Hasan Bildirici

Ahmet Altan Hayat Hanım’la geri döndü

Uzun zamandır az yazıyorum. Uzun iş saatlerinin bunda etkisi olsa da aslında yazacak pek bir şey yok. Evet yok. Birbirinin tekrarı aşırı umut yüklenmiş yazılar beni mutlu etmiyorsa sizi nasıl mutlu edecek. Yazı, bir karakterdir. Yüksek bir propaganda ve yüksek bir umut içerse de sizler yazının karakterini çözmekle kalmaz, yazanın da karakterini çözersiniz. Bu nedenle inanmadığım şeyleri size yazamam.

Lenin döneminde buharlı bir Sovyet treni harekete geçti. Stalin döneminde duraksayan bu treni Stalin, beş milyon kişinin hayatına mal olan insan gücüyle itti. Daha sonra modernleştirilip çeşitli kılıklara büründürülen bu tren için Gorbaçov: “Tren durmuş aslında,” dedi. “Sallayarak trene gidiyor görüntüsü veriyor ve sizi kandırıyorduk, haydi inin aşağı!”

Sovyet insanı trenden inip bir baktı ki, tren gerçekten gitmiyormuş.

Türkiye gibi Doğu ülkelerinde ve toplumlarında gerçekle yüzleşmek olmaz. Gerçek adına yalanın çeşitli tonları olur.

Ben sadece yöneticileri suçlamıyorum. Devleti de tek başına suçlamanın bir anlamı yok. Türkiye’de; yanlışları ve karanlıkları besleyen toplumsal bir eğilim ve vatandaşlık biçimi var aslında. Eğer bu besleme olmasaydı, kötü olarak adlandırdığımız bu kadar kötülük sür git iktidara gelmez; ve bunları iktidara getirenler, yine en çok okunan gazeteciler, düşünürler ve aydınlar olarak kendilerini bizlere yutturamazlardı. Bizler sadece kötü iktidarların kurbanı değilizdir; bizler aynı zamanda ilgi, yakınlık, takip ve değer vermelerle yanlış muhalifliğin büyük destekçileriyiz.

O gün baktım Ahmet Altan “Hayat Hanım” romanıyla hayatımıza geri dönmüş. Siyasal islam’ın başa geçirilmesinde önemli katkıları olan Ahmet Altan tarzıdır bu. İktidara yönelik yukarıdan oynar, garip oynar, belgeler akar, ona akan belgelerle Türkiye’nin altı üstüne gelir, AKP’ye oy vermiyoruz diye yazılarında ondan azar iştiriz. Fethullah Gülen aleyhine yazdığımız yazıları şiddetle kınar. Bir de Siyasal İslam’ı deneyelim diyerek bizleri olmadık maceralara sürükler. Yıllar sonra elinde bir romanla yara bere içinde bize geri döner. “Biliyorum, çok insanı küstürdüm,” der.

Çoğumuz romanını alırız, ilk sayfalarına bir göz attıktan sonra, sonra okumak için bir kenara koruz, ama hangi düşmana inatsa Ahmet Ağabey dönmüştür.

Niye gitmiştir, gittiğinde kimlerle olmuştur, neler yapmıştır bu arada, bunlar önemsiz sorulardır. Ahmet Ağabey koltuk altında ödüllü bir romanla dönmüştür ya. Nasıl olmuştur, Türkçesi okumadan bu roman yabancı bir dilde nasıl ödül almıştır? Bunlar önemsiz sorulardır.

Ahmet Ağabey “Hayat Hanım” la aramıza geri dönmüştür.

Bu tür konularda çok vefalıyızdır

AKP-MHP iktidarını “yetmez ama evet”le Türki ve Kürdi kıyafetlerle başımıza musallat edenleri de çabuk unuttuk. Onların yazılarını paylaşıyoruz yeniden. Yazılarının altına kalp, göz, zafer işaretli parmaklar yerleştiriyoruz. Çünkü bizim de seçkinciliğimiz yok. Belleğimiz zayıf. Yorgun ve ufuksuz düşmüşüz. Sürekli aldatılmaya, bir sene sonra yine aynı temada aldatılmaya çok ihtiyacımız var.

Ahmet Altan’ın Hayat Hanım romanını okuyamadım henüz. Okuduğumda görüşlerimi yazacağım. Ahmet Ağabey’in romancılığını az çok tanırım. Elif Şafak’ın romancılığını da tanırım.

İktidarı elinde bulunduran İslamcıları ve onların tarikatlarını mutlu etmek için bazılarının harcanması gerekiyor. Avrupalı Hıristiyan kadının İslamcı Türk şeyhinin şevkat ve aşkına koşması hikayelerini kaçımız baş ucu romanı olarak bulundurduk?

Bizim ülkemizde sadece markların ve paraların sahtesi yapılmaz, romanın ve filmin de sahtesi yapılır.

İnsanlıktan değil, ama Türkiye’den umudu kesmek kötü değildir. Bitmiş ve çürümüş bir evlilikten umudu kesmek ne kadar doğruysa; toplumsal ve devletsel sahtekarlığın diz boyu olduğu ülkeden umudu kesmekle ancak yeni bir hayat filizlenebilir.

Ahmet Altan Hayat Hanım’la aramıza döndü. Niye gitmişti, nereye gitmişti, kimlerle olmuştu, niye döndü?

Huzurlu ve iyimser değilim.

Hoşgörümü, insan umudu öğüten Türk devlet ve toplum çarkının dişlileri arasında kaybettim.

İsyan umudumu bu nedenle dün akşam bir martının çığlığına yükledim.

Daha Fazla Göster

8 yorum

  1. hasan hoca yazilarin bizim ruhumuzu aciyor yazmaya devam lütfen tespitleriniz yerinde ve cok dogru buluyorum simdiye kadar su da yanlis diye düsündügüm tespitiniz olmadi

  2. Sonuclara göre siyasi tavirlar degerlendirmek mümküm. Bir siyasi tavrin basarisiz oldugunu söyleyebiliriz. Ama insanlari yargilayarak biraz kolaya kacmak gibi geliyor. Hangi sartlarda hangi tavir gösterildi önemli. Olaylari zaman mekana ve sartlara göre degerlendirmek gerekir. Chp o zaman neydi? Ne istiyordu? Ordunun konumu neydi? Kürtler ne diyordu? Gülencilerin bakis acilari neydi vs? Bu sorulara cevap vermesek ve sadece altanlara yüklenmek bence pek dogru degil. Bildigim kadariyla altanlar ordunun etkisini azaltmak istiyorlardi. Türkiye icin bati tipi bir demokrasi istiyorlardi. Yalnis bilgim varsa düzeltin. Kürtlerde bir nevi erdoganla isbirligi yaptilar. Cözüm süreci bir isbirlidigir. Bunu olumsuz almanda söylemiyorum. Ama sürec akp ve mhp barbarligi ile sonunclanmis ise öyle yilar önce yaptiklariniz yalnistir demek kolaya kacmaktir.

    1. “ Olaylari zaman mekana ve sartlara göre degerlendirmek gerekir. “ politik pragmatism kisa vadeli ongoruler ile treninizi taka tuka goturur ama nihayetinde Gorbachev’in dedigi tren olur. Zaten Rusya yi felakete surukleyende Lenin efendinin Kaiser’i kullanip devrim yapalim mantigi ile Kaiser’in treninine Zurich te 9 Nisan 1917 de atlamasidir. Sonucta Kaiser kuklalarini kullanip Brest-Litovsk ta istedigini almisti. Guru Kaiser’in ikinci buyuk pragmatic ogrencileride Bolshevik lerin kankasi ittihat terakki ceteleri idi. Bu cetenin dusuk profillileri “ kurtulus savasi “ verirken yoldaslarindan altinlar vs..ayrica soykirimci enver haydutunuda baku “Birinci Doğu Halkları Kurultayı” na cagirmakla Leninist Rusya dusmanlari adeta kadim dogu halklari ile Ingilizlere akdeniz sulari ve dogusu icin ders/gozdagi verme pahasina anatomik bazi bolgeleri ile dalga geciyorlardi.

  3. Sayın Memo Bey, eğer Kürd halkı gerçek düşmanını tanımış olsaydı, bugünkü durumda olmazdı. Sence Kürdün en büyük düşmanı kimdir ve nedir????? Altan kardeşlerin Kürd düşmanı olmadığı kanısındayım. Sonra Kürd olarak her hümanist yazarı, çizeri, sen ve ben gibi düşünmeyeni de düşman görmemiz doğru değil. Ben Altan kardeşleri tam dört-dörtlük kişiler olduğunu söyleyemem, ama Kürd düşmanları değiller diye düşünenlerden biriyim. Erdoğan’ı başta bende destekledim. Hele mecliste Dersim için konuşması, beni çok etkilemişti. Ama sonra bir seksen dönüş. Sence sebep ne idi ve nedir? Bizim Kürdçede bir atasözü var ki Türkçesi de şöyle: “Önce iğneyi kendine batır, sonra çuvaldızı da karşındakine”. Li gor bawerîya te, di vê gelşê da sûçê me Kurdan tune? Saygılar.

  4. Ben 1960 yılında asker iken, Ahmet Altan’ın merhum babası Çetin Altan Milliyet gazetesinde “Taş” adlı sutunda günlük çeşitli konuları içeren yazılar yazardı. Sonra, yani 1965’te o “Onlar Uyanırken” adlı kitabıyla benim Sosyalist hocam oldu. Çok güçlü bir yazardı, çok severdim,toprağı bol olsun. Hasan Beyin yazısına ve Bavo beyin yorumuna gelince, ben ikisi gibi düşünenlerden değilim. Çünkü 1400 yıldan beri bütün İslam ülkelerinde, gerçek insan gibi insan, bir Nelson Mandela, bir Malcom X gibi insansever kişiler çıkmamış. İslam hep katilleri doğurmuş. Ayrıca kusursuz insan da yoktur dünyamızda. Çünkü iki olgu içinde yaşıyoruz. İyilik ve kötülük. Bence Altan kardeşler, Türkiye gibi bir İslam ülkesinde, eksikleriyle beraber örnek kişiler. Ayrıca biz Kürdlerin yeğenleri. Yani anneleri Kürd. Baba tarafının aslını araştırmadım, ancak Moğol ırkından olmadıkları kesin. Bavo arkadaşın Ahmet’i PKK ile ilgili deyişini duymadım, öyle bir yazıda okumadım, beni bağışlasın; ancak PKK’nın Kürd halkına verdiği zarar, düşman zararından daha fazla diye düşünenlerden biriyim. Saygılarımla.

  5. Hasan hoca altanla ilgili belirlemeleriniz sapka cikarilacak cinstendir. altanci birine yukarida yazdiklarinizin kücük bir kismini deyince hemen küsüyor ve savunmaya geciyor, tabi savunmaya gecenler bildigimiz kürt yurtseverlerdir. her insan hata yapabilir deyip basliyorlar propagandasini yapmaya. hata dedikleri bugün basimiza gelen felaketlerdir. altan simdi de üst perdeden bize bu iktidarin nasil bir vahsi oldugunu anlatiyor :)) zaten taraftarlari da ayni sekilde onun iktidara iliskin düsüncelerini üzerimize boca ediyor. öyle bir boca ediyorki insan ice dönüp yahu ben bu adama haksizlik etmisim düsüncesini yesertiyor. yanlis olan benmisim ben abartiyormusum hissini veriyorlar insana…

    sahsen türkün ne demokratina, ne yazarina, ne gazetecisine, ne sporcusuna, ne siyasetcisine asla ne güvenir ne de inanirim. türklük kürtlügün yokolusu üzerine insa edilmis sapik bir ideolojidir… ve bu ideolojinin en saglam temsilcileri ne bahceli ne erdogandir, altan ve onun gibi bize aydinmis gazeteciymis yazarmis diye sunulanlardir..

  6. Kürt,Kürde düşmanlık yapmasın yeter.Kürdün,Kürde düşmanlığı ise başka düşman olsada,gerek bırakmıyor.Kürtler kendi kendilerine yetiyorlar…A Altan sevse ne olur sevmese ne olur…Türkler açısından önemi olur Kürtler açısından hiç fark etmez…

  7. Yine cok dogru bir yaklasim sevgili Bildirici. Aldigim notlarin birinde A.altan tc nin bir katliamni gerilla yapmistir deyip, sacma ama kafa karistirici bir uslupla yazdigini hatirliyorum hapise girmeden. Arap bahari döneminde yine kurdleri suclamisti. Kurdlerin hafizasi zayif yada sömurge kisilik komplexi ile turku sevmeye hazir. Kendisini solcu yada islamci turkle beraber adam gibi görme komplexinden kurtulamadi henuz. Ben o helikopterin bombalamasini kurdlerin ustune atmasi yazisindan beri A. altanida cengiz cavdar, hasan cemal gibi gördum.. Yazikki kurdleri ulusal bilinc yeni gelismisken cesitli dalaverelerle yeniden hendeklere gömduler ve tirki demokratiklesme tuzaginda ayni komplexe bir daha soktular.

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: