M.Husedin

Brakuji ilkelliktir, işbirliği ve gelişim istiyoruz

Hem PKK hem de PDK biliyorlar ki olası bir çatışmada Peşmergeler Kuzey Kürdistan’dan geçip Kobani’ye giderlerken sokakları dolduran Kürd milleti arkalarında durmayacaktır. Kürdistan’da brakujiye taraf olma devri bitmiştir. Kürd milleti böyle bir saçmalığa yüz vermeyecektir. Kürd milleti evlatlarının birbirlerine karşı savaşmasına müsaade etmeyecektir.

Biz artık bir milletiz. Hiçbir Kürd meseleye PKK coğrafyası, PDK coğrafyası, YNK coğrafyası diye bakmıyor. Dahası, böylesinin bir ilkellik olduğu tüm Kürdlerin ortak fikri.

* * *

Kürdlüğün doğumla değil de sahiplenmekle edinilen bir kimlik olduğuna sanırsam artık hepimiz ikna olmuşuzdur.

Fluid, yani akışkan bir şey ulusal kimlik.

Birçoğunuz başka başka ülkelerin pasaportlarına sahipsiniz ve farkında olmasanız da o ülkelerin sorunlarını dert ediyor, çözüm önerilerine kafa yoruyor, siyasal süreçlerine aktif veya pasif katılıyorsunuz. Modern vatandaşlık budur. İçinde yaşamakla bir parçası olduğunuz toplumun sizi ilgilendiren kararlarına dair tavır geliştirmenizdir. Oy verme veya başka şekillerde karar mekanizmalarına dahil olma olan bitene dair tavır geliştirmenin farklı ortaya çıkış şekilleridir.

Modern dünya öyledir ki devletler  vatandaşlarına danışmadan karar alamazlar. Bu çeşitli derecelerle devletin her kademesinde böyle işler. Devlet toprağın sahibi değildir. Toprağın ve üstündeki her şeyin sahibi olan devlet tarihte kalmıştır. Monarşilerin güçlerinin tarih içinde azar azar eksiltilmesiyle “sahip devlet” kavramı kaybolmuştur. Öyle bir devlet görmek isterseniz ejderha ve orkların savaştığı fantazi filmleri izlemek zorunda kalırsınız. Modern dünyada öyle devletlere, öyle yönetimlere yer yok.

Diyeceksiniz ki bizim Husedin uçmuş; “Suudi Arabistan, Rusya, Türkiye, Mısır, vb ülkelerde hangi modern vatandaşlık geçerli?”

Doğru dersiniz ama katılımcı, birey ve grup haklarının geri alınamaz biçimde yasalara kodlanmadığı, yani iktidar olanın aklına estiği gibi devlet idare ettiği ülkelerin toplumlarının sürekli huzursuzluklarını görmek zorunda kalırsınız. Hakların geri alınamaz biçimde yasalara kodlanmadığı, veya yasalara kodlanmış hakların özgürce kullanılamadığı ülkelerin insanlarının huzursuzluğu o ülkelerin yöneticilerinin sürekli en büyük derdidir. Ayrıca, siyasal huzuru olmayan ülkelerin ekonomilerinin gelişemediği de bir başka gerçek. Devlet destekli geçici atılımlar toplum sahiplenmesi olmadığından kısa ömürlü oluyorlar ve genelde fakirlik çölünün ortasında çirkin bir gökdelenden ibaret kalıyorlar.

Konu biz Kürdlerin üç Mirliği ve bu Mirliklerin birbirleriyle süren soğuk savaşı.

Mirliklerin özel isimleri olmadığından başkentlerinden hareketle isimlendirelim: Qamişlo, Hewler ve Süleymaniye. Bunları yönetenler ise sırasıyla PKK, PDK ve YNK. PKK Qandil’den, PDK Selahaddin’den, YNK ise Süleymaniye’den yönetiliyor. Aralarında süren soğuk savaş bugünlerde PKK ve PDK arasında süren sürtüşmeyle ısınma eğiliminde. Ve tabii ki tribün holiganları devrede. Bu holiganları tanımak kolay: “Hain PKK!”, “Hain PDK!” diye savaş çığırtkanlığı yapanlar bunlar.

Hem PKK hem de PDK biliyorlar ki olası bir çatışmada bu holiganların sesi çok çıkacaktır ama Peşmergeler Kuzey Kürdistan’dan geçip Kobani’ye giderlerken sokakları dolduran Kürd milleti arkalarında durmayacaktır. Kürdistan’da brakujiye taraf olma devri bitmiştir. Kürd milleti böyle bir saçmalığa yüz vermeyecektir. Kürd milleti evlatlarının birbirlerine karşı savaşmasına müsaade etmeyecektir. Gerek de yok zaten. Türklerden başka “Kürdler birbirleriyle savaşsın” diyen yok. PKK ve PDK parti ağalarının yaptığı brakuji korkusunu canlı tutarak halk nezdinde politikalarını haklı çıkarmaya çalışmak. Politikaları ise birbirlerinden alan/coğrafya kazanmaya çalışmak. Bu en çok PKK için geçerli. Yani Mesud Barzani’nin PKK için yaptığı “Brakuji olmayacak desturunu olanca suistimal ediyorlar” eleştirisi tamamen doğru. PKK hep fırsatçı, yani oportunist bir örgüt olageldi. PKK’nin başarılı bir örgüt olmasının en önemli sebeplerinden biri, belki de en önemlisi fırsatlardan yararlanmayı bilen çalışkan karakteri.

PDK haklı olarak bir korku içinde. PKK gittikçe daha agresif bir siyaset izliyor. Önden gönderdiği birkaç örgütçü halk tabanı geliştiriyor. Derken küçük bir yerel bir örgütlenmeye gidiliyor. Deneyimli kadroların gerekli müdaheleleriyle bu yerel örgütlenme güçlendiriliyor ve bir bakıyorsunuz ki PKK orada yerel iktidar oluvermiş. Pastoral bir yapılanma olan PDK’nin böyle bir örgütlenme modeliyle siyaseten başedebilme imkanı yok. PDK başka bir çağın örgütü. PDK, gerekli niteliği (merit; liyakat) var mı yok mu diye sorgulamaksızın “Mesud Barzani’nin oğlu başbakanlığa atandı” diye sevinenlerin örgütü. Gönül örgütü deyin isterseniz eğer öyle demek size daha sempatik gelecekse.

Bir de YNK var. Büyük ulusalcı laf ve iddiaların Süleymaniye’den ve Soran bölgelerinden bir türlü çıkamayan küçük örgütü. Kültür ve kabiliyet olarak PKK ve PDK arası duran bir yapılanma. Hewler’i PDK’ye kaybetmiş olmasının acısını unutmamış, adeta pusuda bekleyen bir panter. Fakat YNK de cesaret edemez örgütler arası bir savaşa. Halkın, Kürd milletinin böyle Mirlikler arası savaşa destek vermeyeceğini YNK de biliyordur.

Çözüm ne? Çözüm deterministik bir yaklaşımla siyasal süreç geliştirmekten geçiyor. Siyasal sorunların çözümleri de siyasi olur. Olur olmasına da, bunu dayatacak bazı ekonomik gelişmelerin yaşanması gerekiyor gibi geliyor bana.

Sorunun sebebi coğrafya

Dolayısıyla önce kabaca saha analizi.

  • PDK kendisini her türlü lojistik sebepten Türklere mecbur buluyor.
  • YNK konuşlandığı coğrafyadan ve Behdinan nüfusa açılamamış olmanın yarattığı daralmışlıktan Farslarla işbirliğine mecbur buluyor kendini.
  • PKK dağda gezinen seyyar gerilla, Qandil’de sıkışmış komuta kademesi ve düz ovada kurulu Qamişlo’nun savunulamaz olmasından dolayı alan genişleterek savunulabilir bir coğrafya yaratmaya mecbur buluyor kendini.

Aynı coğrafyaya sıkışmış üç farklı alan mecburiyeti. Böyle olunca ister istemez gerginlik oluyor. Fizikteki sıkışan gazlar dersini hatırlayanınız varsa eğer, misal o misal. Sıkışan gazlar ısınırlar. Bu örgütlerin hırsları büyüyüp hevesleri arttıkça aralarındaki sürtüşmeler ısınmaya neden oluyor. Bir adım sonrası, sıkışan gazlar teorisinde olduğu üzere, patlamadır.

Bu patlama ama Mirlikler için geçerli.

Biz artık bir milletiz. Hiçbir Kürd meseleye PKK coğrafyası, PDK coğrafyası, YNK coğrafyası diye bakmıyor. Dahası, böylesinin bir ilkellik olduğu tüm Kürdlerin ortak fikri.

Kürdistan’dan Ürdün’e lojistik kanal açmak mümkün

Bana öyle geliyor ki çözüm PKK’nin Amerika’nın Suriye’deki Al Tanf askeri üssünün güvenlik alanını kullanarak Ürdün’e lojistik kanal açmasında.

ABD’nin Suriye’de, Ürdün sınırında bulunan bu askeri üssü çölün ortasında anlamsız gibi dursa da lojistik ve stratejik açıdan oldukça önemli bir konumu var. Eğer PKK, PDK ve YNK aralarında anlaşabilirlerse Türk ve Farsları by-pass edip, Kürdistan’ın petrollerini Kral Hüseyin’e satıp karşılığında Kızıldeniz üzeri Mısır ve derken tüm dünyaya açılma imkanı edinebilirler.

Kral Hüseyin, Amerika ve İsrail müsaade ederse, Kürdistan petrollerini almak isteyecektir. Neticede Ürdün topraklarının altında gram petrol bulunmuyor. Kürdistan’a giden malları Aqaba’da elleçlemek ve bir küçük komisyon karşılığı Kürdistan’a yollamak fikri de krala cazip gelecektir. Filistinli mültecilere mülteci kampı olmaktan başka manası olmamış Ürdün böylece tarihinde ilk defa bölgesel ticarette bir işlev üstlenmiş olacaktır ki, kralın arayıp da bulamayacağı bir fırsattır sanırsam.

Amerika’nın Al Tanf askeri üssünü yıllardır bilirim. Tahminim Amerika’nın Suriye ve Irak’ın Arapları biraraya gelip kendilerini örgütleyene kadar üssü aktif etmek istemeyeceği yönünde. Amerikalılara bunun için çözüm önerisini biz götürebiliriz.

Bizim üç örgütün delegeleri önce aralarında sağlam bir şekilde anlaştıktan sonra Amerikalılara gidip Kürdistan’ın (Rojava ve Başur) Ürdün’e petrol satarak ve Ürdün aracılığıyla geliştireceği bölgesel ticaretle Irak ve Suriye’nin sünnilerinin kendilerini örgütlemelerini hızlandırabileceğini anlatabilirler. Örneğin Sünni Arap tüccarlar böyle bir ticarete -yönetici olmamak kaydıyla- dahil edilebilirler.

Siyasi inisiyatif almak, kendi geleceğini belirlemek için siyasi irade geliştirmek, xwebibin böyle birşeydir. Çözüm geliştirir, çözümün olabilmesini sağlamak için de çaba içine girersiniz. Bırakın siz gevezelerin başka türlü tarif etme çabalarını, diplomasi budur; çözüm geliştirmek ve geliştirdiğinizi çözüme diğerlerini ikna etmektir.

Al Tanf’la açılacak lojistik koridor PDK ve YNK’yi coğrafi sıkışmışlıktan azade eder, PKK’yi de bir rahatsızlık olmaktan çıkartıp vazgeçilmez bir ticari ve siyasi partnere dönüştürür. Bu sayede örgütlerimiz sadece lojistik kanal paylaşmayı değil, kimbilir belki ortak hukuk ve sorunların konuşulacağı meclis fikrine ulaşırlar.

İngiliz parlamentosunun az çok kıyaslanabilir bir geçmişi var. Parlamento (meclis) fikrinin, modern vatandaşlık hukukunun, fikir ifade serbestiyeti ve mülk edinme haklarının kökeni İngiliz Parlamentosu’nu da yaratan Magna Carta anlaşmasına gider.

Al Tanf üzeri Kızıldeniz’e ulaşmak ve dünyaya açılmak fikri neden Kürdler arası resmi bir anlaşma metniyle oluşmasın, ve neden o anlaşma Kürdler arası ilk modern hukuk metni olmasın? Düşünün. Birbirlerine düşüp birbirlerini küçülteceklerine, biraraya gelerek beraberce sulh içinde büyüyebilirler. Birbirlerine sınır kapatmak yerine, Qamişlo, Hewler ve Süleymaniye’nin kapılarını birbirlerine açarak çok daha geniş bir ekonomi yaratılmasına sebep olabilirler. Yönetimde anlaşmak mümkündür. Herbiri birer federe devlet olur ve aralarındaki ilişki bir konfederasyon olarak formüle edilebilir. Gözün gördüğü Kürdistan’da barış ve büyümenin yolunun bu üçünün kuracağı bir konfederasyon olduğu. (İsviçre, Kanada ve Belçika konfederasyonla yönetilen üç ülkedir. Kürdistan’a bu ülkelerin modeli uyar)

Son not: Tavır koyun. Çözüm dayatmakla çözümün bir parçası olun. İpleri elinize alın. Tribün holiganlarına prim vermeyin. Birlik dayatın.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu