Haydar Işık

KÜRDİSTAN’a sefer var

Altı general otuz küsur albay on binlik ordu, polis ve yardımcıları özel hareket dedikleri çetelerle Kürdistan’ın şehir ve kasabalarına saldırıyor. Cengiz Çandar şöyle yazıyor: “Devlet’in yani polis, özel harekât, komando, tank, top vs.’nin yanında ‘Esedullah Timi’ diye kendisine ad takmış olan; sokağa çıkma yasağı ilân edilmiş, dış dünya ile ilişkisi kesilmiş şehir merkezlerinin duvarlarına silahların gölgesi altında ‘Türk isen övün, değil isen itaat et!’ diye yazan, ‘Dişime kan değdi’ diye ‘kurt işareti’ çizen paramiliter örgütler ‘kamu düzenini sağlama operasyonu’nda rol alıyor.’Kamu düzeni’ böyle mi sağlanacak? Yoksa, bu ‘iç savaş’a giden yolu ‘bilinçli olarak‘ döşemek için mi yapılıyor?”

Selahattin Demirtaş ise şöyle konuşuyor, Cengiz Çandar’ın yazısından alıntı: “Gazetelere bir bakın: Büyük temizlik operasyonuymuş. Silip süpürme operasyonuymuş. Siz kimsiniz ya? Kimi nereden süpürüyorsunuz? Bu toprakların ancak kanalizasyonunu temizlersiniz. Başka da bir şeyi temizleyemezsiniz. Çünkü, biz haklıyız, kazanacağız. Faşizm ricayla minnetle durmaz. Faşizme yalvarılmaz. Halkımızın onurlu, görkemli direnişini sahiplenmeye çağırıyoruz. Geri adım atmak bu tarihi dönemin şerefine yakışmaz. Kimsenin malını çalmadık, toprağını işgal etmedik, gasp etmedik, kimsenin köyünü yakmadık, kimsenin dilini yasaklamadık. Biz kendi topraklarında onurlu bir halk olarak yaşamak istiyoruz. Ben, bu direnişi ortaya koyan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Hükümetin yaptığı hiçbir şeyin hukuki dayanağı yoktur. Gençler (Kürtler) hendek kazıyormuş, halk barikat kuruyormuş. Başka bir yol gösterin onu yapsınlar. Hiçbir şey yapamıyorsanız, (siz Kürtler) dua edin. Hiç değilse tarihe, şereflilerin yanında, direnenlerin yanındaydım diye not düşün.”

Bana göre ise, Kürdistan’a sefer; “Ordular ilk hedefiniz Kürdistan!” diyen devlet sisteminin saldırısı, DERSİM soykırımını anımsatıyor. O zaman devletin en dokunulmazı, adı anılınca ayağa kalkılan, ölüm günlerinde, “Atam sen kalk ben yatam!” denen, ırkçı Türklerin yeryüzünde gelmiş geçmiş en kutsal şahsiyet yaptıkları Mustafa Kemal; 4 Mayıs 1937 yılında, tam da Guernica faşistler tarafından bombalandığı Mayıs ayında ordusuna Dersim seferi emri verir. En iyi hazırlanmış askeri kuvvetlerini, Muhafız Alayını, yetmemiş gibi manevi kızı Sabiha Gökçen’in beline bizzat tabancasını bağlayarak, soykırıma gönderir. Türk ordusu çok kan döktü, devlete göre 50, Kürtlere göre 70 bin Dersimli katledildi. Sonra ne oldu? O soykırımdan kurtulan insanlar teslim mi oldular? Hayır. Bugün 78 yıl öncesinden daha fazla Kürdüz, diyorlar. Hemen peşinen söylemek istiyorum. Not edin efendiler; biz Kürtleri katledebilirsiniz, ama kimliğimizi kaybettiremezsiniz. Çünkü Kürtlük namustur, şereftir, insan oğlu insan olmak demektir. Bu halkın son ferdine kadar bu değerlere sahip çıkılır.

Bugün Türk devletinin başında, Türk halkının çoğunluğu tarafından, Mustafa Kemal’i çok geride bırakan tarzda kutsanan Erdoğan var. Kürdistan seferinin emrini vermiş. Bir kez yazdım ve değişik yerlerde konuştum. Eğer Erdoğan Dolmabahçe’ye getirilen Deklerasyonu kabul edip iki halkın eşit ve özgür birlikte yaşamasını öngören konsensüsü yaratıp hayata geçirseydi, Öcalan’la Nobel Barış Ödülü alacaklarına inandığımı defalarca söyledim.

Ancak sistem Atatürk zamanına, 1925 li yıllara dönmüş. Şark Islahat Kanunu çerçevesinde Kürt kimliği devlet zoru altında tutuluyor. Kürt kasabaları ablukaya alınmış, tank, top, uçak ve helikopterle “Dişime kan değdi.” diyen devlet güçleri saldırıyor, imha ediyor, yakıyor, öldürüyor, öldürüyor. Kürtlerin korkup diz çökeceğini düşünüyor olmalılar. Bütün şehirleri yerle yeksan edebilirsiniz, ama bu seferin zaferi yoktur. Kürdistan’a saldırmanız, Kürdün yükselen ulusal bilincini kıramaz. Devletin orantısız gücünü kullanarak, Dersim’deki gibi soykırım yapsanız da zafer kazanamazsınız. Bütün generallerinizi, albaylarınızı mazlum ve mağdur Kürt halkı üzerine sürseniz de zafer kazanamazsınız. Çünkü Kürtler haklıdır. İnsanlığı Kürtler savunuyor. Kürtler, bir halkın temel insani haklarını savunuyor. Ben dilimle eğitim-öğretim görmek istiyorum. Ben kendimi bizzat yönetmek, eşit ve özgür hayat istiyorum, diyor. İşte hak burada. İnsanlık burada. Ahlak burada. Vicdan burada. Ya siz ne yapıyorsunuz? Tüm bu değerleri sıfırlayan anlayışla hak ve hukuku katlediyorsunuz.

Kemal Atatürk, Piran, Zilan ve Dersim’de hak-hukuk dinlemedi Kürtleri soykırımdan geçirdi. Bugünkü devlet, bir merhale daha ileri giderek bütün Kürdistan’a savaş açmış, ordu Kürdistan’a sefere çıkmış. Bekleyip göreceğiz. Kemal Paşa’nın kazanamadığı zaferi bu sefer mi kazanacaksınız? Oysa 2002 yılında ve sonraki seçimlerde şimdi yerle yeksan yapılan yerler Erdoğan’a en çok oy verenlerdi. Bu çağda bir halkı dili, kimliği, kültüründen mahrum etmek hangi kitapta yazılıdır. İslam Kürdün dilini yasaklıyor mu? İslam Kürde köle ol diyor mu? O halde neden bu şiddet ve bu celal?

Türk halkı ise, Kemal Atatürk’ün Kürdistan’da yaptıklarını aratmayan soykırımı ne görüyor, ne duyuyor, ne de hissediyor. Türk metropolleri sütliman. Dersim’de soykırım yapılınca da durum benzerdi. “Şakiler isyan etti, devletimizin süngüsü başlarına indi.” derken, şimdi devletimiz PKK terörünü eziyor, diyorlar. Bunca yıl geçmiş aradan, ama Türk halkı aynı noktada, aynı kafada kalmış. Kürt dostu solcularımızı da bu suretle tanıdık mı? Onlar Kürt basın yayınında ahkam kesip politik tatmin olurken, Kürtler kanıyor. Hani nerede bahsedilen o “İşçi Sınıfı”, hani nerede o sendikalar, hani nerede o Geziciler? Bunlardan birinin sesini duyan oldu mu? Kürdistan kanıyor. Solcular, devlet yetkililerine akıl veriyor, “Daha fazla ileri gitme, yoksa Kürtler ayrılır, pasaport almak zorunda kalırız,” diyorlar. Sevsinler bu solu. Her gün guguk kuşu gibi “İşçi Sınıfı” deyip öten solcuları sevsinler. Bunlarla bir yere varılamayacağı belliydi. Biten kişiliklerden sol da çıkmaz, sağ da çıkmaz.

Kürt halkı, bu savaş içinde demokratik ulus bilincini geliştirir inancındayım. Bu suretle dostu düşmanı ayırdetmede kolaylık çeker. Şimdiye kadar zorluğumuz buydu. Biraz gülümseyeni bırakalım, kasabaya gidip çavuştan dayak yiyen, dönünce yediği dayağı ve küfürü övünçle anlatırdı. Artık bu aşağılık mentaliteyi atmak gerekiyor. Kürdün kimseden ne az, ne çok tarafı var. Diğer halklardan az veya fazlamız olmadığına göre, nedir bu köleci tavır? Bu baş eğme? Bu kendisini yetmez görme? Efendi hayranlığı! Kürt halkı zor bir dönemden geçiyor. Türk sol, sosyalist, İslamist, liberalleri, demokratları, sendikalar ve “İşçi Sınıfı” akan kanı seyrediyor, belki de ekranları başında ole çekiyorlardır.

Onun için Kürdün şunu iyi bilmesi gerekmektedir. Ben elimi taşın altına koymazsam, ne anadil, ne kimlik, kültürümüze ve ne de özyönetime özgürlük verirler. Bugün direnen, canını veren gençler bu değerleri kazanmak için hayatını kaybediyor. Ya sen? Evet, ya sen diaspora Kürdü, halkın kanarken sen ne yapıyorsun? Eskiden devlet Kürdistan’a sefer açar, bölgesel katliam yaparken diğerlerinin haberi ya olmaz, ya birlik olmadığından yardım veremezdi. Ama günümüzde Cizire de yükselen yangını anında görmek olanaklıdır. Batı Avrupa’da yaşayan 2 milyon Kürdün, Türk devletinin Kürdistan seferini, katliamcı tutumunu, demokratik yollarla kitlesel protesto edememeleri, utanılacak durumdur. Kürt kasabaları yanıyor. İnsanlarımız katlediliyor, ama diaspora aydınlığı gösterilemiyor.

www.haydar-isik.com
https://www.facebook.com/haydar.isik2
https://twitter.com/#!/yazarhaydarisik

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Aynı kategoride
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı