MEDYADAN

73. Ferman’ın 6. yıldönümünde Ezidi çocukların acısı

6 yıl önce, İŞİD zulmünden kaçan Ezidiler için belediyelerin organize ettiği kamplarda çalışırken tanımıştım Cafer’i. 10 yaşlarında bir çocuktu Cemal, sanırım Silopi kampındaydık. İŞİD’liler babasının kafasını Cafer’in gözü önünde kesmişti. Cemal sürekli kriz geçiriyordu. Krizlerden ayakları tutmuyordu artık. Kamptaki gönüllü doktorlar onunla ilgileniyordu ama daha donanımlı bir hastaneye gitmesi gerekiyordu. Ona yardım edemiyorduk, çünkü devlet Ezidilere sağlık desteği vermiyordu.

Cafer gibi yüzlerce çocukla karşılaştım daha sonra. Duhok’ta, Zaho’da, Baadre’de, Diyarbakır, Cizre, Batman, Şırnak Ezidi kamplarında. İŞİD canilerinin sosyal medya hesaplarından arsızca sergileniyordu kestikleri insanların kafaları. Ve maalesef kimi zaman o hesaplara konulan fotoğraflara bakarak bu çocukların babalarını ya da abilerini arıyorduk.

Ezidi çocukların yaşadığı travma ile uluslararası toplum bugüne kadar neredeyse hiç ilgilenmedi. Birkaç gün önce Uluslararası Af Örgütünün yayınladığı ‘Terörün Mirası: IŞİD Şiddetinden Hayatta Kalan Ezidi Çocukların Durumu’ (Iraq: Legacy Of Terror: The Plight Of Yezidi Child Survivors Of ISIS)  başlıklı rapor bu nedenle çok kıymetli.

Rapor kapsamında İŞİD tarafından çocukken esir alınan ve İŞİD şiddetinden hayatta kalan çocuklara bakan aileler, psikologlar, sivil toplum örgütü çalışanları, doktorlarla görüşülmüş. Bu çocukların fiziksel ve ruhsal sorunlarına yer veren rapor, aynı zamanda, İŞİD üyelerinin uyguladığı cinsel şiddet sonucu doğan çocukların annelerinden zorla ayrılmasına son verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

İŞİD tarafından kaçırılan, işkenceye maruz kalan, savaşmaya zorlanan, tecavüze uğrayan ve daha sonrasında ailelerine geri dönen 1.992 çocuk için hayat oldukça zor. Bu çocukların çoğu zaten kalıcı yaralar, hastalıklar veya fiziksel sakatlıklarla geri dönmüş durumda. Rapora göre travma sonrası stres bozukluğu, kaygı ve depresyon, bu çocukların en sık yaşadığı ruhsal sağlık sorunları arasında. Ve bu çocukların sıklıkla gösterdiği semptomlar ve davranışlar arasında saldırganlık, geçmişi hatırlama, kabuslar, sosyal ortamlardan geri çekilme ve ruh halinde ani değişimler yer alıyor.

Raporda bu çocuklar eski çocuk askerler ile cinsel şiddete maruz kalan kız çocuklar olmak üzere 2 grupta incelenmişler. İŞİD’in esir aldığı binlerce Ezidi erkek çocuk yıllarca aç bırakıldı, işkenceye uğradı ve savaşmaya zorlandılar. Şimdi geri dönen bu çocuklar sosyal yaşamdan soyutlanmış durumdalar. Ve yine rapora göre bu çocuklardan yarısından fazlası herhangi bir psiko-sosyal, mali ya da farklı bir tür destek almıyorlar.

Ezidi kız çocuklar ise cinsel şiddet de yaşadıkları için farklı tür ihlallere maruz kaldılar. Çoğu tecavüze uğradı, cinsel köleliğe maruz kaldılar, kimisi çocuk anne oldu. Bu tecavüz ve cinsel şiddetin sonucu yüzlerce çocuk doğdu ve bu Ezidi kız çocuklar toplumlarına geri kabul edilmek için çoğu zaman bebeklerini bırakmak zorunda kaldılar. Istırap içindeler.

Af Örgütü yetkililerine konuşan, şimdi 22 yaşında olan ve çocuğunu bırakarak geri dönebilen Canan şöyle söylüyor:

“Toplumumuz ve dünyadaki herkese ‘bizi ve çocuklarımızı kabul edin’ demek istiyorum. Bu kişilerden çocuk sahibi olmak istemedim. Çocuk doğurmak zorunda bırakıldım. Babasıyla bir araya gelmeyi kesinlikle istemem ama oğluma kavuşmaya ihtiyacım var”.

Bugün 73. Ferman’ın 6. yıldönümü. Şengal’den, Baadre’ye, Şeyhan’a, Laleş’e Ezidiler uzun beyaz elbiseleriyle yürüyecekler.  Melekler mabedinde dileklerini dileyip Kutsal Dilek Taşına kırmızı mendili atacaklar.  Bu yıl bir kez daha Tanrı’dan İŞİD’in elindeki kadın ve çocuklarının kurtarılmasını dileyecekler.

73. Ferman’ın 6. yıldönümünde hala İŞİD’in elinde binlerce kadın, bine yakın da Ezidi çocuk var. Kurtarılanlar da İŞİD terörünün korkunç mirasını taşımaktalar. Ve yalnızlar, yapayalnızlar. Yaralarını sarmak için gerekli desteklerden mahrumlar.

Pari, İlwin, Cemal, elimi sıkı sıkı tutup hiç bırakmayan küçük Wahat, Mir Amer, Babe Çavuş, Seydo… tanıdığım tüm güzel Ezidi dostlarım, bu gece kalbim sizinle. Bu 6 yılda gönül kapınıza ulaşamadık, yaralarınıza merhem olamadık, çok üzgünüm. Umarım bu yazım sizlere ulaşır. Bilin ki bu gece sizinle olacak kalbim. Sizinle ağlayacağım Laleş’te. Dilek Kapısında dileyeceğim dileğimi. “Ya Xwede” diyerek, gözümü kapatıp kırmızı mendili atacağım Dilek Taşına.  Bu sefer tutturmayı umarak Wahatım, bu sefer tutturmayı umarak.

Tausi Melek ji we razi be!

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı