Hasan Bildirici

Bir Kandil ve bir Ermeni hikayesi daha

Bir Kandil ve bir Ermeni hikayesi daha

Amerikan Başkanı Biden’in Ermeni Soykırımı’nı tanımasına misilleme olarak Türk yönetimi Güney Kürdistan’da Medya Savunma Alanları’nda savaş başlattı. Savaş uçakları ve zırhlı helikopterlerin başlattığı bir saldırının adı operasyon değil, savaştır. Türk devleti şu anda Rojava’da, Kuzeyde ve güneyde Kürtlere karşı savaş halindedir. Yüzyıl önce de böyle idi. Koçgiri, Dersim ve Zilan’da Kürtlere karşı savaş halindeydi. Yüzyıl öne de böyle idi. Yüz yıl önce Osmanlı ve devamı olan Türk devleti Ermeni halkına karşı savaş halindeydi. Türk devletinin harcı her iki halkın, Ermeni ve Kürt halkının kanıyla yoğrulmuştu. Bu nedenle Türk devletinin kuruluş harcı kan ve irin deryasıdır. Bu devletin oluşturduğu yurttaşlık ise ırkçı, tetikçi ve aslınını inkarcı bir yurttaşlıktır.

Hasta devletin siyasetçisi, yurttaşından da hastadır. Ermeni ve Kürt halkını soykırıma uğratan devlet, bu suçlardan dolayı yüz yıl önce kapatıldığı deliler hastanesinde hala o günleri yaşadığını sanarak tepkisini vermektedir. Amerikan başkanı Biden’in soykırımı tanımasına en büyük tepkinin CHP’den gelmiş olmasının ayrıca özel bir anlamı vardır. Ermeni ve Kürt halkının kanıyla kurulmuş devletin kuruluş partisi CHP’nin yönetici kadrosu bu suçları yönetenlerin kendisidir. Ermeni ve Kürt soykırımlarının adı geçtiğinde CHP’nin kırmızı görmüş boğa gibi debelenmesi bundandır.

Sağ cenaha denk düşen Türk ırkçılarının ve dincilerinin birikmiş CHP öfkesini CHP’liler Ermeni ve Kürt sorunları karşısında kaplan kesilerek geçiştirmeye çalışır, devlete bağlılığın kimlik yeminini yine bu sorun üzerinden verirler.

Amerikan Başkanı Biden’in soykırımı tanımasına ilk tepki CHP’nin İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu’ndan gelmiş olması bu nedenle bir tesadüf değildir. Epeyi bir zamandır İslamcı ve dinci devlet yöneticilerinin günlük kindar söylemlerine maruz kalan İmamoğlu için kimlik kanıtlayacak bir fırsat çıkmıştır karşısına:

Biden’in soykırımı tanıması hükümsüzdür,” dedi.

CHP’liler bununla da yetinmedi, bir adım daha ileride sanki çok önemli bir suç yakalamışlar gibi, faşist ittifakın iki liderini Erdoğan ve Devlet Bahçeli’yi Amerika’ya karşı sert tavır almamakla suçladılar.

Çünkü suçlulardı, kan ve irinle devlet kurmuş bir suç örgütünde özürsüz ve üzüntüsüz yöneticilik yapıyorlardı.

Türkiye’de zaman yüz yıl önce Ermeni ve Kürt katliamlarıyla durdurulduğu için bugünün gazete manşetlerinde yüzyuıl önceki gibi yine iki temel sorun vardı: Kürt ve Ermeni sorunu. Sorun sadece sorun olarak durmuyordu; Türk devleti yüz yıl sonra aynı anlayışla Karabağ’da Ermeni Halkına karşı, Rojava ve Kürdistan’ın diğer parçalarında Kürtlere karşı savaş halindeydi.

Türkiye yönetimi yurttaşlığıyla birlikte bir milim bile değişmemişti; zamanın akrep ve yolkavının ayak altına almış olan Türk devleti ve siyasetçisi saniyelerin göstergesine de hareket etmesin diye dört elle asılmıştı.

Bazı insanlar vardır; kadın veya erkek; hiç değişmezler, sürekli hata yaparlar ve yaptıkları hataları hayatlarının doğruları haline getirirler. Bu tür insanları eleştiremezsiniz, ona yanlış yapıyorsun diyemezsiniz. Yanlış yapıyorsun dediğinizde o kişinin düşmanı haline gelirsiniz. Ayrıca bu tür insanları asla değiştiremezsiniz ”Aynı şeyi defalarca yapıp başka bir sonuç beklemek aptallıktır,” diyen bilim insanı bir şey daha söylemişti:

Atomu parçalamak önyargıyı parçalamaktan kolaydır,”

Kürt ve Ermenilere saldıran yüzyıl önceki devletin bugünki siyasal partileri CHP, AKP, İYİ Parti ve MHP yöneticilerinin Ermeni ve Kürt sorunu karşısındaki açıklamalarının aynı noterden çıkmış gibi aynı anlam ve sözcükleri içermesi bir tesadüf değildir; suç üstü ve suç aletiyle yakalanmış caninin mahkemede sürekli suçunu inkar etmesinin aynısıdır.

Bu ilkellik ve inkardan dolayıdır ki, inkar siyasetinin suçlu özneleri Türkiye’nin yüzyıl önceki kan ve irin içerikli kuruluş ilkelerinden milim sapmadan, o devirle hiç bir anlamda yüzleşmeden yoluna devam ettiğini sanmakta, aslında bir milim yol alamamaktadırlar.

İki sorunla kiltilenmiş suçlu devlet ve onun suçlu yöneticileri yüzyıl öncenin inkar ve katliam mantığıyla Kürt güçlerinin Medya Savunma alanlarına sonuçsuz ve umutsuz saldırılarını yenilemekte, ancak bu kez geçmişin “zafer” içerikli manşetlerini bir türlü atamamaktadırlar.

Öyle bitkin, umutsuz ve bu hallerini gizlemeye çalışan garip bir dehşet içindeler. Hataları ve suçlarıyla günlük yüzleşen Amerikan devletinin başkanının soykırım tanıyan açıklamaları altında kabadayılık gösterileri yaparken bile aslında söyledikleri sözlere kendileri de inanmamaktadırlar.

Ve aslında öylesine söylüyorlar ve aslında öylesine bir siyasi tüketim içerisindedirler.

Her şeyi tüketmişler. İnsanlığı, dostluğu, müttefikliği, dürüstlük ve karakteri unutmuşlar. Öylesine yaşıyorlar.

Bir yol Kürtlere vuruyor, vururken bir tokat da kendisi surattan alıyor; kıpkırmızı bir yüzle geri dönüyor, sonra yine saldırıyor.

Her şey öylesine işte.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu