Ekonomik ve siyasi iflas…
Cengiz Çandar bunu
“Türkiye’nin iflâsın eşiğine gelmesi” olarak görüyor.
Ekonominin yanısıra “siyasi iflâs”ın
üzerinde de durdu.
Erdoğan’ın, organize suç örgütü liderlerini,
mafya şeflerini yücelten aşırı milliyetçi
Bahçeli’nin “rehinesi” durumuna geldiğini,
onunla ittifakı uğruna,
partisinin üç kurucusundan biri ve kendi danışmanı olan
Bülent Arınç’ı kurban verdiğini ve reform
vaadlerinden geri bastığını vurguladı.
Bu durum, Cengiz’e göre, Erdoğan’ın çok zayıfladığını gösteriyor.
Birçok çevrede Erdoğan’ın “pragmatizminin sınırsızlığı”ndan dem vurulmasının
artık bir anlamı kalmadığını,
Erdoğan’ın o çok vurgulanan
pragmatizminin manevra alanının
geniş olmasıyla mümkün olabildiğini,
oysa manevra alanının bugün artık
çok daraldığını, aşırı milliyetçi çevreler
tarafından kıstırıldığını dikkate getirdi.

Amerika’yla kriz ihtimallerine
açık bir dış politika…
Türkiye’nin ekonomik ve siyasi iflâsın
eşiğindeyken, ilginç biçimde
Libya’dan Güney Kafkasya’ya,
Doğu Akdeniz’den Suriye ve Irak’a,
Katar üzerinden Körfez’e,
Somali ilişkisiyle Kızıldeniz
ağzına kadar bir alanda bölgesel,
hatta orta düzeyde küresel
bir güç olarak sahneye çıktığını,
bunu “militarize diplomasi
ve “revizyonist”, kimine göre
saldırgan dış politika” ile
mümkün kıldığını anlattı.
Türkiye’nin son derece kırılgan
bir ekonomiyle böyle bir konumu
sürdürebilir kılmasının zorluğu bir yana,
söz konusu dış politika,
Amerika ile kriz ihtimallerini de
barındırıyor. Biden döneminde Amerika’nın
AB ile ilişkilerinin canlandırılacağını,
Transatlantik bağlarının tamir edileceğini,
Çin ve Rusya gibi otokratik ülkelere karşı
müttefiklerle işbirliğinin esas alınacağını,
ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Tony Blinken’ın
görüşlerini ayrıntılı biçimde alıntılarla sundu Cengiz.
Ona göre, “Biden dönemi dış politikasının ruhu” ile
Erdoğan Türkiye’sinin 
dış politika tavrının arasında
belirgin bir “uyuşmazlık” söz konusu.

Biden’la Erdoğan,
Suriye ve Kürtler:
Uzlaşma ihtimali çok zayıf…
Biden Amerika’sı ile Erdoğan Türkiye’si
arasında Suriye’de Kürtlere
takınılacak tavır konusunda
bir uzlaşma ihtimali çok zayıf.
Biden’ın bu konudaki yaklaşımı
ve her biri Obama döneminde
Türkiye ile defalarca görüşmelerde bulunmuş,
Türkiye ve “Kürt dosyası”nı gayet iyi bilen
Biden takımının deneyimi
göz önüne alınırsa,
Suriye ve Kürt konusu ABD ile Türkiye arasında
ciddi bir kriz potansiyeline sahip.

S-400’ler konusu…
Biden yönetiminin Türkiye’yi test edeceği
ilk ve en ziyadesiyle üstünde durduğu
konuya gelince: S-400’ler…
Cengiz Çandar, Türkiye’ye 2,5 milyar dolara patlamış
olan S-400’lerden Washington’u kazanmak uğruna vazgeçildiğini
varsaysak bile bunun Rusya ile çok büyük sorunlara
yol açacağını öne sürdü ve
şunları söyledi:

S-400’ler Rusya için her şeyden önce
siyasi bir konu.
Türkiye ile ABD’nin arasını açmaya
ve NATO’da çatlak yaratmaya
yaradığı için önem ve değer taşıyor.
Şayet Türkiye, S-400’lerden yan çizerse,
Rusya, Erdoğan’a Kafkasya’dan Libya’ya,
Suriye’ye kadar bir çok alanda
çok ağır bir maliyet çıkartarak,
ABD ile yakınlaşmaktan caydırabilir. 

Halkbank konusu
can alıcı…
Cengiz Çandar’ın Türkiye-ABD
ilişkilerinin Biden döneminde nasıl seyredeceğine
ilişkin en can alıcı vurguları,
Suriye Kürtleri ve S-400’ler gibi
ciddi görüş ayrılıklarının ötesinde,
Halkbank ve Türkiye ekonomisinin
başına örülmesi muhtemel çorap
konusunda oldu.
Bu konuda Türkiye’de es geçilen
ABD’nin en saygın ve nüfuzlu iki gazetesinin,
New York Times’ın 29 Ekim tarihli uzun haber-yorum yazısından
ve Wall Street Journal’ın 17 Kasım’da
Türkiye’nin Bankacılık Sorunları” başlıklı
başyazısından bölümler okudu.
Biden Amerika’sı ile Erdoğan Türkiye’sinin,
belki de Erdoğan’ın geleceği,
New York Times’ın Amerikan Başkanlık
seçimlerinden sadece 5 gün önce,
WSJ’nin ise üç hafta sonraki başyazısının satırlarında gizli.
NYT, Trump’ın Erdoğan’ın isteklerini yerine getirerek,
Halkbank dosyasına ilişkin olarak
Adalet Bakanları aracılığıyla büyük baskı uyguladığını
ayrıntılı biçimde yansıttığı yazıda, bu konuda
Erdoğan ile Biden arasındaki görüşmelere de yer veriyor:

Türkiye’nin lobi kampanyası
Trump görevi devralmadan önce başlamıştı.
Ağustos 2016’da Başkan Yardımcısı
Biden’ın Türkiye’ye yaptığı tek günlük gezide, kendisine eşlik eden
danışmanlarından birinin verdiği
bilgiye göre, Türk Cumhurbaşkanı,
Biden’ı baş başa özel bir konuşma için
bir ağacın altına çekti. Erdoğan,
Halkbank soruşturmasının,
rakibi Fethullah Gülen tarafından düzenlenmiş “büyük bir komplo
olduğunu söyledi. Söz konusu konuşmanın
özetini New York Times’a Biden’ın danışmanının
aktardığına göre, Erdoğan’ın anlatımına bakılırsa,
Fethullah Gülen, [Biden’ın Türkiye ziyaretinden] bir ay önce gerçekleşmiş olan başarısız
darbe girişimini Pennsylvania’dan düzenlemişti.
Erdoğan, o görüşmede Biden’dan,
o sırada New York Güney Bölgesi
Savcısı olan Preet Bharara’nın
görevden alınmasını istedi.
Sözü edilen savcılık makamı,
Halkbank soruşturmasının
başlangıç aşamasındaydı
ve Rıza Zarrab hakkında İran’a yönelik yaptırımları
boşa çıkarma planının
başını çektiği gerekçesiyle iddianameyi hazırlamıştı bile.
Biden’ın danışmanın verdiği bilgiye göre,
Erdoğan, Obama yönetiminden,
Manhattan’da Zarrab davasına bakan yargıcın görevden
el çektirilmesini de talep etti.
Ayrıca, Zarrab’ın serbest bırakılmasını
ve Türkiye’ye dönmesine izin verilmesini de istedi.
Biden’ın danışmanın anlattığına bakılırsa,
Erdoğan, eğer ABD, Türkiye ile ilişkilerini
gerçekten düzeltmek istiyorsa,
bunda samimiyse,
Halkbank davası kapatılması gerektiğini söyledi.
Türkiye’den ayrılmadan önce gazetecilere
konuşan Biden, 
Gülen iadesi de
dahil olmak üzere, Erdoğan’ın taleplerine
ilişkin olarak ABD’nin ne yapabileceği
ve yapması gerektiğini açıkça ortaya koydu.
Erdoğan’ın yanı başında,
Eğer Başkan (Obama) bu konuya bizzat kendisi el
atarsa, olacak olan kuvvetler ayrılığını ihlalden
görevinden azledilmesi olacaktır
” dedi.
Türk Cumhurbaşkanı ısrarından vazgeçmedi.
Obama ve Biden’ın danışmanlarının verdikleri bilgiye göre,
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için
New York’a geldiğinde Halkbank konusunu
Biden’la görüşmesinde bir kez daha
gündeme getirdi ve Obama’nın
Ocak 2017’de görevini terketmesinden önce de
bu konuyu kendisiyle iki kez telefonda görüştü.
Preet Bharara, bir mülakatında,
Halkbank soruşturması konusunda ne Beyaz Saray’dan,
ne de Adalet Bakanlığı’ndan kendisine hiçbir telkinde bulunulmadığını açıkladı. 

Wall Street Journal’dan
Halkbank davası ve Türkiye’nin
banka sorunları…
Cengiz Çandar konuşmasında,
Biden’ın Başkan seçildiği anlaşıldıktan ama
Trump’ın seçim sonuçlarını kabullenmemekte
direndiği sırada, 17 Kasım tarihli
Wall Street Journal‘ın başyazısına da
dikkati çekti.
Türkiye’nin Banka Sorunları” başlığını taşıyan,
“Erdoğan, Halkbank’a yönelik
suçlamalardan vazgeçilmesi için Biden’a yönelecek”
alt başlıklı WSJ başyazısından şu satırları okudu:

Erdoğan, bildirildiğine göre,
Trump’a davadan vazgeçilmesi
ve ilgili kişilerin davadan
muaf tutulması için bastırdı.
Ama federal savcılar, Ekim 2019’da Halkbank’ı
“dolandırıcılık, kara para aklamak ve yaptırımlara karşı koymak”
ile suçladılar. 2021 ya da 2022’da
hüküm verilebilir ve arada
Erdoğan’ın Biden’e bu konuyla ilgili bastırması muhtemel.
Yeni Başkan’ın Amerikan mahkemelerinin
bağımsız olduğunu açıkça ortaya koyacağına güveniyoruz.

Eğer ABD, Halkbank’ı kara para aklamak için kullanıldığı
iddia edilen miktar ile cezalandırırsa
, ki bu 20 milyar dolar,
bu bankanın sonu anlamına gelebilir…

Yaptırımlar konusunda
Trump harekete geçmedi,
Biden geçebilir.
Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği üzerinde
Halkbank dosyasının Biden döneminde
Damokles’in Kılıcı gibi sallanacağı anlaşılıyor.
Peki, ilişkileri olumlu bir raya oturtmanın bir yolu yok mu?
Wall Street Journal başyazısının son bölümündeki
şu satırlar iyimserliğe pek yer bırakmıyor:

Erdoğan’ın artan ölçüdeki yanlış
ve saldırgan dış politikası yarar sağlamayacak.
Avrupa Birliği ile daha güçlü
ekonomik bağlar,
ülkenin geleceği bakımından kritik önemde
ama bunu hayal edebilmek pek güç.
Ankara, geçtiğimiz yaz 
Doğu Akdeniz’de
ihtilaflı deniz alanlarına ilişkin iddialarıyla
AB üyeleri 
Yunanistan ve Kıbrıs ile neredeyse
bir savaş çıkartmayı provoke etti.
Rusya’dan S-400 füze sistemi
satın almış olduğu için, ülke (Türkiye),
Amerika’ya Hasmane Faaliyetlere Yaptırımlarla Karşı Koymak Yasası (CAATSA)
gereğince cezalandırılabilirdi.

Trump harekete geçmedi.
Biden geçebilir.
Bütün bunlar yatırımcıları böylesine ne yapacağı kestirilemez
bir ülkeye ilişkin olarak
kuşkuya sevk ediyor.
Erdoğan, ‘acı reçeteyi içmek’
ve ekonomiyi ileriye götürmek sözünü vermişti,
ama bunu şüpheyle
karşılamak için çok sayıda neden var.

2021 ve 2022’de
çöküş olabilir mi?..
Cengiz Çandar, konuşmasında
bu alıntıları yaptıktan sonra,
mevcut gidişata bakarak,
2021 ve 2022’de Türkiye’nin
ekonominin yol açacağı
büyük bir çöküşle karşı karşıya
kalabileceği tehlikesine değindi.
Biden’ın, sadece, Amerikan yargısına karışmaması,
yani Trump’ın yaptığını yapmaması durumunda,
bu sonucun kendiliğinden
ortaya çıkabileceğinin üzerinde önemle durdu.
Cengiz, bazılarını oldukça yakından tanıdığı Biden ekibinin her şeye rağmen,
“Türkiye’yi Rusya’ya hediye etmemek”
ve ilişkileri mümkün olabildiğince
düzeltmek amacı güderek,
bir süre ciddi gayret göstereceğini
belirtmeyi de ihmal etmedi.

Erdoğan’dan pek öyle
ümitli değiller
Cengiz Çandar’ın söyledikleri
şöyle özetlenebilir:
Biden ve ekibi, Demokrat Parti’nin
“idealist” değil, “realist” kanadına
mensup. Türkiye’yle Erdoğan ekibini
gayet iyi tanıyorlar.
Ellerinden geleni yapmaya çalışacaklar.
Ama Washington’dan sızan
bilgilerden anlaşılan o ki,
bu Biden ekibi özellikle Obama yönetiminin son dönemlerinde,
Erdoğan ve adamlarından bezmiş ve yorgun düşmüş…
Biden ekibi, realpolitik gereği,
Türkiye ile ilişkileri toparlamak için
gayret göstermeye niyetli olsalar da,
Erdoğan’dan pek öyle
ümitli gözükmüyorlar.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu