MEDYADAN

Celal Başlangıç: ‘Şahsım devleti’ uzaya giderken Gare’ye tosladı!

Şimdi bu panik ve kızgınlıkla sadece HDP’ye, sosyalistlere değil, bütün muhalefete, Saray’a biat etmeyen, soru soran, eleştiren çok geniş bir kesime daha ağır bir saldırıya hazırlanıyorlar.

Erdoğan da, Saray’ın küçük ortağı Bahçeli de çok kızgın; neredeyse bütün muhalefet partilerine hakaret ediyorlar, PKK’nin safına girmekle suçluyorlar.

Çünkü, hem kestirmeden yakalamak istedikleri başarı hikayesi tersine döndü ve iktidar hanesine büyük bir başarısızlık olarak yazıldı.

Hem de muhalefeti parçalama ve kendi arkalarına hizalandırma oyunu bozuldu.

Oysa Saray iktidarı, bütün riski göze alarak; ekonomideki kötüye gidişi, artık dayanılmaz hale gelen yokluğu, yoksulluğu unutturacak, oylarındaki erimeyi durduracak büyük bir plan yapmıştı.

Erdoğan, 8 Şubat Pazartesi günü canlı bağlantıyla katıldığı il kongrelerinde “müjde”nin “ön müjde”sini vermişti.

“Çarşamba günü Millete Sesleniş konuşmamı izlemenizi tavsiye ediyorum.”

9 Şubat Salı akşamüstü tekrar ekranlara çıktı Erdoğan ve “ülkemiz adına tarihi bir dönüm noktasını” açıkladı; “Milli Uzay Programı”na göre Cumhuriyet’in 100. Yılında Ay’la ilk temas sağlanacaktı ve daha sonra bir Türk vatandaşı uzaya gönderilecekti.

Ancak 10 Şubat Çarşamba günü Erdoğan Millete Sesleniş konuşmasını yapamadı ve beklenti yarattığı “müjde”yi veremedi.

Çünkü işler planlandığı gibi gitmemişti.

Kısa bir süre sonra Saray’ın planladığı oyun bütün açıklığıyla ortaya çıktı.

9 Şubat Salı gece yarısından sonra Irak Kürdistanı’nda bazı PKK kamplarının bulunduğu Gare’ye havadan ve karadan büyük bir harekat yapılmıştı.

İşin ilginci PKK’nin yaklaşık beş yıldır alıkoyduğu bazı askerler, polisler ve MİT görevlileri de Gare’deki kampta tutuluyordu.

Bu büyük askeri harekatla hem PKK’nin önde gelen bir ya da birkaç yöneticisi ele geçirilecek hem de alıkonulan devlet görevlileri sağ salim kurtarılacaktı.

Böyle bir hamleyle de Erdoğan 10 Şubat Çarşamba akşamı yapacağı Millete Sesleniş konuşmasında halka atacağı kahramanlık nutkuyla acil ihtiyacı olan başarı hikayesine kavuşmuş olacaktı.

Ancak Saray’daki hesap Gare’ye uymamıştı; hem istedikleri PKK yöneticisini ele geçirememişler hem de kurtarmak istedikleri alıkonulan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ölümüne neden olmuşlardı.

Erdoğan her ne kadar “başaramadık” diye itiraf etse de, hesap vermek yerine yarattıkları bu kanlı tablo üzerinden siyasi bir rant sağlama çabasından geri durmadılar.

Ölümlerin sorumlusu olarak PKK üzerinden HDP’yi gösterip şeytanlaştırma dozunu arttırdılar, saldırıları yoğunlaştırdılar, yüzlerce partiliyi birkaç gecede gözaltına aldılar.

Hesap verme konumundayken hesap sorma kurnazlığına başvurdular.

Bu başarısız harekat sonrası meydana gelen ölümleri sorgulama ihtimali olan herkesi peşinen “terörist” ilan ettiler.

Yenikapı’da, sınır ötesi operasyonlarda, Suriye’de, Doğu Akdeniz’de, Libya’da Saray iktidarının arkasına hizalanan CHP ve İYİ Parti gibi muhalif yapılara da “safını seç” diye parmak salladılar.

16 Şubat Salı günü TBMM toplanacaktı, iktidar da buna uygun bir oyun planı hazırlamıştı.

Milli Savunma Bakanı Akar ve İçişleri Bakanı Soylu, Salı sabahı hem CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na hem de İYİ Parti lideri Akşener’e giderek bilgi verecekler, böylece HDP dışındaki muhalefetin arkalarında hizalanmalarını sağlayacaklardı.

Bir de HDP dışındaki partilerin imzalayacağı ortak bir metin de çıkardılar mı, uğradıkları büyük başarısızlığı kendilerine seçim kazandıracak bir başarıya dönüştüreceklerdi.

Böylece HDP’yi oyunun dışına atmış, muhalefet bloğunu da paramparça etmiş olacaklardı.

Saray’ın küçük ortağı Bahçeli “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyerek HDP dışındaki muhalefete TBMM toplanmadan önce ayar veriyordu:

“Masumların kafalarına kurşun sıkan hainleri kim aklamaya ve arkalamaya yelteniyorsa bilsin ki cinayetlere taammüden iştirak etmiş demektir ve teröristtir. Herkes tarafını ve tercihini yapmalıdır: Ya hıyanet ya hidayet, ya melanet ya da millet.”

Belli ki iktidar ortakları birlikte kararlaştırdıkları stratejiyi gerçekleştiriyordu.

TBMM’nin toplanmasından bir gün önce AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin de Bahçeli’yle aynı havayı çalıyordu:

“Bu ülkenin askerine, hükümetine suç yüklemeye çalışan tavır hepimizi düşündürmeli. Bu manada yarın Türkiye’de bir dönüm noktası olacağını düşünüyorum. Siyasi partilerin nerede nasıl duracaklarına ‘amasız’, ‘şartsız’ karar vermeleri gerekiyor.”

Açıkçası, TBMM açıldığında iktidarın bu oyun planına karşı HDP dışındaki muhalefetin takınacağı tutuma ilişkin “şimdi bunlar yine AKP’nin arkasında hizalanırlar” güvensizliği vardı.

Ancak kabul etmek gerekir ki, CHP’sinden İYİ Parti’sine kadar muhalefet alabileceği en iyi tavrı koydu.

“Terörü lanetleyen” iktidar korosuna katılmadılar ve akan kanın hesabını sordular.

Saray iktidarı bu tutum karşısında ortaya imzalanacak bir metin bile çıkarmaya cesaret edemedi.

Muhalefet “ölümlerin sorumlusu Erdoğan’dır” tavrını net biçimde ortaya koydu.

AKP-MHP iktidarının yıllardır oynadığı oyun belki de ilk kez bozulmuştu.

CHP ve İYİ Parti’nin böyle bir olayda iktidardan hesap sorma konumuna gelmesi aslında devlet içinde derinleşen bir çatışmadan beslendiğini gösteriyor.

İktidar koalisyonundaki çatırdama da artık CHP ve İYİ Parti gibi muhalefet yapılarına cesaret veriyor.

Erdoğan ve sözcüleri muhalefetin sorduğu sorulara yanıt vermekten aciz duruma düşmüştü.

İşte bu nedenle Erdoğan muhalefete ağza alınmayacak hakaretler etmeye başladı.

Hatta Bahçeli, iktidarın uğradığı bozgunun şaşkınlığıyla olsa gerek dökülen kanın hesabını soran herkesi “terörist” ilan etti:

“CHP, HDP, İP ve diğer marjinal partiler Gara’da Türkiye’nin karşısında pozisyon almış, PKK’nın safına girmişlerdir… Çakma devrimciler, çıkarcı yazarlar, yeteneksiz aydınlar yüzsüzce devleti suçlamışlardır.”

Saray’ın kalemşorları da aba üstünden toplumun geniş bir kesimine sopa sallamaya başladılar aldıkları üst üste yenilginin etkisiyle:

“… Türk devleti ve güvenlik güçleri, Gara’dan sonra en büyük darbeye hazırlanıyor. Bu darbe sadece Karayılan’lı, Cemil Bayık’lı bir darbe olmayacak. Bugüne kadar terör örgütünü ve katilleri doğrudan ya da dolaylı destekleyen, sözcülüğünü yapan HDP başta tüm partilere ve sözde meslek örgütü ya da aydın sıfatındaki tüm vatan hainlerine de olacak.”

Gare fiyaskosu iktidar içersinde büyük bir paniğe yol açmış belli ki.

Şimdi bu panik ve kızgınlıkla sadece HDP’ye, sosyalistlere değil, bütün muhalefete, Saray’a biat etmeyen, soru soran, araştıran, eleştiren çok geniş bir kesime daha ağır bir saldırıya hazırlanıyorlar.

Oyları düştükçe, Türkiye’de yokluk, yoksulluk ve açlık arttıkça, uluslararası ilişkilerde hüsrana uğradıkça daha da saldırgan olacaklar.

Ama artık kurdukları oyun planlarını hem toplum hem de muhalefet üzerinde eskisi kadar tutturamıyorlar; çünkü inandırıcılıklarını iyice yitirdiler.

Sonuçta Saray’daki hesap Gare’ye uymadı.

“Şahsım devleti” uzaya giderken Gare’ye tosladı.

artigercek

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu