RÖPORTAJ

Bakırhan’dan çağrı: Tabanda kalın duvarlar yıkıldı, sıra muhalefette

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, AKP-MHP sonrası için yol haritası oluşturmak üzere muhalefet partilerine seslendi. Bakırhan, “Tabanda kalın duvarlar yıkılmış durumda. Halk, muhalefeti ana ilkeler etrafında bir araya gelmeye davet ediyor” diye konuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik kapatma davası için hazırladığı iddianame, usul eksiklikleri tespit edilmesiyle Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) şekil yönünden döndü. Kapatma davası üzerine alternatifler üzerine hazırlıklar yapan HDP yönetimi, tüm seçenekleri masaya yatırdı. “Ortak mücadele” vurgusuyla muhalefet partilerini ziyaret eden partinin yönetim kademesi, izleyeceği yol haritasını oluşturuyor.
Partinin Sivil Toplum Örgütleri ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, yaptıkları ziyaretler, muhalefetin tutumunu, aldıkları kararları ve AYM’nin iddianameyi iade etme kararına dair Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.
AYM, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameyi usul yönünden eksiklikler bularak iade etti. Kararı nasıl karşıladınız?
Alelacele, çalakalem, talimatla düzenlenmiş, iktidarın küçük ortağının baskısıyla oluşturulan, iddianame dahi olmayan, hakkımızda beraat edilen kararları ve henüz soruşturma aşamasında olan iddiaların toplandığı çok sayfalı bir metin. Hukuki değil, politik baskılar sonucu gerçekleşen bir durumdu. Bu kararı bekliyorduk.
AYM, iddianamede “partinin yetkili organlarına atfedilen eylemler” ile Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası’nda yer alan “partinin kapatılması için bölücü faaliyetlerin odağı haline gelmesi” kuralı arasındaki ilişkilendirmelerin yapılmadığına hükmetti. Bu husus sadece usul yönünden bir değerlendirme mi?
AYM’nin vermiş olduğu karar olumlu. Sadece basit ve usul yönünden bir değerlendirme olmadığı görünüyor. Çok önemli bir belirlemede de bulunuyor. Tabii gerekçeli karar elimize ulaşmadı. Bizim de basından öğrendiğimiz kadarıyla şu cümle çok önemli; ‘Sunulan delillerle parti tüzel kişiliği arasında odak olma noktasında bir paralellik kurulmadı’ belirlemesi meselenin basit, usulden incelenmediğini gösteriyor.
HDP barışın odağıdır. Türkiye’de toplumsal barışa dönük mücadelesi inkar edilemez. Hiçbir zaman kapatılmayı gerektirecek pratik bir durum söz konusu değil. İktidarın mevcut oyununu bozan, dengeleri değiştiren, tüm baskılara rağmen gücünü, örgütlülüğünü koruyan, büyüyen bir noktada olmamız aslında bu kapatma davasının açılmasının sebeplerinden biri. Politik anlamda başaramayan, sınırlamak istedikleri çeperin içine sığmayışımız, kapatılma davasının açılması için gerekçe oldu. HDP’ye kapatma davası açmak isteyenlerde iddianameyi hazırlayanlar da çok iyi biliyor ki HDP halktır, halk kapatılamaz.
Daha önce Demokrasi Partisi (DEP), Halkın Emek Partisi (HEP), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Demokratik Halk Partisi (DEHAP) örneğinde de ortaya çıktı. Sanki partinin kapatılmasıyla birlikte haklı talepler, savunduğumuz ilkelerden vazgeçecekmiş gibi Kürtlerin, dostlarının, birlikte yol yürüyen devrimcilerin, sosyalist çevrelerin başka bir seçenekle devam etmeyecekleri yanılgısına kapıldılar. Umarım AYM siyasi-politik baskılardan azade Türkiye’de emsal olabilecek bir karar verebilir.
AKP’nin teslim olduğu ulusalcı, milliyetçi çizgi ile AKP içerisinde ciddi çelişkiler, çatışmalar var. AKP’nin içerisine müdahale edebilecek Bahçeli’nin söz, söylemleri ile birlikte bir kavganın olduğu görünüyor.
Kararın oy birliği ile verilmiş olması dikkat çekti. Bunu nasıl yorumladınız?
Oy birliği ile kararın verilmesi çok önemli. Kamuoyundaki, kulislerdeki tartışmalara bakılırsa, iktidar bloğu da kimi konularda hemfikir değil. Bahçeli’nin ‘AYM ve HDP kapatılmalıdır’ diye hukuka müdahale eden yaklaşımına bakıldığında da AKP-MHP içerisinde ciddi bir kavga var. AKP’nin teslim olduğu ulusalcı, milliyetçi çizgi ile AKP içerisinde ciddi çelişkiler, çatışmalar var. AKP’nin içerisine müdahale edebilecek Bahçeli’nin söz, söylemleri ile birlikte bir kavganın olduğu görünüyor. Mevcut blok, demokrasi, barış, hak, hukuk karşıtıdır. Türkiye’nin demokratik zeminin bozuk olmasının en önemli sebeplerinden birisidir. Onların kendi aralarındaki anlaşmazlıkları, çatışmaları, Türkiye’nin yararınadır. Bizim açımızdan sonuç değiştirici değil. En zor koşullarda mücadele eden, iktidarların pratiğine, söylemine göre şekillenmeyen, belirlemiş olduğu ilkeler çerçevesinde mücadele eden bir partiyiz. Türkiye iyi durumda değil, iyi yönetilemiyor. İnsanlar kendilerini her anlamda güvende hissetmiyor. Dolayısıyla bir kavganın açıktan yürümesi Türkiye’nin yararına da olacak. Zaten ilkeler üzerine kurulu olmayan bir ittifaktır. Türkiye’nin temel meselelerini gündeme almayan, sorunlara çözüm olabilecek bir iradeden yoksunlar.
 AYM kararı sonrası Bahçeli’nin AYM ve HDPnin kapatılması çıkışını iktidar içi bir çatışma olarak mı görüyorsunuz?
Çıkar ilişkilerinin artık çatıştığını, yürütemediklerini mevcut söylemlerle AYM’nin kapatılmasını dahi isteyen Bahçeli’nin çıkışından çok iyi anlıyoruz. Mevcut iktidar bloğunun, artık sorunlara çare üretebildiği bir durumu kalmadı. Her yönüyle çürüyen, çatırdayan bir durum söz konusu. Biz tam da bu noktada mevcut iktidardan rahatsız olan, sorunların çözümünü talep eden, Türkiye’nin demokratik anlamda gelişimini isteyen bir ittifak, bir blok, bir mücadele hattı etrafından bir araya gelmesini savunuyoruz. Bunun koşulları dün olmadığı kadar fazladır. Artık kayyımlar sadece Kürt belediyelerine atılmıyor, metropol kentlerinde üniversitelere, demokratik kitle örgütlerine hatta işyerlerine, tüzel kişiliklere atanıyor. Türkiye’de mevcut gidişattan rahatsız olan sadece Kürtler değil, kadınlar, gençler… Ekonominin halka değil, bir avuç iktidar ve yandaşı için pay edilmesi ciddi rahatsızlıklar yarattı. HDP bu süreci büyüyerek, genişleyerek üzerine katarak, bugüne kadar yanında olmayan toplumsal çevreleri, toplumsal sorun alanlarını bir mücadele hattında buluşturmayı temel görev olarak sayıyor. ‘Üçüncü Yol’ dediğimiz Türkiye’yi bu bataklıktan, savaş politikalarından, tek adam rejiminden kurtarabilecek bir eşiği aşma noktasındayız. Partimizle, kurumlarıyla, bütün örgüt yapımızla önümüzdeki günler daha büyüyen, genişleyen daha kapsayıcı Türkiye’nin temel meselelerini de kendi gündemine alan, sadece eleştiren değil, aynı zamanda politika, çare üreten bir siyasi hatta ilerlememize devam edeceğiz.
Kürtler, partimiz üzerindeki baskılar ile diğer anti demokratik uygulamaları, AKP’den azade düşünmek doğrul değil. Aslında Bahçeli, AKP’nin de istediği Kürt karşıtı bir ittifaktır.
 AYM kararı sonrası AKP-MHP arasında yaşandığını söylediğiniz “çıkar çatışması”nı biraz daha açar mısınız?
Bazı şeyleri şimdiden bilmek erken olabilir. Ama Bahçeli, son aylarda özellikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden çok ciddi bir baskı oluşturdu. Bu baskı karşılığını verdi. Bu noktada AKP çok masum değil. AKP’nin partimize dönük, Kürt meselesine dönük tutumunda takındığı tavır Bahçeli’nin, MHP’nin tavrından uzak değil. Ama belki parti kapatılması konusundaki zamanlama Türkiye’nin tekrar çark edip, ABD seçimleri sonrası yeni bir tarz tutturmaya yönelik bu süreçte AKP için erken gelmiş bir karar olabilir. Cezaevleri HDP’lilerle dolu. Demokratik zeminde siyaset yapanların cezaevlerine doldurulduğu bir süreci yaşıyoruz. Yetmiyormuş gibi yeni cezaevleri açıyorlar, zihniyet devam ediyor. Mevcut hukuksuzlukları giderecek bir duruş, bir tavır henüz görünmüyor. Önümüzdeki günlerde bu çatışma nereye varır, gerçekten bir ayrışmaya, yeni bir tarz bulmaya mı yoksa AKP’nin tamamıyla MHP’lileştiği, MHP çizgisinin egemen olduğu bir süreci mi yaşayacağız, bunu hep birlikte göreceğiz. Ama bir gerçeklik var. Kürt meselesine dair AKP’nin yaklaşımı, Bahçeli’nin yaklaşımından farklı değil.
Kürtler, partimiz üzerindeki baskılar ile diğer anti demokratik uygulamaları, AKP’den azade düşünmek doğru değil. Aslında Bahçeli, AKP’nin de istediği Kürt karşıtı bir ittifaktır. Bazen uygun olmayan zamanlardaki hamleler belki AKP tarafından onay görmemiş olabilir ama özü itibariyle ikisi de Kürt, HDP, demokrasi karşıtı.
Fakat burada önemli olan iktidar blokunun nasıl düşündükleri değil, bizim duruşumuz, zulüm ve faşizan politikalar karşısında takındığımız tutum önemlidir. Halk kapatma ile ilgili Newroz’da iradesini ortaya koydu. Yeni bir Türkiye ihtiyaç var. Yeni bir Türkiye’nin dizayn edilmesi için aktörlerin temel görev ve sorumluluklar var.
Nedir bu görev ve sorumlular?
Bizimle de sınırlı bir durum değil. CHP’den İYİ Parti’ye, DEVA’dan Gelecek Partisi, sol, sosyalist çevreler artık AKP-MHP sonrasında Türkiye’nin hangi ana hatlar üzerinden yürüyeceğini, mevcut sorunları yaratan fay hatlarını (Kürt meselesi onlardan birisi) nasıl çözüleceği, hangi politikalar geliştirileceği konusunda bizim de içinde olduğumuz bir muhalefetin artık tartışma yürütmesi gerekiyor. AKP-MHP ittifakı bu haliyle yürütemez bir durumdadır. Sandıktan çıkma şansları yoktur. Dolayısıyla bu süreci önlemek bizim tutumumuz, halkla birlikte karşı koymamızda bir tarafından da kendilerine ‘muhalefetim’ diyen çevrelerin yeni bir Türkiye için asgari müştereklerde de olsa bir yol haritaları oluşturmaları, tartışmaları gerekiyor. Bu gidişata ‘dur’ demenin tek yolu muhalefetin bir araya gelmesidir.
Muhalefet aslında söylemde mevcut durumun alternatifini ve temel ilkeleri belirlemiş durumda. Eksik olan yan bu ilkeleri kamuoyuna deklare edip, onun etrafında bir araya gelip, demokrasi hattını oluşturma konusunda yetersiz bir irade ortaya koymalıdır.
Bir süredir muhalefet partileri ile temas halindesiniz. Bu temaslarda muhalefetin oluşturması gereken ‘yol haritası’ konusunda tartışmalar yürüttünüz mü?
Görüşmelerin esasında yeni Türkiye’yi oluşturacak paradigma nedir? Hangi yol ve yöntemler, hangi ilkeler (!) konusunda tartışmalar yürüttük. Aslında hem yürüttüğümüz bu çalışmalarda hem de basına yansımayan kendi görev alanımızla ilgili yaptığımız çalışmalarda ortaya çıkan bir şey var. Türkiye’nin toplumsal barışı bütün partilerin savunduğu bir şeydir. Kürt meselesinin demokratik çözümü, yargının gelmiş olduğu nokta, görüştüğümüz bütün partilerin eleştirdiği bir durum. Yargının siyasi erkin yönlendirmesi ile hareket ettiği tespit edilen en önemli konulardan birisidir. Bu bahsettiğim iki ana tartışma tüm partilerin katıldığı bir durum. Bunun yanı sıra yolsuzluk ve yoksulluk konusundaki tavırlar ortak. Muhalefet aslında söylemde mevcut durumun alternatifini ve temel ilkeleri belirlemiş durumda. Eksik olan yan bu ilkeleri kamuoyuna deklare edip, onun etrafında bir araya gelip, demokrasi hattını oluşturma konusunda yetersiz bir irade ortaya koymalıdır.
Söylem, tespit konusunda en sağdan en sola birbirine yakın görüşler ortaya konuluyor. Sadece pratikte hayata geçirecek mekanizmaların oluşturulması konusunda bir  bekleme, izleme durum söz konusu. Tabii ki bazı zorluklar var. Yani İYİ Parti ile bir sol, sosyalist ya da HDP’yi yan yana koymak çok zor ama demokratik parlamenter sistem denilince bütün partiler bu konuda hemfikir. Toplumsal barış konusunda kimse ‘olmasın’ demiyor, kimse ‘Kürt yok’ demiyor, Kürtlerin ana dilinde nasıl eğitim göreceği Gelecek Partisi’nin de, DEVA Partisi’nin de bizimle tartıştığı, yöntem aradığı bir mesele. Dolayısıyla sadece üstten değil, tabanda da kalın duvarlar yıkılmış durumda. Taban da halk da yerel de muhalefeti ana ilkeler etrafında bir araya gelmeye davet ediyor.
Muhalefet şu anda bir yol arayışında diyebilir miyiz?
Kesinlikle yol arayışında. Ama bir mekanizma oluşturma konusunda henüz ciddi bir çekimserlik var. Bu görüşmelerimiz de buna hizmet eden bir şey.
HDP olarak nasıl bir yol öneriyorsunuz? 
Biz ön kabullerle hiçbir zaman bir siyasi partiyle oturmayız. Türkiye’nin temel tablosu net bir şekilde ortada duruyor. Yurttaşların şu anda mevcut gidişattan en fazla rahatsızlık duyduğu başlıklar; demokrasi, Kürt meselesi, yoksulluk, yargının durumu, cezaevlerindeki durum vs. Demokrasi ittifakı içinde yer alacak hiç kimsenin bir diğerini dışlama şansının olmaması halinde başarılı olabiliriz. Ön kabullerle, geçmişteki pratiklerle, kişileri, aktörleri, partileri değerlendirirsek, bir yol açamayız. Yerel seçimlerde ortaya konulan irade tam da bu dediğim şeyin sistematize edilmiş bir halidir.
Yerel seçimler Türkiye muhalefetinde çok önemli bir mihenk taşı olduğunu ortaya koydu. Bu gidişatı bir araya gelerek değiştirebiliriz, bunu dışında bir gerçeklik yok. Demokratik zeminde bir araya gelmenin koşulları hiçbir dönem olmadığında daha fazladır. Hiçbir dönemde olmadığı kadar en sağından en soluna kadar bütün partilerle görüşebiliyoruz, tartışabiliyoruz. Bu temel konuları masaya yatırıp, fikir sunabiliyoruz. Bu konuda çok umutluyum. Toplumsal muhalefet hiçbir zaman olmadığı kadar bu meseleye hazırdır. Bu konuda partimiz kararlıdır. Umarım önümüzdeki günler muhalefeti, demokrasi güçlerini toparlayan, ortak ilkeler etrafında bir araya getiren çalışmalar da çok önemli bir noktada olduğumuzu kamuoyu görecektir.
Kesinlikle partiyi kapattırmayacağız, partimizi savunacağız bu konuda sonuna kadar mücadele edeceğiz ama halkımızı da seçeneksiz bırakmayacağız.
AYM’nin kararı nihai değil. Olası bir kapatma halinde nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Kapatma konusu ile ilgili süreç bitmedi. Hükümetin pozisyonu çok önemli. Yarın nasıl bir şeyle karşılaşacağımızı henüz kestiremiyoruz ama bir gerçek var. Biz AYM’nin kararı çıkmadan önce kurullarımızla yapmış olduğumuz toplantılarda, kesinlikle ‘partiyi kapattırmayacağız, partimizi savunacağız bu konuda sonuna kadar mücadele edeceğiz ama halkımızı da seçeneksiz bırakmayacağız’ dedik.
Birçok seçenek tartışıldı. Bu konuda olanaklar var. Bize gönül veren, oy veren partinin tabanını oluşturan ve bize dostluk yapan bütün çevreler şunu çok iyi bilsinler; halkımız hiçbir zaman seçeneksiz kalmayacaktır. İhtiyaç duyduğu zaman seçenekleri olan bir siyasi partiyiz. Bu konuda çok tecrübeliyiz. Bu konuda tez yazdık, doktora yaptık. Hiçbir seçeneği yadsımıyoruz, yüzde 3-5 olasılığı olan seçenekler dahi masada tutuluyor. Her biçimiyle bu fikriyat, bu gelenek devam edecektir. Hem kapatma davasıyla ilgili hem Kobanê davasıyla ilgili komisyonlar oluşturduk. Ulusal ve uluslararası düzeyde hukuki destek alan, tartışmalar yapan bir yandan da geçtiğimiz günlerde Mardin’de yaptığımız gibi olası bir durumda halkımızın taleplerini, istemlerini toparlamaya çalışan çok geniş toplantılar yapıyoruz. Halkımızla yol, yöntem arayışına girdik. Ne yapacaksak en geniş çevrelerle birlikte, tabanla birlikte tartışarak bu halkı seçeneksiz bırakmayacağız.
MA / Diren Yurtsever
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu