ANF'ye konuşan Mustafa Karasu, dönemin direniş taktikleri, AKP'nin soykırım politikaları, referandum ve Barzani'nin Ankara ziyaretine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Türk devletinin Kürdistan'da sürdürdüğü saldırıları değerlendirdi ve herkesi bu saldırılara karşı direnişe çağırdı.

Karasu, Xerabê Bava yönelik saldırıların AKP-MHP iktidarının Kürtlere karşı tutumunun ifadesini olduğunu belirtip "Bütün Kürtlerin iradesi kırılmak isteniyor" dedi.

ANF'ye konuşan Mustafa Karasu, dönemin direniş taktikleri, AKP'nin soykırım politikaları, referandum ve Barzani'nin Ankara ziyaretine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Kürt halkının bu zulme karşı derhal ayağa kalkması gerektiğini vurgulayan KCK Yürütme Konseyi üyesi Mustafa Karasu, şu değerlendirmelerde bulundu;

ŞEHİRLERDE YAPTIKLARINI KÖYLERE TAŞIYORLAR

"On beş güne yakındır Nusaybin'in Xerabê Bava köyü kuşatma altında. Köyün kuşatma altında olması, hiçbir siyasetçinin, gazetecinin, insan hakları kuruluşunun köye gidememesi, orada ağır bir zulüm yapıldığının kanıtıdır. Gerçekten zulüm yapılmaktadır. Niye zulüm yapılıyor; bu bir politikanın sonucudur. 7 Haziran'dan sonra AKP-MHP ittifakının Kürt düşmanı politikasının Kürtleri ezme, sindirme, irade kırma politikasının yansımasıdır. Geçen yıl şehirlerde yapılanın köylere taşırılmasıdır. Xerabê Bava'daki katliam, zulüm, işkence daha önce Nusaybin'de, Cizre'de, Şırnak'ta, Sur'da yapılanın devamıdır. Amaç nedir; irade kırmaktır, sindirmektir. Zaten bahar da yaklaşıyor. Newroz'dur, 8 Mart'tır, Kahramanlık Haftası'dır, baharın uyanışı gibi Kürtlerin de uyanışıdır. Bunun da önünü kesmek istiyor. Onun için bu kadar zulüm yapıyor. Bu köyün hepsi HDP'ye oy vermiş, yüzde doksan dokuz HDP oy almış orada. Kürtlerin yüksek oyla HDP'ye verdiği şehirleri, köyleri hedefliyor, sindirmek istiyor. Bu açıktır. Bu herhangi tekil bir olay değildir. Sadece Xerabê Bava'yı ilgilendiren bir olay değildir. Bütün Kürtleri, Kürdistan'ı ilgilendiriyor. Bütün Kürtlerin iradesi kırılmak isteniyor. Oradan Ağrı'ya da gözdağı vermeye çalışıyor, oradan Muş'a, Bingöl'e, Hakkâri'ye, her yere gözdağı vermeye çalışıyor. Bu bakımdan oradaki zulmü bütün Kürtler kendilerine yapılmış zulüm olarak görmeliler. Sadece o köyle ilgili değildir, Kürt'e yönelik bir tutum var, Kürt'ün iradesi kırılmak isteniyor. Yok, biz Kürtlere karşı değiliz de bilmem teröristlere karşıyız, şuna karşıyız. Bu demagojidir, yalandır, bütün Kürtlere karşıdır. Saddam Hüseyin'de öyle diyordu; ben bütün Kürtlere karşı değilim, kendi işbirlikçileri vardı, 'ben bütün Kürtlere karşı değilim şunlara karşıyım' diyordu. İran da 'ben bütün Kürtlere karşı değilim şu partilere karşıyım' diyor. Şimdi AKP iktidarı da 'biz bütün Kürtlere karşı değiliz de şuna karşıyız' diyor. Suriye de öyle söylüyor; 'biz Kürtlere karşı değiliz, şu Kürtlere karşıyız'. Nedense bu herkesin demagojisidir. Peki, başka Kürt nerede var? HDP Kürdistan'da yüzde yetmiş oy almış, sen hepsine karşısın, HDP'ye oy veren bütün Kürtlere karşısın. Bu bakımdan bütün bu gerçeği Kürtler görmeli; orada Kürt'e karşı bir zulüm var. Bu zulme karşı durmak gerekiyor. Şehirlerin yakılıp yıkılması şimdi köylere taşınmış. Bunlar ancak direnişle durdurulur."

HER SOKAK, HER MAHALLE AYAĞA KALKMALI

Türk devletinin özellikle şehir merkezlerindeki yoğun baskılarına dikkat çeken Karasu, bu durumdan dolayı direniş tarzının da toplu değil sokak sokak, mahalle mahalle şeklinde yapılması gerektiğini belirtti.

Mustafa Karasu'nun bu konudaki değerlendirmeleri şöyle: "Mazlum Doğan cezaevinde şunu söyledi; 'direniş zafere, teslimiyet ihanete götürür'. Kürtler direndi, kazandı. Son kırk yıldır Kürtler niye uyandı? Şu anda dünyanın en itibar gören halkıdır. Ortadoğu'nun en özgürlükçü demokratik halkıdır. Kürtler Ortadoğu'nun yükselen halkıdır. Neden Kürtler Ortadoğu'nun yükselen halkıdır? Zulme, baskıya karşı direndikleri ve demokrasi mücadelesi verdikleri için şu anda dünyada itibar görüyor. Eskiden kim Kürt'e itibar ediyordu. Eskiden Kürt'e şöyle diyorlarmış; işte çeşitli güçlerin yakıp birbirinin üzerine attığı yağlı paçavra gibidir diyorlarmış. Değerlendirme aynen budur. Kürt hakkında neler söylenmemiş ki bu Ortadoğu'da. Kürt'ü küçümseyen belki onlarca özdeyiş, atasözü gibi şeyler var. Ama şimdi öyle midir? Kürt dünyada itibar görüyor, Kürt kadını dünyada itibar görüyor, Kürt genci itibar görüyor, fedaidir. Halkı için fedailik yapıyor. Kadın fedailik yapıyor. Artık boyun eğen Kürt yok, boyun eğen kadın yok, boyun eğen genç yok. Yaşlılarımız da direniyor, mellelerimiz direniyor, herkes direniyor. Ve öyle itibar kazanılmadı mı? Kırk yıldır itibar kazanılmadı mı? Şimdi Kürtler itibarlı bir halk değil mi? Bunu kim kazandırdı. Önder Apo'nun öncülüğünde PKK kazandırdı. Bugün İran'da da, Irak'ta da, her yerde Kürtlerin itibar kazanması bu mücadelenin gelişmesiyle bağlantılıdır. Bu mücadele gelişmeseydi şu anda Irak'ta bile Kürtleri tanımazlardı.

PKK OLMASAYDI BARZANİ ANKARA'DA KARŞILANMAZDI!

Şimdi Barzani ikide bir Ankara'ya gidiyor, Ankara'da karşılanıyor. Niye karşılanıyor? Düne kadar bilmem aşiret reisleriydi, şunlardı bunlardı. Şimdi niye karşılanıyor? Mücadele olduğu için. Mücadele edilmezse Kürt ezilir, onuru çiğnenir, itibar görmez. Ne oldu; IŞİD Şengal'e girdi, gerilla gitti ne yaptı; direndi, itibar kazandı. Dünyada itibar kazandı Kürtler. Bu bakımdan orada Kürt'ün onuru çiğnenmek isteniyor. Hepimiz onursuzlaştırılmak isteniyoruz. Boyun eğeceksin, diz çökeceksin diyor. Xerabê Bava'da yapılan budur. Bu bakımdan kesinlikle Kürt halkı tutum koymalıdır. Şu ayrı; her tarafa TOMA, panzer koymuş işgal etmiş, özellikle şehir merkezlerini. Toplu olmayabilir, her mahallede ayağa kalkabilir, sokak ayağa kalkabilir. Biraz direniş tarzı değişebilir. Evet, baskı dönemlerinde sen yüz binleri bir araya getiremezsin, müsaade etmez. O zaman ne yapacaksın; her sokakta toplanacaksın bunu toplamı ne olacak yüzbinler milyonlar olacak. Yoksa şöyle değil, eskisi gibi yapamazsın. Newroz geliyor, Newroz'da izin vermeyecek, verse de belki bir iki yerde göstermelik olarak, kandırmak için verecek. O zaman yapılması gereken nedir; her mahallede Newroz etkili kutlanmalıdır. Şimdi de devlet her yeri işgal etmiş, sokaklar ve mahalleler Kürtlerindir. Amed'de her mahalle, her sokak ayağa kalkabilir. Her sokakta yüz iki yüz genç harekete geçebilir. Bu yönüyle ayağa kalkmak lazım. Şöyle değil; bir yerde toplanacağız, böyle olmaz. Şunu bilmek lazım, birileri gelsin bizi örgütlesin, öncülük yapsın. Bu da çok gerçekçi değil. Kürtler kırk yıldır mücadeleyle bilinç kazandılar, örgütlülük kültürü kazandılar. Kürtler zaten bilinçli bir yönüyle doğal örgütlü bir toplumdur. Öyle başka halklara benzemez. Kırk yıllık mücadele içinde yetişmiş, pişmiş bir halktır. Yüz binlercesi ceza evine girmiş, tecrübesi var, deneyimi var. Acıdan, zordan, işkenceden geçmeyen Kürt mü kalmış. Bu bakımdan ne olmuş; nasıl ki demire su verilir çelikleşir ya Kürt bu zulmü göre göre, işkence göre göre, zindanlara düşe düşe, kırk yıl mücadele ederek örgütlü toplum, dirençli toplum haline gelmiştir. Bu bakımdan her sokakta kendini örgütleyebilir. Her sokağı örgütleyecek bilinçli insan yok mu? Bir araya gelebilirler, her mahallede bir araya gelebilirler. Bazı yerlerde kadro olur, bazı yerlerde olmaz. Halk artık kendi kendini her yerde örgütleyip harekete geçmeli. Doğru eylem çizgisi bellidir. Bu hareketin eylem çizgisi, serhıldan çizgisi bellidir. Kimseye zarar vermeyeceksin, malına, eşyasına, insanlara zarar vermeyeceksin ama ne yapacaksın; direneceksin. Polis gelirse taşlı sopayla karşı çıkacaksın. Bu bakımdan gerçekten de her sokak bir direniş kalesi haline getirilmesi gerekiyor. Böyle olursa, her sokak ayağa kalkarsa yüz binlerin ayağa kalkışıdır, milyonların ayağa kalkışıdır. Böyle görmek lazım. Bu bakımdan tabi ki Xerabê Bava'da sessiz kalmamak lazım. Birileri gelsin bizi örgütlesin dememek gerek. Tabi ki sorumlu insanların harekete geçmesi lazım. Toplumu örgütlemesi gerekiyor ama halkın da tepkisini ortaya koyması gerekiyor."

KÜRT HALKI TÜRK DEVLETİNİN YAPTIKLARINI UNUTMAMALIDIR

Kürt halkı bilinçli bir halktır. Kürtlerin kendisini sıradan bir halk olarak görmemesi lazım. Rojava'da yaptıkları ortada, Güney Kürdistan'da ayaktadır. İran'da da özgür ve demokrasi isteyen bir toplum var. Dünyada Kürtler ayaktadır. Avrupa'da halk her gün ayaktadır. Baskı var diye, zulüm var diye sessiz mi kalacak Kürtler, kalamaz. Bu bakımdan gerçekten Xerabê Bava köyüne baskı karşısında tutum koymamız lazım. Bu Cizre'nin, Nusaybin'in, Sur'un yakılıp yıkılmasına tutum koymamız lazım. Evet, Mehmet Tunç'un dediği gibi diz çökmeyeceğiz. Herkes onun izinden gidecek. Çiyager, büyük komutan, 'direnişimizde muhteşem olacak, şehadetimizde muhteşem olacak' demiştir. O büyük, muhteşem bir şehadettir. Biz böyle bir halkın çocuklarıyız. Böyle gençlerimiz, militanlarımız var. Nusaybin Serhıldan merkezidir. Serhıldanın başladığı yerdir. Zaten onun için üzerine gidiyorlar, ezmeye çalışıyorlar. Halkı göçertmeye çalışıyorlar. Hayvanlarını öldürüyor, dışarı çıkmasını engelliyor; köyde dışarı çıkma yasağı olur mu? Köyün her şeyi dışardadır. Hayvanı otlatacak, kış günüdür, şudur budur. Dünyada görülmemiş uygulamaları bu Türk devleti Kürt halkına yapıyor. Kürt halkı Türk devletinin yaptığını unutmamalıdır. Gerçekten bu süreçte Barzani de gidiyor, ne söyleyecek bakacağız. İki gerillanın şehit olduğu söyleniyor. Olabilir çatışma olabilir, şehit düşmüş de olabilirler. Fakat sen nasıl bütün köyü cezalandırıyorsun, her yeri cezalandırıyorsun. Şimdi başka köylere de saldırıyorlar. Bu Kürt'e düşmanlıktır. Kürt halkı bunu görmeli.

BAŞKANLIK KÜRTLER AÇISINDAN XEREBÊ BAVA'DIR

Xerabê Bava'daki tutum Türk devletinin, AKP iktidarının tutumudur. Buna karşıt tutum konulmayacak mı? Bir hayır gerekçesi de budur. Gerçekten de bu referandumda HAYIR için bin gerekçe vardır, evet için bir tane gerekçe bulamazsın. Tek gerekçe tüm yetkileri Erdoğan'da birleştirmedir. Güçlü bir iktidar, güçlü bir başkan; güçlü başkan dedikleri otoriter, faşist başkandır. Hiç kimse bir şey demeyecek. Adam şunu açı söyledi; seçimden seçime kimse iktidara karışamayacak. Yani sandıktan çıktın mı artık diğer seçime kadar kimse karışamayacak. İşte bunlar diktatörlüktür. Dünyada bunun adı artık diktatörlüktür. Artık dünyada bile demokrasi, seçim olsa bile her gün örgütlü toplumun, sivil toplumun, halkın yönetim üzerinde etkide, baskıda bulunduğu siyasal sistemlere artık demokrasi deniyor. Şimdi adam diyor bana yetkiyi verin istediğim gibi kullanayım. Kimse karşı çıkmasın. Şimdi gerçekten başkanlık nasıl olacak; başkanlık bu olacak işte. Bu fiili uygulamasıdır. Şimdi AKP iktidarı bu fiili uygulamayı başkanlıkla resmileştirecek. Başkanlık nasıl bir sistem denilirse; Kürtler açısından Xerabê Bava'dır. Kürt şehirlerinin yıkılmasıdır. Bu bakımdan Xerabê Bava'ya ve diğer köylere halk sahip çıkmalı, siyasetçiler sahip çıkmalı. Sadece açıklama yapmamalılar. Topluma çağrı yapmalılar. Halka çağrı yapmalılar ayağa kalkmaları için. Bu hakkıdır, zulme karşı direnme hakkıdır. Bu anayasada da vardır, evrensel hukukta da vardır, dinde de vardır, felsefede, her şeyde de vardır. Zulme karşı direnme en temel haktır. Çağrı yapılmalı, siyasetçiler çağrı yapmalı. Halk oradaki zulme karşı direnmeli, ayağa kalkmalı demelidirler. Evet, biz çağrı yapıyoruz; bütün halkın direnmelidir, bilinçli Kürtlerinde, siyasetçilerinde bu direnişe öncülük yapmaları gerekiyor.

FacebookTwitterGoogle BookmarksRSS FeedPinterest
Pin It