RÖPORTAJ

Bedran Çiya Kurd: Türkiye Efrîn’i terörün geliştirildiği bir yere dönüştürdü

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yönetim Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiya Kurd, “Türk devleti Efrîn’i Afganistan gibi terörün geliştirildiği bir yere dönüştürdü” dedi.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yönetim Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiya Kurd, “Türk devleti Efrîn’i Afganistan gibi terörün geliştirildiği bir yere dönüştürdü” dedi. Kurd, İmralı tecridine vurgu yaparak, “Önder Apo olmadan özgürlük kalıcılaşamaz” dedi.

Kurd, Kürt Halk Önderi Öcalan’a tecride dikkat çekerek, “Bölge halkları Kuzey ve Doğu Suriye’de ortaya çıkan demokratik projenin sahibinin durumunu yakından takip ediyor. Tecride karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Çünkü Önder Apo olmadan özgürlüğün kalıcılaştırılması mümkün değil” dedi.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yönetim Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiya Kurd, Efrîn’deki işgalin dördüncü yıl dönümünü ve İmralı tecridini ANF’ye değerlendirdi.

Kuzey ve Doğu Suriye halkları ile Özerk Yönetim, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumu ve ortaya atılan iddiaları nasıl görüyor?

Önder Abdullah Öcalan hakkında sosyal medyada paylaşılan iddialar akıllara birçok şey getirdi. Çünkü bu konu Kuzey ve Doğu Suriye’de bütün herkesin hassas olduğu bir meseledir. Tüm halk bileşenleri büyük ilgiyle Önder Apo’nun durumunu takip ediyor. Önder Apo’nun sağlığı hakkında bilgi alamama noktasında büyük üzüntü var. Herkes bu meseleyi kendi sorunu görüyor. Bölgedeki Kürt, Arap ile Süryani vb. halklar Kuzey ve Doğu Suriye’de gelişen bu demokratik projenin sahibinin durumunu yakından takip ediyor.

Ciddi endişeler söz konusudur. Avukatları Ağustos 2019 tarihinde en son bir görüşme gerçekleştirdi. Nisan 2020’de de ailesiyle telefonda bir görüşme gerçekleştirmişti. O günden bu yana hiçbir bilgi yok. Önder Apo’nun sağlığı ve yaşamı nasıldır, bu bugün anlaşılmalıdır. Bu halk bütün renkleriyle uygulanan tecrit ile avukat-aile görüşmelerin engellenmesine karşı tepkisini dile getirmede haklıdır. Bu durum kabul edilemez.

ÖNDER APO OLMADAN ÖZGÜRLÜĞÜN KALICILAŞTIRILMASI MÜMKÜN DEĞİL’

Tecrit ve yapılanlar uluslararası kanunlara ve insan haklarına aykırıdır. AKP-MHP iktidarı bu konuda faşist bir siyaset yürütüyor. Faşist iktidar Önder Apo şahsında halkımıza ve demokrasi değerlerine soykırımcı siyasetini uyguluyor. Önder Apo’ya karşı yürütülen bu siyaset demokrasi değerlerine, Kürt halkına ve iradesine karşı ortaya çıkıyor. Tecrit ve yürütülen bu siyaset Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması için mücadelemizi büyütmemizin gerekçesi oluyor. Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü için her türlü yöntemle mücadelesini sürdürecektir. Siyasi olsun, diplomatik olsun, bu durumu mücadelesini büyütmek için gerekçe yapacaktır. Çünkü Önder Apo olmadan özgürlüğün kalıcılaştırılması mümkün değildir. Önder Apo’ya dönük yapılan bu uygulamaları Özerk Yönetim ile Kuzey-Doğu Suriye halklarına karşı yapılmış olarak görüyoruz.

‘HER TARZ VE SEVİYEDE MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ’

Efrîn işgalinin 4’üncü yıl dönümüne giriyoruz. Efrîn’de neler yaşanıyor ve Kuzey-Doğu Suriye güçleri işgalin sonlanması için ne yapmaktadır?

Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî vb. Kuzey-Doğu Suriye bölgeleri işgal altındadır. İşgal bizim mücadele gerekçemizdir. Bu işgale karşı her yönden (siyasi, diplomasi, meşru savunma ve toplumsal) mücadeleyi büyütmede ve güçlü bir şekilde ileriye taşımada kararlıyız. Bugün faşist Türk devleti ve ona bağlı terörist gruplar her tarzda bu bölgelere saldırıyor. Soykırım, demografik değişim, katletme, tecavüz etme siyaseti yürütüyor. Özerk Yönetim olarak özellikle işgal bölgeleri başta olmak üzere bölgelerimize karşı yürütülen soykırımcı saldırılara (siyasi, fiziki, kültürel vb.) her tarz ve seviyede mücadele yürüteceğiz.
Bir kez daha Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî özgürleşene kadar mücadelemizi sürdüreceğimizin sözünü, kararını yineliyoruz. Bu bölgeler işgal ve esaret altında kaldığı sürece ve özgürleşmeden hiçbir zaman ulusal ve devrimci görevimizi yerine getirdiğimizi söyleyemeyiz.

Türk devleti işgali altındaki yerlerde hak ihlallerini tüm dünyanın gözü önünde yapıyor. Bazı uluslararası kuruluşlar Türkiye’nin bu faaliyetlerini suç olarak nitelendiriyor ve yargılıyor. Kuzey-Doğu Suriye’deki kuruşlar bu ihlallere karşı nasıl bir çalışma yürütüyor?

Efrîn başta olmak üzere işgal altındaki bölgelerde yapılan ihlaller ve soykırıma ilişkin geniş bir çalışma yürütülüyor. Başlangıçta yapılan ihlaller tespit edilerek belgeleniyor.  Bunun örgütlenmesi yapılmış. Halkımıza karşı yapılan bu ihlal ve suçları açıklayarak teşhir ediyor ve dış kamuoyuna aktarıyoruz. Çünkü Efrîn vb. işgal altındaki bölgelerde nelerin olduğunu kimse bilmiyor. Öğrendiklerimiz, orada yaşananların çok az bir kısmıdır. Çünkü o bölgelerde karanlık bir durum mevcuttur. Ne kurum ne kişi ne de gazeteci oralarda çalışabilir ve bu ihlalleri teşhir edip dış kamuoyuna aktarabilir.

Hukuki bir mücadele yürütülüyor. Avrupa’da bu konuda bir komite oluşturulmuş durumda. Şimdiye kadar tespit edilen ve hazırlanan 2000 dosya bu komiteye teslim edilmiş. Bu dosyalar sorumlu kişilerin yargılanması için uluslararası mahkemelere geçmeli. Sorumlular terörist gruplar olur, ya da gözleri ve denetimleri altında gerçekleşen bu ihlallerin sahibi Türk devlet yetkilileri olur.

‘İŞGALDEN SORUMLU ÜLKELER SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMELİ’

Bu ihlaller siyasi ve diplomatik alanda sürekli gündemde yer alıyor. Yaptığımız görüşmelerde bu bölgelerdeki hak ihlallerinin sonlanması ve Türk devletine bu konuda baskı uygulanmasını dile getiriyor ve talepte bulunuyoruz. Efrîn işgalinden sorumlu olan ülkeler; Rusya, ABD, DAİŞ karşıtı Uluslararası Koalisyon ve Avrupa ülkeleri, bu ihlallerden sürekli sorumlu görülüyor. Yapılan tüm ihlaller bu ülkelerin gözü önünde gerçekleşiyor. Onun için bu sorunun çözülmesi ve terör işgalinin sonlanması için bu ülkeler sorumluluklarını yerine getirmelidir.

Efrîn 2. Hukuk Çalıştayı’nda Türk devletinin başka bölgelerden 400 bin kişiyi Efrîn’e yerleştirdiği belirtildi. Ayrıca Türk devletinin çete ihracatı için Efrîn’i pilot bölge olarak kullandığı da belgelerle ortaya çıktı. Sizce Efrîn vb. Kürt bölgeleri neden özellikle seçildi ve planlanan nedir?

Bu durum Türk devletinin Kürt halkına karşı siyasetiyle bağlantılıdır. Türk devleti Kürt halkını soykırımdan geçirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Kürt halkının Kürdistan’ın neresinde olursa olsun kendini örgütlediğini görürse onu hedefi yaparak soykırım ve işgal planlarını devreye koyuyor. Özellikle yüzde 97’si Kürt nüfusu olan ve Kürt bölgesi kimliğiyle tanınan Efrîn gibi bir bölge işgal için amaçlandı. Efrîn tüm Rojava Kürdistan için bir güçtü. Özerk Yönetimin kurulması ile elde ettiği kazanımlarda önemli bir rol oynadı. Türk devleti bunun için doğrudan hedef aldı. Efrîn şahsında Rojava’daki tüm kazanımları yok etmeyi amaçladı.

İşgalden sonra bugün bu bölgelerde yaşanan soykırım, talan, katliam, zorla göçertmedeki amaç Efrîn’i ulusalcı, kültürel ve tarihi kimliğinden uzaklaştırıp Kürt kimliğinin kalmamasını sağlamaktır. Efrîn bu şekilde tüm yönüyle soykırımdan geçirilmek isteniyor. Bu da çok planlı bir durumdur. Efrîn’deki bu soykırım sistematik bir şekilde yürütülüyor. Aynı zamanda bunun en üst seviyede yürütülmesi için DAİŞ, Cebhet El Nusra gibi gruplar içerisindeki tüm çeteler yine Derazor-Reqa bölgelerinde QSD’ye karşı savaşanlar DAİŞ yenilgisinin ardından İdlib’e kaçtılar. Türk devleti denetimindeki bölgelere gittiler. Türk devleti şu anda bu grupların büyük kısmını Efrîn’e yerleştirmiş durumda. Bu çeteler aracılığıyla halkımıza karşı derin bir soykırım gerçekleştirmek için çeteler Efrîn’e yerleştirildi.

‘EFRÎN’DE TERÖRÜ EĞİTİYORLAR’

Takip ettiğimiz ve elde ettiğimiz bilgiler kadarıyla Efrîn’de birçok kapalı bölge bulunuyor. Bu bölgeleri askeri alan haline dönüştürmüşler. Bu bölgelerde çok sayıda radikal grubu toplayıp eğitiyorlar. Burada grupları hazırlayarak QSD’ye karşı savaşmaları için başka bölgelere gönderiyor. Ya gerillaya karşı savaşmaları için Başûrê Kurdistan’a gönderiyor. Ya Libya’ya ya da Ermenilere karşı savaşmaları için Azerbaycan’a gönderiyor. Terörist grupları toplayıp-eğitip başka yerlere göndermek için Efrîn’i merkez yapmış. Bir diğer tanımlamayla diyebiliriz ki Efrîn de Afganistan gibi terörün geliştirildiği bir yer haline dönüştürüldü. Afganistan nasıl terörün geliştirildiği bir ülke olduysa Türk devleti de bugün Efrîn’i aynı duruma getirdi. Bu da çok tehlikeli bir durumdur.

Efrîn eskiden tüm halk bileşenlerinin ortakça yaşadığı istikrar, huzur ve güven verici bir yerdi. Ekonomik açıdan önemli bir gelişme kaydedilmişti. Hiç kimse için güvenlik ve huzur sorunu yoktu. Türk devleti bugün Efrîn’i terör üreten bir bölgeye dönüştürmüş. İçerisinde terör örgütleniyor, eğitiliyor ve Türk devleti karşıtı ülkelere gönderiliyor. Avrupa ülkelerine kadar gönderiliyor. Ortadoğu ve Arap ülkelerine gönderiliyor. Tüm bölgelere dağıtıyor ve bölgenin tamamını tehlikeye atıyor.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yönetim Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiya Kurd, “Türk devleti Efrîn’i Afganistan gibi terörün geliştirildiği bir yere dönüştürdü” dedi.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yönetim Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiya Kurd, “Türk devleti Efrîn’i Afganistan gibi terörün geliştirildiği bir yere dönüştürdü” dedi. Kurd, İmralı tecridine vurgu yaparak, “Önder Apo olmadan özgürlük kalıcılaşamaz” dedi.

Kurd, Kürt Halk Önderi Öcalan’a tecride dikkat çekerek, “Bölge halkları Kuzey ve Doğu Suriye’de ortaya çıkan demokratik projenin sahibinin durumunu yakından takip ediyor. Tecride karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Çünkü Önder Apo olmadan özgürlüğün kalıcılaştırılması mümkün değil” dedi.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yönetim Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiya Kurd, Efrîn’deki işgalin dördüncü yıl dönümünü ve İmralı tecridini ANF’ye değerlendirdi.

Kuzey ve Doğu Suriye halkları ile Özerk Yönetim, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumu ve ortaya atılan iddiaları nasıl görüyor?

Önder Abdullah Öcalan hakkında sosyal medyada paylaşılan iddialar akıllara birçok şey getirdi. Çünkü bu konu Kuzey ve Doğu Suriye’de bütün herkesin hassas olduğu bir meseledir. Tüm halk bileşenleri büyük ilgiyle Önder Apo’nun durumunu takip ediyor. Önder Apo’nun sağlığı hakkında bilgi alamama noktasında büyük üzüntü var. Herkes bu meseleyi kendi sorunu görüyor. Bölgedeki Kürt, Arap ile Süryani vb. halklar Kuzey ve Doğu Suriye’de gelişen bu demokratik projenin sahibinin durumunu yakından takip ediyor.

Ciddi endişeler söz konusudur. Avukatları Ağustos 2019 tarihinde en son bir görüşme gerçekleştirdi. Nisan 2020’de de ailesiyle telefonda bir görüşme gerçekleştirmişti. O günden bu yana hiçbir bilgi yok. Önder Apo’nun sağlığı ve yaşamı nasıldır, bu bugün anlaşılmalıdır. Bu halk bütün renkleriyle uygulanan tecrit ile avukat-aile görüşmelerin engellenmesine karşı tepkisini dile getirmede haklıdır. Bu durum kabul edilemez.

ÖNDER APO OLMADAN ÖZGÜRLÜĞÜN KALICILAŞTIRILMASI MÜMKÜN DEĞİL’

Tecrit ve yapılanlar uluslararası kanunlara ve insan haklarına aykırıdır. AKP-MHP iktidarı bu konuda faşist bir siyaset yürütüyor. Faşist iktidar Önder Apo şahsında halkımıza ve demokrasi değerlerine soykırımcı siyasetini uyguluyor. Önder Apo’ya karşı yürütülen bu siyaset demokrasi değerlerine, Kürt halkına ve iradesine karşı ortaya çıkıyor. Tecrit ve yürütülen bu siyaset Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması için mücadelemizi büyütmemizin gerekçesi oluyor. Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü için her türlü yöntemle mücadelesini sürdürecektir. Siyasi olsun, diplomatik olsun, bu durumu mücadelesini büyütmek için gerekçe yapacaktır. Çünkü Önder Apo olmadan özgürlüğün kalıcılaştırılması mümkün değildir. Önder Apo’ya dönük yapılan bu uygulamaları Özerk Yönetim ile Kuzey-Doğu Suriye halklarına karşı yapılmış olarak görüyoruz.

‘HER TARZ VE SEVİYEDE MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ’

Efrîn işgalinin 4’üncü yıl dönümüne giriyoruz. Efrîn’de neler yaşanıyor ve Kuzey-Doğu Suriye güçleri işgalin sonlanması için ne yapmaktadır?

Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî vb. Kuzey-Doğu Suriye bölgeleri işgal altındadır. İşgal bizim mücadele gerekçemizdir. Bu işgale karşı her yönden (siyasi, diplomasi, meşru savunma ve toplumsal) mücadeleyi büyütmede ve güçlü bir şekilde ileriye taşımada kararlıyız. Bugün faşist Türk devleti ve ona bağlı terörist gruplar her tarzda bu bölgelere saldırıyor. Soykırım, demografik değişim, katletme, tecavüz etme siyaseti yürütüyor. Özerk Yönetim olarak özellikle işgal bölgeleri başta olmak üzere bölgelerimize karşı yürütülen soykırımcı saldırılara (siyasi, fiziki, kültürel vb.) her tarz ve seviyede mücadele yürüteceğiz.
Bir kez daha Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî özgürleşene kadar mücadelemizi sürdüreceğimizin sözünü, kararını yineliyoruz. Bu bölgeler işgal ve esaret altında kaldığı sürece ve özgürleşmeden hiçbir zaman ulusal ve devrimci görevimizi yerine getirdiğimizi söyleyemeyiz.

Türk devleti işgali altındaki yerlerde hak ihlallerini tüm dünyanın gözü önünde yapıyor. Bazı uluslararası kuruluşlar Türkiye’nin bu faaliyetlerini suç olarak nitelendiriyor ve yargılıyor. Kuzey-Doğu Suriye’deki kuruşlar bu ihlallere karşı nasıl bir çalışma yürütüyor?

Efrîn başta olmak üzere işgal altındaki bölgelerde yapılan ihlaller ve soykırıma ilişkin geniş bir çalışma yürütülüyor. Başlangıçta yapılan ihlaller tespit edilerek belgeleniyor.  Bunun örgütlenmesi yapılmış. Halkımıza karşı yapılan bu ihlal ve suçları açıklayarak teşhir ediyor ve dış kamuoyuna aktarıyoruz. Çünkü Efrîn vb. işgal altındaki bölgelerde nelerin olduğunu kimse bilmiyor. Öğrendiklerimiz, orada yaşananların çok az bir kısmıdır. Çünkü o bölgelerde karanlık bir durum mevcuttur. Ne kurum ne kişi ne de gazeteci oralarda çalışabilir ve bu ihlalleri teşhir edip dış kamuoyuna aktarabilir.

Hukuki bir mücadele yürütülüyor. Avrupa’da bu konuda bir komite oluşturulmuş durumda. Şimdiye kadar tespit edilen ve hazırlanan 2000 dosya bu komiteye teslim edilmiş. Bu dosyalar sorumlu kişilerin yargılanması için uluslararası mahkemelere geçmeli. Sorumlular terörist gruplar olur, ya da gözleri ve denetimleri altında gerçekleşen bu ihlallerin sahibi Türk devlet yetkilileri olur.

‘İŞGALDEN SORUMLU ÜLKELER SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMELİ’

Bu ihlaller siyasi ve diplomatik alanda sürekli gündemde yer alıyor. Yaptığımız görüşmelerde bu bölgelerdeki hak ihlallerinin sonlanması ve Türk devletine bu konuda baskı uygulanmasını dile getiriyor ve talepte bulunuyoruz. Efrîn işgalinden sorumlu olan ülkeler; Rusya, ABD, DAİŞ karşıtı Uluslararası Koalisyon ve Avrupa ülkeleri, bu ihlallerden sürekli sorumlu görülüyor. Yapılan tüm ihlaller bu ülkelerin gözü önünde gerçekleşiyor. Onun için bu sorunun çözülmesi ve terör işgalinin sonlanması için bu ülkeler sorumluluklarını yerine getirmelidir.

Efrîn 2. Hukuk Çalıştayı’nda Türk devletinin başka bölgelerden 400 bin kişiyi Efrîn’e yerleştirdiği belirtildi. Ayrıca Türk devletinin çete ihracatı için Efrîn’i pilot bölge olarak kullandığı da belgelerle ortaya çıktı. Sizce Efrîn vb. Kürt bölgeleri neden özellikle seçildi ve planlanan nedir?

Bu durum Türk devletinin Kürt halkına karşı siyasetiyle bağlantılıdır. Türk devleti Kürt halkını soykırımdan geçirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Kürt halkının Kürdistan’ın neresinde olursa olsun kendini örgütlediğini görürse onu hedefi yaparak soykırım ve işgal planlarını devreye koyuyor. Özellikle yüzde 97’si Kürt nüfusu olan ve Kürt bölgesi kimliğiyle tanınan Efrîn gibi bir bölge işgal için amaçlandı. Efrîn tüm Rojava Kürdistan için bir güçtü. Özerk Yönetimin kurulması ile elde ettiği kazanımlarda önemli bir rol oynadı. Türk devleti bunun için doğrudan hedef aldı. Efrîn şahsında Rojava’daki tüm kazanımları yok etmeyi amaçladı.

İşgalden sonra bugün bu bölgelerde yaşanan soykırım, talan, katliam, zorla göçertmedeki amaç Efrîn’i ulusalcı, kültürel ve tarihi kimliğinden uzaklaştırıp Kürt kimliğinin kalmamasını sağlamaktır. Efrîn bu şekilde tüm yönüyle soykırımdan geçirilmek isteniyor. Bu da çok planlı bir durumdur. Efrîn’deki bu soykırım sistematik bir şekilde yürütülüyor. Aynı zamanda bunun en üst seviyede yürütülmesi için DAİŞ, Cebhet El Nusra gibi gruplar içerisindeki tüm çeteler yine Derazor-Reqa bölgelerinde QSD’ye karşı savaşanlar DAİŞ yenilgisinin ardından İdlib’e kaçtılar. Türk devleti denetimindeki bölgelere gittiler. Türk devleti şu anda bu grupların büyük kısmını Efrîn’e yerleştirmiş durumda. Bu çeteler aracılığıyla halkımıza karşı derin bir soykırım gerçekleştirmek için çeteler Efrîn’e yerleştirildi.

‘EFRÎN’DE TERÖRÜ EĞİTİYORLAR’

Takip ettiğimiz ve elde ettiğimiz bilgiler kadarıyla Efrîn’de birçok kapalı bölge bulunuyor. Bu bölgeleri askeri alan haline dönüştürmüşler. Bu bölgelerde çok sayıda radikal grubu toplayıp eğitiyorlar. Burada grupları hazırlayarak QSD’ye karşı savaşmaları için başka bölgelere gönderiyor. Ya gerillaya karşı savaşmaları için Başûrê Kurdistan’a gönderiyor. Ya Libya’ya ya da Ermenilere karşı savaşmaları için Azerbaycan’a gönderiyor. Terörist grupları toplayıp-eğitip başka yerlere göndermek için Efrîn’i merkez yapmış. Bir diğer tanımlamayla diyebiliriz ki Efrîn de Afganistan gibi terörün geliştirildiği bir yer haline dönüştürüldü. Afganistan nasıl terörün geliştirildiği bir ülke olduysa Türk devleti de bugün Efrîn’i aynı duruma getirdi. Bu da çok tehlikeli bir durumdur.

Efrîn eskiden tüm halk bileşenlerinin ortakça yaşadığı istikrar, huzur ve güven verici bir yerdi. Ekonomik açıdan önemli bir gelişme kaydedilmişti. Hiç kimse için güvenlik ve huzur sorunu yoktu. Türk devleti bugün Efrîn’i terör üreten bir bölgeye dönüştürmüş. İçerisinde terör örgütleniyor, eğitiliyor ve Türk devleti karşıtı ülkelere gönderiliyor. Avrupa ülkelerine kadar gönderiliyor. Ortadoğu ve Arap ülkelerine gönderiliyor. Tüm bölgelere dağıtıyor ve bölgenin tamamını tehlikeye atıyor.

MUSTAFA ÇOBAN – ANF

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu