RÖPORTAJ

Berivan Aslan: Viyana’daki saldırılar organize, belli kanallar Erdoğan’ın gücü için gençleri kullanıyor

Avusturya’nın başkenti Viyana’da Türk milliyetçi grupların, Kürt ve solcu grupların düzenlediği mitinge yönelik saldırısının yankıları sürüyor. Olaylar, Avusturya ile Türkiye arasında diplomatik kriz yarattı. İki ülkede karşılıklı olarak büyükelçiler dışişlerine çağrıldı. Avusturya hükümeti, Türkiye’deki çatışmaların Avusturya’ya taşınmasının kabul edilemez olarak görüyor.

Olaylarla ilgili soruşturma başlatılmış durumda ve bu saldırıların kimler tarafından organize edildiği araştırılıyor. Viyana’da yaşanan saldırıları Avusturya Yeşiller Partisi eski milletvekili Berivan Aslan ile Yankılar’da masaya yatırdık.

Viyana’da yaşayan siyasetçi ve hukukçu Aslan’a göre, Türk milliyetçi gençleri sokaklarda tamamen Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar gücü için kullanılıyor. O’na göre saldırılar tesadüfi değil ve sistematik olarak yapıldı. “Belli kanallar var, bu gençleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor, suistimal ediyorlar” diyen Berivan Aslan,

“Bu işlerin tamamen organizeli olduğunu görüyoruz. Maksat Recep Tayyip Erdoğan politikasına gösterilir bir hale getirmek, Avrupa’da güç gösterisini sergilemek. Provokasyonlardan kim faydalanıyor diye baktığımızda birinci sırada AKP geliyor. AKP, bu olaylarla kendi gücünü Avrupa’da bir şekilde gösteriyor. Bu saldırılardan dolayı AKP iktidarını sorumlu tutuyorum. Çünkü çok fazla kışkırtma politikası yapılıyor” dedi.

Şu an Viyana’da nedir durum?

Gerek Avusturya gerek Türk medyalarında bu saldırılar tamamen bir Türk-Kürt kavgası olarak lanse edilmeye çalışılıyor. Bu olay sadece Türk-Kürt kavgası değil, bir zihniyetler kavgası var. Türkiye’de bir bölünme var ve bu kavga, bölünme, faşistlerle antifaşistler arasında, demokratlarla anti demokratlar arasında yaşanıyor.

Şu an olaylar var mı?

Çarşamba’dan Cumartesi akşamına kadar saldırılar vardı. Yapılan her mitinge saldırı yaşandı. Asıl saldırı geçen hafta Çarşamba oldu. O gün kadın örgütleri, kadına karşı şiddeti protesto etmek için bir miting düzenledi. Daha çok Türkiye’nin kadın şiddetine ve kadın ölümlerine yönelik bir mitingdi. Kadın grupları saldırıya uğradı, Türkiye İşçiler Federasyonu’nun derneğine sığındılar. Bir saat içinde yüzlerce milliyetçi gruplar toplanıyor, kadınları binanın içinde esir bırakıyorlar. Türkiye’deki insanlar belki bunu görmüyor ama Avusturya’da yaşayan insanları, sosyal medya kanallarından ya da başka türlü herhangi bir şekilde Türkiye hükümetini eleştiremez hale getirdiler. Sürekli şikayetler var, deşifre kampanyaları var, insanları bu yöntemlerle susturmaya çalışıyorlar. İnsanlara tek bir alternatif ve şans bırakıyorlar. Onlar da sokağa çıkıyor. Sokağa çıkanlar da bu şekilde saldırıya uğruyor. Gerek kadın hakları, insan hakları yürüyüşleri olsun, bunları ‘terörist’tir, diyerek kriminalize etmeye çalışıyorlar.

Bu saldıran gruplar organize şekilde bir yer tarafından mı harekete geçiriliyor?

Türkiye ve Erdoğan politikasıyla ilgilenen herkes aşağı yukarı bu olayın kaynağını nereden geldiğini tahmin edebiliyordur. Tamamen Türkiye’deki kışkırtma politikasından kaynaklanan bir şey, muhalefeti kriminalize etme yöntemleridir bunlar. Bu politika ister istemez burada doğan ve büyüyen gençlere yansıyor. Saldırıda bulunanların çoğu 18-19 yaşlarındaki gençler. Bunların birçoğu o mitinde taleplerin ne olduğunu bilmeden saldırıyorlar. Bu gençlerin sokaklarda tamamen Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar gücü için kullanıldığını görüyoruz. Buna ne olursa olsun izin vermemeliyiz.

Bu gruplar örgütlüler mi?

Elbette ki örgütler. Mitingi görüp saldıran kişiler değil. Bir saat içinde agresif şekilde hazırlıklı gelmelerinden anlaşılıyor. Tesadüfi olaylar değil, sistematik olarak yapılmış. Cumartesi günü Viyana dışından gelen gençler de oldu. Belli kanallar var, bu gençleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanan, suistimal ediyorlar. Bu işlerin tamamen organizeli olduğunu görüyoruz.

Bu kanallarla ilgili elinize gelen bilgiler var mı?

Bu kanallarla ilgili araştırma yapıyoruz. Hangi kanallardan kaynaklı ve kimler tarafından devreye sokuluyorlar, kimler tarafından talimatlar alıyorlar?

Peki hangi kanal bunlar, isimler var mı?

Elbette elimizde somut veriler var ama şu an bunu kamuoyuna açıklamayı doğru bulmuyorum. Çünkü soruşturmayı etkileme durumu var. Elimizdeki bilgileri soruşturma makamlarına vereceğiz.

Bu kanalların amacı ne? Bu gençleri kullanarak neyi amaçlıyorlar?

Maksatları Recep Tayyip Erdoğan politikasına gösterilir bir hale getirmek. Avrupa’da güç gösterisini sergilemek. Bunu da kiminle yapacaklar? Gençler ve STK’lar üzerinden yapacaklar….

Bu provokasyonlardan kim faydalanıyor diye baktığımızda birinci sırada AKP geliyor. AKP, bu olaylarla kendi gücünü Avrupa’da bir şekilde gösteriyor. İkinci sırada ise Avrupalı ırkçı partiler bu olaylardan faydalanıyor.

Her iki parti de göçmenleri çok ama çok zor durumda bırakıyor. Bizim yıllar boyunca mücadele ettiğimiz entegrasyon politikasını yerle bir ediyorlar. Bizler üzerinden kirli siyasetler oynanıyor. Hem Avrupalı ırkçılar tarafından hem de AKP’nin yaptığı politika tarafından kullanılıyoruz. Her iki taraftan da dışlanıyoruz. Bu nedenle burada doğup büyüyen gençlerde aidiyet duygusu gelişmiyor. Bu saldırılarla burada yaşayan gençleri kriminalize ediyorlar. Bunları kriminal hale getiriyorlar. Aslında milliyetçiliği kışkırtıp empoze etmekle iyilik yapmıyorlar, tam tersine bu gençlere zarar veriyorlar.

Siz bu saldırılarından dolayı AKP iktidarını mı sorumlu tutuyorsunuz?

Evet. Ben bu saldırılardan dolayı AKP iktidarını sorumlu tutuyorum. Çünkü çok fazla kışkırtma politikası yapılıyor. Gençlerin sokaklara çıkıp bozkurt işareti yapıp, Recep Tayyip Erdoğan lehine sloganları atması herhalde Avusturyalı bir partiye bağlayacak değilim. Bunun kökeni ve kışkırtması tamamen Türkiye’den geldiğini düşünüyorum.

Olaylar Avusturya ile Türkiye arasında da diplomasi trafiği ve krizine de neden oldu. Ankara ile Viyana’da karşılıklı olarak büyükelçiler dışişlerine çağrıldı. Bu kriz büyür mü?

Eğer kıştırtma yapıyorlarsa bunun sorumluluğu bir şekilde sorulmalıdır. Biz Avusturya’da yaşıyoruz, burada çok farklı sorunlarımız var. Avusturya’da, Avrupa’da yaşayan insanları, ifade özgürlüğünü kısıtlama, toplanma haklarına saldırmanın hesabı da sorulmalıdır. Türkiye büyükelçiliği ne yapıyor? Bu grupları kriminalize etmeye devam mı ediyor, bu grupların daha fazla birbirine girmemesi ve saldırıların yapılmaması için neler yapıyor? Bunun için önemli görüşmeler.

Avrupa Birliği’nin AKP/Erdoğan iktidarı konusundaki tavrını nasıl görüyorsunuz? AB net mi?

AB ve baş aktörleri hiç bir zaman net olmadılar. Daha çok kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiler. Türkiye’de demokrasi olmadığını, hukukun hiçbir şekilde işlenmediğini görüyorlar. Diğer yandan elleri kolları bağlı, mülteci anlaşmasından dolayı çok pasif tutumları var. Avrupa Birliği’nin bu konuda biraz daha cesur davranmasını istiyorum. Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan’ın değil, Türkiye’de bulunan tüm insanların ülkesidir.

Bu şekilde siyaset yaparlarsa Türkiye’yi daha çok tek kişinin kucağına iteceklerdir. Türkiye’de yaşayan milyonlarca insana yazık olacaktır, bu da tamamen demokrasi ve hukuk devletinden vazgeçmek demektir. Avrupa Birliği bu konuda daha fazla samimi davranabilir, daha fazla Türkiye’deki demokratların kaygılarını önemseyebilir. Biraz daha demokrasi ve insan hakları için adım atabilir. Daha cesur politika yapabilir.

Her ne olursa olsun liderler gelip geçici. Türkiye sadece bir tek kişiye ait olan ülke değil. Türkiye’nin daha demokratik hale gelmesi, insanların özgürce kendi kimliklerini rahatça taşıyabilmeleri için elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Onlar saldırdıkça biz daha çok demokrasi ve kardeşlik diye bağırmamız gerektiğini düşünüyorum.

Burhan Ekinci – Ahval

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı