RÖPORTAJ

Bayık: Önderliğin durumuna ilişkin her bilgiyi ciddiye alıyoruz

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın durumuna ilişkin her bilgiyi ciddiye aldıklarını söyleyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, "Önderliğe uygulanan tecridin sona ermesi ve fiziki özgürlüğünün sağlanması için mücadele daha da yükseltilmeli" dedi.

Stêrk TV’de yayınlanan özel programa konuşan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Bayık, programın ilk bölümünde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık durumu, milyonlarca kişi tarafından kutlanan Newroz Bayramı ve Garê direnişini değerlendirdi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecride değinen Bayık, “Kürdistan halkına yönelik soykırım siyaseti yürüten bir devlet Rêber Apo’ya karşı da her şeyi yapabilir. Sadece Türk devleti, AKP-MHP iktidarı değil, İmralı sistemini inşa eden uluslararası güçler de bu durumdan sorumlu. Avrupa Konseyi, CPT, uluslararası komployu geliştiren ABD, İngiltere, İsrail ve onlara yardım edenlerin hepsi bu siyasetin sorumlularıdır” dedi.

Kürt halkının Newroz’da özgürlük taleplerini bir kez daha ortaya koyduğunu kaydeden Bayık,”Newroz’da verilen en önemli mesaj önderliğin fiziki özgürlüğüydü. Yine Kürdistan halkı, özellikle Kürt halkı verdiği bir diğer mesajda, Türk devletinin bütün saldırılarına karşı direneceğini, soykırım siyasetini kabul etmeyeceğini ve özgür bir şekilde yaşayacağını söyledi. Halkımız, ya Rêber Apo ile özgür yaşayacağını, ya da köle yaşamı kabul etmeyeceğini bir kez daha dile getirdi” diye konuştu.

Türk devletinin Garê’de PKK’ye darbe vurmayı amaçladığını, fakat kendilerinin büyük bir yenilgi ile karşılaştığını hatırlatan Bayık, Erdoğan’ın muhalefeti de bu yenilgiye ortak etmek istediğini ama muhalefetin ilk defa buna ortak olmadığını söyledi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın Stêrk TV’de yayınlanan röportajının birinci bölümü şöyle:

Tarihi Garê direnişinin ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a ilişkin bir bilgi ortaya atıldı. Abdullah Öcalan zaten 23 yıldır ağır bir tecrit ve işkence altında. Öcalan’ın sağlık durumuna yönelik ortaya atılan iddialara ilişkin neler söyleyeceksiniz?

Sorunuzu cevaplamadan önce şunu belirtmek istiyorum; halkımız ve dostları, Kürdistan’ın 4 parçasında ve yurtdışında kitlesel bir şekilde Newroz Bayramı’nı kutladı. Her yeri Newroz alanı yaptılar. Newroz’a coşkulu, cesaretli ve kararlı bir şekilde katıldılar. Bütün alanlarda amaçlarını, taleplerini dile getirdiler. Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünü ısrarla dile getirdiler. Bu vesile ile bir kez daha tüm Kürdistan halkını ve dostlarını kutluyorum, selam ve saygılarımı iletiyorum.

Bilindiği gibi Rêber Apo’ya yönelik bir siyaset yürütülüyor. Bu siyaseti sadece faşist Türk devleti değil, uluslararası güçler de yürütüyor. Türk devleti bu siyasetin gardiyanıdır. Kürdistan halkına yönelik yürütülen siyaset soykırım siyasetidir. Dünyada hiç halka, hiçbir lidere yönelik böyle bir siyaset yürütülmemiştir. Rêber Apo ve Kürt halkına karşı özel bir siyaset yürütülüyor.

Belki tarihte bazı liderlere yönelik de psikolojik siyaset yürütüldü ama hiçbir zaman Rêber Apo ve Kürdistan halkına karşı yürütülen siyaset gibi olmadı. İmralı’da her gün, her saat psikolojik bir savaş yaşanıyor. Rêber Apo Kürt halkını ölümden döndürdü, yeniden dirilttiği için böyle bir siyaseti devreye koydular. Önder Apo Kürt halkını diriltmekle kalmadı, özgür Kürdü yarattı, Kürdistan halkı için özgür bir yaşamı geliştirdi. Bu yüzden Rêber Apo’dan intikam alıyorlar.

ULUSLARARASI GÜÇLER DE YAŞANAN DURUMDAN SORUMLU

Rêber Apo’ya ilişkin konu ne olursa olsun ciddiye alıyoruz. Halkımız da ciddiye alıyor. Çünkü karşımızda Kürdistan’a ve Kürdistan halkına yönelik soykırım siyaseti yürüten bir devlet var. Diğer tarafta da Rêber Apo var. Kürdistan, Ortadoğu ve insanlık için özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürütüyor. Bu yüzden Rêber Apo’nun durumuna ilişkin her bilgi ciddiye alınıyor.

Kürdistan halkına yönelik soykırım siyaseti yürüten bir devlet Rêber Apo’ya karşı da her şeyi yapabilir. Türk devletinin tarihini araştırdığımızda bunu görüyoruz. Birçok halkı yok ettiler. Yine iktidarları için kendi öz kardeşlerini öldürmüşler. Bundan dolayı Türk devleti her şeyi yapabilir. Kürdistan halkı, dostlarımız ve hareketimiz ortaya atılan haberleri ciddiye alıyorsa sebebi budur. Sadece Türk devleti, AKP-MHP iktidarı değil, İmralı sistemini inşa eden uluslararası güçler de bu durumdan sorumlu. Bunlar Avrupa Konseyi, CPT, uluslararası komployu geliştiren ABD, İngiltere, İsrail ve onlara yardım edenlerin hepsi bu siyasetin sorumlularıdır.

Halkımız, Rêber Apo ve kendilerine yönelik yürütülen siyaseti kabul etmiyor. Newroz’da da bunu açıkça dile getirdiler. Bu çok önemli. Rêber Apo’ya uygulanan tecridin sona ermesi ve fiziki özgürlüğünün sağlanması için halkımızın ve dostlarımızın mücadeleyi daha da büyütmesi gerekiyor.

Abdullah Öcalan’ın sağlık durumuna ilişkin ortaya atılan iddialardan sonra binlerce kişi alanlara çıktı. Kürt Halk Önderi Öcalan’a yönelik saldırılara karşı bu sahiplenmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelen bilgiye göre; Abdullah Öcalan telefon görüşmesi yapmış ama telefon yarıda kesilmiş. Bu duruma ilişkin neler söyleyeceksiniz?

Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğüne ilişkin eylemler artmaya başlayınca Türk devleti zorlandığı için farklı taktiklere başvuruyor. Örneğin Önderlikle görüşmelere izin veriyor. Bunlar tamamen taktik. Psikolojik ve özel savaşı yürütmek için bu taktiklere başvuruyorlar. Verilen mücadele onları görüşme yaptırmaya zorluyor. Mücadele olmazsa ne önderliğin kardeşi gidebilir ne avukatları görüşebilir. Sıkıştıklarında görüşme ve telefon hakkına izin vererek halkı kandırmak, Rêber Apo ve Kürdistan halkına karşı yürüttükleri özel savaşa devam etmek istiyorlar.

Şimdi de telefonla bir görüşme gerçekleştiğini söylüyorlar. Rêber Apo İmralı’da yürütülen siyasetin hukuksuz olduğunu belirttiği için de telefonu kesmişler. Halkımız da Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğü dışında bir şeyi kabul etmediğini söylüyor doğrusu da budur. Çünkü Kürdistan halkı önderliğin onlar için ne ifade ettiğini çok iyi biliyor. Şimdiye kadar ne kazandılarsa önderlik sayesinde kazandılar. Bugün insanlık Rêber Apo’ya sahip çıkıyor, lideri olarak görüyor. Kürt halkını da öncü görüp, örnek alıyor. Bunu önderlik sağladı. Önderliğe karşı yürütülen soykırım siyasetini hem Kürt halkı hem dostları çok iyi anlıyor.

Bu yüzden bu siyasete karşı alanlara çıktılar, önderliğin fiziki özgürlüğünde ısrar ediyorlar. Sadece tecridin sona ermesini istemiyorlar o geçti, artık önderliğin fiziki özgürlüğü dışında bir şeyi kabul etmiyorlar. Biliyorlar eğer Rêber Apo özgürleşmezse, Kürdistan, Ortadoğu ve insanlığa karşı yürütülen soykırım siyaseti devam edecektir. Bunu bildikleri için de sadece önderliğin fiziki özgürlüğünü kabul ediyorlar.

KÜRDİSTAN HALKI VE DOSTLARI NEWROZ’DA ÖNDERLİĞE SAHİP ÇIKTI

Önderlik, ‘Ne yapacaksanız kendiniz için yapın, benim için yapmayın. Eğer kendiniz için bir şey yaparsanız o zaman ben zaten bu zindanda kalmam. Eğer İmralı’da soykırım siyaseti yürütülüyorsa sebep sizsiniz çünkü size karşı yapılanları kabul etmedim, size sahip çıktım, sizi ayağa kaldırdım, dünyada örnek bir halk yarattım bu yüzden benden intikam alıyorlar. Eğer İmralı’da bana karşı soykırım siyaseti yürütüyorlarsa sebebi budur. Bunun sona ermesini istiyorsanız kendinize sahip çıkmanız lazım. Demokrasi ve özgürlüğünüz için mücadeleyi yükseltmelisiniz. Eğer mücadeleyi büyütürseniz o zaman bu soykırım siyaseti son bulur’ demişti.

Kürt halkı ve dostları bunu esas almalı. Newroz’da Rêber Apo’ya güçlü bir şekilde sahip çıktılar. Hem de cesaretli, kararlı bir şekilde sahip çıktılar ve fiziki özgürlüğü dışında hiçbir şeyi kabul etmediklerini belirttiler. Bunda ısrarcı olmak çok iyi ama eylemlere devam edilmeli. Yani bunu dile getirdik, bütün dünya da gördü, yeterlidir denilmemeli. Doğrudur, bu Newroz’da tarihi bir atılım gerçekleştirdik ama bunu geliştirmemiz, başarıya ulaştırmamız lazım.

Hareketimiz ‘Dem dema azadiyê ye’ hamlesini başlattı. 8 Mart, Garê, Newroz, bu hamle için önemli bir adım oldu. Bundan sonra hamleyi daha da geliştirip, amacına ulaşmasını sağlamak. Halkımızdan ve dostlarımızdan istenen budur.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın verdiği mücadele sonucu dünyaya örnek olan saygın bir halkın yaratıldığını belirttiniz. Bu halkını ve dostlarının Newroz’da verdiği mesaj nasıl okunmalı?

Newroz’da birçok mesaj verildi. En önemli mesaj önderliğin fiziki özgürlüğüydü. Yine Kürdistan halkı, özellikle Kürt halkı verdiği bir diğer mesajda, Türk devletinin bütün saldırılarına karşı direneceğini, soykırım siyasetini kabul etmeyeceğini ve özgür bir şekilde yaşayacağını söyledi. Demokratik ve özgür olmayan hiçbir yaşamı kabul etmeyeceğini, Türk devleti ne yaparsa yapsın, soykırım siyasetini reddedeceklerini, devletin iradelerini kıramayacağını tekrarladı. ‘Ya Rêber Apo ile özgür yaşayacağız, ya da dayattığınız bu köle yaşamı kabul etmeyeceğiz. Buna karşı her koşulda mücadele edeceğiz’ dediler.

Halkın Newroz’da verdiği bu mesaj, sadece Türk devletine ve AKP-MHP iktidarına karşı değildi. Onlarla birlikte, hain Kürtlere, yine önderlik ve PKK dışında adım atmak isteyenlere, yine ‘PKK, Öcalan, gerilla bitti, hiçbir güçleri kalmadı’ diyen uluslararası güçlere de mesaj verdi Kürdistan halkı. Hem de çok güçlü mesajlar verdiler. Yani halkımız verdikleri mesajda; ‘Rêber Apo ve PKK dışında kimse adım atamaz, ne yaparsanız sonuç alamazsınız. Çözüm Rêber Apo ve PKK’dir. Bunun dışında bir yol yok. Bu yüzden yürüttüğünüz siyaset çürümüştür ve bu siyasetten vazgeçmeniz lazım. Bu halkın iradesini, önderini, taleplerini kabul edin’ dedi.

Her Newroz’da çok önemli mesajlar veriliyor. Newroz’un tarihte ve günümüzdeki önemine ilişkin neler söyleyeceksiniz?

Tarihte Newroz’un çok önemli bir anlamı. Zulmü, haksızlığı kabul etmeme, buna karşı çıkma, özgürce, birlikte yaşamaktır Newroz’un anlamı. Kürt halkı için ise Newroz’un önemi biraz daha farklı. Doğru Newroz sadece Kürtlerin değil, birçok halkın bayramıdır. Ama esas olarak Kürtlerin bayramıdır. Çünkü tarihte zulme karşı direnişin öncülüğünü yapanlar Kürtlerdir. Birçok halkla ittifak ederek zulmü sonlandırmış, herkesin özgürleşmesini sağlamışlardır. Bu yüzden Kürtleri ortadan kaldırmak isteyenler Newroz’u da ortadan kaldırmak istiyor.

Kürt halkının Newroz ruhunu kaybetmesi için birçok şey yaptılar. Geliştirdikleri siyaset sonucu neredeyse başarılı olacaklardı, hatta hemen hemen Kürtler arasında Newroz neredeyse unutulacaktı. Rêber Apo bunu gördü. Çünkü bir halkı ortadan kaldırmak istiyorsa önce kültürünü yok edeceksin. Kürt halkının kültürü de Newroz’du. Her halk kendisine ait destanlara sahip çıkıyor.

Kürt halkın da destanları var. İşte demirci Kawa, Dehaq’ın zulmüne karşı halklarla ittifak ederek halkı özgürleştirdi. Eğer bir halkı ayağa kaldırmak istiyorsan o halkın tarihini, destanlarını esas alacaksın. Rêber Apo bunu çok iyi anladı. Çünkü tarihten sonuçlar çıkarmıştı ve bu esaslar üzerinden PKK’nin temellerini Newroz’da attı ve ölüm döşeğinde olan bir halkı diriltti. Bu yüzden önderlik, ‘Tarih günümüzde gizli ve biz tarihin başlangıcında gizliyiz’ diyor. Rêber Apo Kürt halkının tarihini esas aldı. Eğer bunu yapmazsanız bir halkı diriltemezsiniz, ayaklandıramazsınız. Bugün halkımız 4 parça Kürdistan’da tüm zulme ve baskılara karşı her koşulda özgürlük mücadelesi yürütüyorsa bu gerçekliği olan bağlılığından kaynaklanıyor.

MAZLUMLAR NEWROZ’UN RUHUNA YENİ DEĞERLER KATTI

Rêber Apo PKK’yi kurarak tarihi günümüze taşıdı. PKK’yi Newroz ruhu ile inşa etti, o ruhla mücadelesini geliştirdi ve bugünlere getirdi. Ardından Mazlum Doğan, Zekiye Alkan, Rahşan, Berivan, Ronahi, Sema, Navdar, Serhat, Sinan, Şiyar gibi birçok arkadaş Newroz ruhuna yeni değerler kattı. Hepsi de ‘Newroz ateşini gürleştirmemiz lazım’ dedi. Bu esas üzerinden eylemlerini gerçekleştirdiler. Newroz’u direniş günü ilan ettiler. Bu durum hem Kürt halkı hem de demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürütenler için Newroz’un önemini daha da arttırdı. İşte bu ruh üzerinden Newroz bugün kutlanıyor.

Bu yüzden Kürdistan’ın 4 parçasında halkımız güçlü ve coşkulu bir şekilde Newroz’a katıldı ve taleplerini dile getirdi. Newroz Kürt halkı için iradesini ortaya koymak demek. Tüm Newrozlarda bunu gösteriyor. Tüm dünyaya taleplerimiz üzerinden bize yaklaşın mesajı veriyor. Bunun dışında bir yaklaşımı kabul etmediklerini söylüyorlar. Kürt halkı için sınırlar, parçalanmışlık bir şey ifade etmiyor artık. Çünkü Kürt halkı mücadelesi ile bu Newroz’da da ilan ettiği gibi artık bir ulustur. Parça parça ve ayrı değildir. Hatta işgalcilerin Kürtleri birbirine düşürmeye çalışmasına rağmen halkımız, artık bu halkın parçalanmayacağını, birlik olduğunu ispat etti.

Türk devletinin faşizmine karşı Kürt halkı önemli bir mücadele yürütüyor. Türk devleti ise, Kürt gençlerine ve kadınlara yönelik kirli politikalarına devam ediyor. Toplumda ajanlık, fuhuş ve uyuşturucuyu geliştiriyor. Halkın kendilerini bunlardan koruması için neler söylemek istersiniz?

Türk devleti hareketimize karşı tasfiyeyi, halkımıza karşı da soykırımı geliştiriyor. Buna ilişkin birçok adım da attılar. Türkiye’nin bütün imkanlarını bu esaslar üzerinden kullanarak amaçlarına ulaşmak istediler. Çünkü PKK’yi tasfiye etmeden Kürt halkını, faşizme karşı duran demokrasi güçlerini ortadan kaldıramayacaklarını biliyorlar. Bu yüzden tüm imkanlarını kullanarak Kürt ve Kürdistan’ı ortadan kaldırmak istiyorlar. Bunu gerçekleştirerek iktidarda kalmak istiyorlar. Çünkü PKK ve Kürt halkını yok etmezse iktidarda kalamayacağını biliyor.

Türkiye’de iktidarda kalma kanunu, Kürtlere, halklara düşmanlık üzerine kurulmuş. Bu siyaseti kabul etmeyen, kabul edip uygulamayan, ya da uygulayıp başarılı olamayanlar iktidarda kalamaz. AKP-MHP de bunu çok iyi biliyor. Bu yüzden bu toplumu nasıl toplum olmaktan çıkarırız diye her şeyi yapıyorlar. Bugün PKK ve Kürt toplumuna karşı bu kadar vahşi bir siyaset yürütmelerinin sebebi de budur.

Şimdi birkaç anneyi, aileyi zorla Amed’de HDP’nin kapısına götürmüşler. ‘Eğer HDP’nin kapısına gelip çocuklarınıza çağrı yapmazsanız, sizi tutuklarız, zindana atarız, işinizden olursunuz, hatta sizi öldürebiliriz de. Bu yüzden bazı isteklerimizi kabul edin. O zaman size iş de veririz, para da veririz, size sahip de çıkarız’ diye tehdit ediyorlar. Bu kadar kirli bir siyaset yürütüyorlar.

KÜRDİSTAN’I AÇIK BİR ZİNDANA DÖNÜŞTÜRMÜŞLER

Yine ajanlık faaliyetlerine ağırlık vermiş durumdalar. Özellikle şehit, tutuklu, gerilla aileleri üzerinde duruyorlar. Yurtsever, çalışmalarda olan ailelere yöneliyorlar. Onlara da başka şekilde gidiyorlar ve ‘ya bize ajanlık yaparsınız ya da yaşamanıza müsaade etmeyeceğiz. Sizi tutuklarız, zindanlara atarız, aç bırakırız yani size yaşamı haram ederiz’ diyorlar.

Fuhuşu da sınırsız bir şekilde geliştiriyorlar. Asker, polis, resmi memurlarını Kürt kadınlarına, kızlarına karşı kullanıyorlar. Ahlaksızlığı geliştiriyorlar. Yine eroin, hırsızlık ve açlığı dayatıyorlar. Kürt halkına karşı tüm baskıları kullanıyorlar. Kürtlerin seçimlerdeki tüm kazanımlarını gasp ediyorlar. Seçilmişleri tutuklayıp, yüzlerce yıl ceza veriyorlar. Kürt kurumlarını kapatıyorlar. Kürdistan dağlarını bombalıyorlar, arazilere baraj yapıyorlar, yakıyorlar. Yani Kürdistan’ı açık bir zindana çevirmişler. Kürdistan halkına özellikle Kürtlere yaşamı haram etmişler. ‘Ya teslim olup bize hizmet edersin, ya da yaşamana izin vermeyiz’ diyorlar. Böyle kirli bir siyaset yürütüyorlar. Dünyada da birçok iktidar kendisine karşı gelenleri tutukluyor fakat hiçbir ülkede Kürdistan’daki gibi tutuklamaların olduğunu tahmin etmiyorum. Binlerce insan tutuklu. Kürt halkına karşı baskı ve talanı siyaseti yürütüyorlar. Halkın malına, mülküne el koyuyorlar. İşgalciler kapitalist modernite ve hain, işbirlikçi Kürtlerin de desteği ile kendisine boyun eğmeyen Kürtleri ortadan kaldırmak istiyor. Bunu saklamıyorlar da.

Bütün dünyada halklar kimlikleri, dilleri ve kültürleri ile yaşıyor. Kürt halkının ise kimliği dahi kabul edilmiyor. Kürdüm diyenler ya tutuklanıyor ya katlediliyor. Kürtleri tamamen yok etmek istiyorlar. Kürt halkı bu siyaseti kabul edemez, zaten kabul da etmiyor. Bu siyasete karşı duruyor. Newroz’da da bunu her yerde açıkça gösterdiler. Tüm dünyaya, ‘Bizi teslim alamazsınız, köle bir yaşamı kabul etmiyoruz, önderliğimizle özgür bir şekilde yaşayacağız’ mesajını verdiler.

Newroz’un direniş geleneğini en fazla yaşatanların başında Kürdistan gerillaları geliyor. Dağda her alanda çok coşkulu kutlamalar öne çıktı. Bu kutlamaların anlamı ve mesajı nedir?

Faşist Türk devleti Garê’de büyük bir planı hayata geçirmek istedi. PKK’ye büyük bir darbe vurarak, Kürdistan’da soykırım siyasetini başarıya ulaştırmak istedi. Fakat Garê’de büyük bir darbe yedi ve yenildi. Garê’de yedikleri darbe AKP-MHP iktidarını salladı. Erdoğan, ‘Sonuç alamadık, ama bunun sorumlusu ben değilim, devlettir’ demek zorunda kaldı. Yani yenilginin sorumluluğunu bazılarına yüklemek istedi. Halbuki kararı veren Erdoğan ve Bahçeli’dir. Bu yenilginin sorumluları da onlardır. Bu sorumluluktan kaçamazlar. Muhalefetin de onlara ortak olmasını istediler.

İlk defa muhalefet bunlara ortak olmadı. Çünkü baktılar büyük bir yenilgi var ortada. Muhalefetin yenilgiye ortak olmaması da Erdoğan ve Bahçeli’yi kötü bir şekilde etkiledi. Garê destanı sadece onları değil, Türkiye muhalefetini de etkiledi. O yüzden ilk defa cesaretli bir şekilde Erdoğan’a karşı durdular. Garê direnişi halkımızı da Türkiye halklarını da Kürdistan’ın diğer parçalarını da çok etkiledi. Türk devletinin halkta yarattığı korku kırıldı.

Yine Garê direnişi sahnede olan bazı güçlere de büyük bir darbe vurdu. Çünkü faşist Türk devleti sabah akşam, şu kadar gerilla öldürdük, sonları geldi, hatta tarih bile veriyorlardı, işte Öcalan’ın parti üzerinde etkisi kalmadı, PKK’nin gücü kalmadı diye propaganda yapıyordu. Bu propaganda bazılarını etkiliyordu da. Doğru mu, değil mi diye tereddüt ediyorlardı. Garê direnişi bu siyasete de darbe vurdu. Herkes Rêber Apo’nun ve PKK’nin gücünü gördü. Newroz’da da çok açık bir şekilde ortaya çıktı bu. Yani tamamen yalan bir siyaset yürütüyorlar. Bu ortaya çıktı.

GARÊ DİRENİŞİ BAŞUR HALKINDA DA BÜYÜK BİR ETKİ YARATTI

Özellikle Başur siyasetinde Türklere karşı bir korku vardı. Yani Türk devletinin önünde kimse duramaz diyorlardı. Çünkü Türk devleti içeride ve dışarıda birçok şey yapmışlardı. Fakat Garê direnişi bu korkuyu da kırdı. Başur halkımızda böyle bir korku yoktu, Başur siyasetinin de Türk devletine karşı çıkmasını istiyorlardı. Hem Garê direnişi, hem 8 Mart, hem de Newroz Başur halkımızda büyük bir etki yarattı.

Bakur’da bazı kesimler AKP’nin propagandasının etkisi altında kalmıştı. PK’nin zayıf düştüğünü, PKK ve Rêber Apo dışında bir çözüm üretebileceklerini zannettiler. Bazılarının böyle hesapları vardı. Fakat bunlar da büyük bir darbe yedi. Hayal ettikleri şeylerin mümkün olmadığını gördüler. Çünkü Rêber Apo, PKK, gerilla ve halk tek yumruk olmuş durumda. Önderliğin özgürlüğü ile halkın özgürlüğü birbirine bağlı. Kürdistan halkının Rêber Apo’nun, PKK’nin ve gerillanın yanında olduğunu bir kez daha gördüler. Bu yüzden Türk devletine bağlı bir şekilde siyaset yürütmek isteyenler de darbe yedi.

Kürtler yüzünden AKP ile neden aramızı bozalım diyen bazı uluslararası güçler AKP’ye destek veriyordu. AKP ne yapsa göz yumarlardı. Çünkü AKP’nin alternatifinin olmadığını düşünüyorlardı. Oysaki 8 Mart’ta, Garê’de, Newroz’da gördüler; alternatifsiz olunmadığını. Bu yüzden tahmin ediyorum ki Newroz o güçleri de etkileyecektir. Önderliğe, PKK’ye, Kürt halkına karşı eskisi gibi bir yaklaşım sergileyemezler. Çünkü Kürt halk net bir mesaj verdi.

GARÊ YENİ BİR DÖNEM BAŞLATTI

Garê direnişi yeni bir dönem başlattı. Bunun üzerine 8 Mart’ta kadın hareketi bir adım attı, Newroz’da da bu adımlar başka bir aşamaya ulaştı ve yeni bir süreç başladı. Gerilla olmadan demokrasi ve özgürlüğün gelişmeyeceği bir kez daha ortaya çıktı. Çünkü gerilla her koşulda demokrasi ve özgürlük gücüdür. Hem ezilen toplumlar hem de demokrasi güçleri için. Garê bir kez daha bunun anlaşılmasını sağladı.

Özellikle Türkiye’de AKP-MHP faşizmine karşı mücadele eden demokrasi ve özgürlük güçleri de Rêber Apo, PKK, gerilla ve Kürt halkı olmadan mücadele yürütemeyeceklerini gördüler. Mücadele yürütmek bir yana Rêber Apo, PKK, gerilla ve Kürtler olmazsa çok büyük darbe yerler, yaşamlarını sürdüremezler. Bu Garê direnişi ve Newroz’da ortaya çıktı. Bu yüzden Newroz’da hem halkımız hem de hareketimiz için yeni bir dönem başladı. Bu yüzden başlattığımız, ‘Dem dema azadiyê ye’ hamlesi daha fazla geliştirilmelidir.

Garê’de gerillanın o tarihi direnişini ve yaşanan şahadetleri daha iyi anlamamız lazım. Her şehit arkadaşımızı çok iyi anlamamız lazım. Çünkü onlar hem halkımız hem de insanlık için çok büyük değerler. O değerleri ne kadar iyi anlarsak, amaçlarımıza da daha çabuk ulaşırız.

Daha Fazla Göster

Bir Yorum

  1. Bu siteniz garip bir site. önemli bir yazarın yazzısı çok kısa olarak verilirken, Cemil Bayık ve Karayılan gibi kişilerin uzun demeçleri zevkle veriliyor. Ayrıca bu kişiler ve bütün PKK’liler Öcalan’a “Kürd Halk Önderi” derler ki bu çok yanlış. Öcalan PKK Önderi, yani bu partinin başkanı, Kürd Halkının Önderi değil. Önderlik korkaklık değildir, ki Öcalan kadar korkak, bir Kürd yoktur diye düşünüyorum. Saygılar.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: