Aydın Dere

İKİ KAHRAMAN ZEKİ VE NECMETTİN

Onları çocukluklarından bilirim;varlıkları ve anadilleriyle yasaklı halkının ak pak birer güzel çocuklarıydılar. Necmettin Ateş ve Nihat Dere. Aynı jenarasyondan doksanlı yıllarda Kürdistan aşkı onlar için her şeyden daha ağır basınca yürekleri ve iradeleriyle davaya katıldılar.

Nihat, hayat dolu, güler yüzlü gittiği ortama neşe götüren pozitif enerji yüklü oluşu onun belirgin özelliklerindendi. Erivan’a kitle çalışmalarına gönderildi ve bir süre sonra Bakur’a giriş yaparken Ağrı dolaylarında birkaç arkadaşıyla şehit edildiği haberlerini almıştık. Necmettin ise Avrupa’da epey kaldı. Kitle çalışmalarında kazanmayı esas alan toparlayıcı yumuşak güler yüzlü bir kişiliğe sahipti. Bir akşam bana misafirdi. Uzun zamandır görüşmemiştik, öyle derin bir sohbete dalmıştık ki Alplerden doğan sabah güneşine dek sürmüştü.

Bazen bir aşk taşırız içimizde, fakat bu öyle bir aşk ki halkının acılarını yüreğinde hissedersin; yaşadığı katliamlardan, acılardan, yoksulluklardan ve ıztırarlardan kurtulmasını ve özgür dünya ulusları içinde yer almasını büyük bir tutku ile savunursun.

Bu aşk, özel, duyarlı ve erdemlilerin aşkıdır; adanmışlık ve yiğitlik taşır kendi içinde.

Bizi biz yapan değerleri savunurken dava insanı olmak ve tarih karşısında sorumluluk hissetmek her kesin karı değil. Bundan ötürü her kese halk kahramanı denmez ve bundan ötürü bir halkın ortak değeri haline gelirsin.

Kuşkusuz insan gibi insanlar haksızlıklar ve zulümler karşısında kayıtsız kalamazlar.

Bu soylu duyguları herkes yaşamaz, bundan ötürü bu duygu ve düşüncelerin sahibi gerçek bir halk kahramanlığıdır. Halk kahramanı gerektiği yerde canını vermeye amadedir. İnsanlık tarihi boyunca nerdeyse at başı giden ve dur durak bilmez iyilik ile kötülüğün çatışmasında bu kişilikler tarihin yanlış akışının önüne geçenlerdir ve insanlığın güzelliğe doğru gitmesini sağlayandır, ona “dur!” diyendir ve insanlığı aydınlıklara taşıyanlardır.

Çünkü herkes davası uğruna en değerli varlığı olan canını veremez. Necmettin Ateş henüz çok genç yaşta evli aile çocuk sahibiydi. Zeki Dere genç hayata kendi geleceğine dair yapacak çok şeyi varken davaya, dahası ateşten bir mücadeleye katılması kuşkusuz insanda derin bir saygı uyandırıyor.  Bundan ötürü insanlık böylelerine şehit ve kahraman sıfatlarını yakıştırmıştır.

Keşke Kürd halkı özgür olsaydı ve bunca zulümler olmasaydı da kimsede savaşmaya gitmeseydi. Fakat hayat böyle değil maalesef. Hele hele Ortadoğu hiç böyle değil. Gücün yoksa savunmasızsan sömürgeciler halkını acımadan ezerler ve hatta onuruyla oynarlar.

Dört parçaya bölünmüş zengin topraklarıyla iştah kabartan bir yurttan ve 50 milyonluk bir halktan söz ediyoruz. Bu halkın savunucusu olmak kuşkusuz kahramanlıktır.

Necmettin Ateş ile Zeki Dere’de bu güzel ve erdemli kişilikleri saygı ile anıyorum.

Doğum sancıları çekiyor topraklar

Dağlar dağlara sular sulara kavuşmaz

Düşün kaç savaşçı düştü toprağın rahmine

Yüz yıl oldu bitmeyen kan ve isyan neden durulmaz

Civandılar ışıl ışıldı yüzleri

Bitimsiz bir sevdaydı düşleri

Kanlı ve fırtınalı yüz yılın sonundayız

Sönmeyecek elbet ışıldayan düşlerimiz

Daha Fazla Göster

Yorum yaz

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu